--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Türkiye’den göçenler ve çelişkiler

İbrahim Karataş
İbrahim Karataş
8

Gündemimiz göç. İstatistiklere göre dünyada 110 milyon insan mülteci olarak başka diyarlarda yaşam mücadelesi veriyor. Göçün yönü istikrarsız doğudan nispeten huzur ve güvenin daha fazla olduğu batıya doğru olmakla birlikte genelde göçün müsebbipleri arasında direkt ya da dolaylı olarak batılı bir ülke bulunuyor. Ancak batı dünyası göç yollarına set çekerek sebep olduğu dalgayı ortada bir yerde bitirmeyi yeğliyor ve göç olgusunun kendi gündemlerine girmesini istemiyor. Çünkü birilerinin yaşam hakkıyla uğraşmak yerine diğer birilerinin fıtrata aykırı cinsel tercihlerini koruma, politize etme ve yaymayı yeğliyor. 

Göç gündeminde iki farklı göç dalgası ve bu dalgalarla ilintili çelişkiler dikkat çekiyor. Birincisi, FETÖ’cülere ait. Yıllar boyu devleti ve hatta toplumu ele geçirmek için verdikleri çabaların zehirli meyvesini 15 Temmuz 2016’daki darbe ile alıp hakimiyetlerini ilan edecekken ve bu uğurda nice canlar alıp zulümle abad olmanın hayalini kurarken kendilerini Türk-Yunan sınırından kaçak geçiş yaparken buldular. Direnen millete cezayı kesen bu güruh, sıra kendilerine ceza kesilmeye gelince direnmek yerine kaçmayı tercih ettiler. Sorsanız hicret diyecekler. Kendilerini Mekke’den Medine’ye göçen muhacirine bile benzetirler. 

Ne çektilerse hep bu gaflet ve dalalet yüzünden çektiler. Ne kendileri muhacir ne de pek sevdikleri batı ensar olabilir. Olsa olsa içerideki zalim ile dışarıdaki zalimin birbirini sahiplenmesi olabilir. Bu gidişle sadece ülkelerini ve milliyetlerini değil, çok geçmez dinlerini de kaybedecekler. Zaten elebaşları din benzeri yeni bir inanç sistemi kurmuştu ve bazı FETÖ üyeleri zamanında İslam dininden ayrışmaya başlamışlardı. Bakalım kaç tanesi yedikleri tokadın bir sebebinin de Allah’ın dinini sulandırmaları olduğunu fark edecek.

İkinci bir grup da burada bir mesleği olup da daha iyi bir hayat için Avrupa yolunu tutanlar. İsteyen istediği yere gidebilir de kendini paha biçilemez olarak gösterip, “Türkiye bir mühendis/doktor/avukat vs kaybetti” diyerek kimin canının acıyacağını düşünüyorlar hâlâ çözemedik. Epey bir kısmı bir süre sonra geri döndü ama konumuz bu değil. Konumuz, onlar gibi gidenlerle, gitmek isteyip de gidemeyenlerin “Ülkemde mülteci istemiyorum” diye vatanseverlik taslamaları.

Ülkesini seven gitmez diyemeyiz. Daha iyi şartlarda yaşamak istiyorlarsa tabii ki gidebilirler. Ancak kendileri Almanya’ya, Fransa’ya, Kanada’ya vs. göçmen olarak gitmeyi normal karşılarken bu ülkeye mülteci olarak gelenleri kabul etmemeleri yaman çelişki. Neticede kendileri de gittikleri ülkelerde birer Suriyeli, Afgan veya Pakistanlı gibidirler. Kimileri Türkiye’ye gelen göçmenlerle kıyaslanmayı kabul etmeyip daha kalifiye olduklarını söylüyor ve fakat Amerika’dan gönderdikleri videolarda pizza dağıttıkları görülüyor. Bunu pekâlâ bir Afgan da yapabilir. 

Diğer yandan bu ülkeye şu anda vasıfsız işçi lazım olduğu için göçmenlerin kalifiye olması gerekmiyor. Ayrıca kalifiye olsalar bile yine istemiyorsunuz. Onların işini yapın deseler yapmazsınız ama onların yerinizi doldurmasına da razı değilsiniz. Hem sizler gittiniz diye bu ülkede eleman açığı oluşmadı. 

İstediğiniz yere gidin, para kazanın, iyi yerlere gelin ama kibirlenmeyin. Kibirlenecekseniz de önce sınıf atlamalısınız. Burada mühendis olup İrlanda’da bulaşıkçıysanız böbürlenemezsiniz. Çünkü orada statü olarak bir Afgan, Kamerunlu ya da Iraklıdan farkınız yok. Halbuki edebinizle sussanız her şey yoluna girecek. Çünkü sorun burada tepeden bakıp, orada ikinci sınıf olmayı kabullenmenizde.

 

İbrahim Karataş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle