Türkiye, ABD-YPG ortaklığına kaybetmez
Geçtiğimiz günlerde huzurdan kovulduğu için hükümete düşmanlık besleyen ve şu sıralar internet sitelerinde yazan birisi, Erdoğan-Trump görüşmesinin bugüne kadar başkan düzeyinde yapılan en başarısız görüşme olduğunu iddia etti. Tarafgirlik ve inat böyle işte böyle bir şey. İnsana önce gözünü kapattırıp gündüzü gece yaptırır, sonra da herkesin vaktin gece olduğuna inanmasını ister.
Bu zata ve diğerlerine şunu sormak lazım; Erdoğan’ın görüşmeden bir kazanımının olmadığını söylüyorsunuz. Peki, neyi kaybetti Cumhurbaşkanı? Erdoğan ABD’ye zaten zaferle gitti. Beyaz Saray’da da aslında Trump’tan daha fazlasını istedi. Alamaması halinde de kendi çabalarıyla alacağı uyarısında bulunup geri döndü.
Muhalefet bağlamında kendilerini otomatiğe bağlamış bu eşhas, istenilenlerin sınırların dışında olduğunun fakında değil herhalde. Türkiye artık “Güneydoğu’da PKK’yı istemiyorum”dan “Suriye’de PKK/YPG’yi istemiyorum” düzeyine gelmiş durumda. Daha bir yıl öncesine kadar teröristler Doğu’da yol kontrolü yapıp devletçilik oynuyorlardı. Devlet son dönemde terörle öyle bir mücadele etti ki; çözüm sürecinde ülkeyi terk etmesi beklenen terör mensupları bugünkü çözümsüzlük sürecinde ülke dışına çıkamamanın biçareliğini yaşıyorlar.
Suriye’de ise devlet hayali kuran örgütün nüfuz alanı Cerablus-El Bab hattıyla ikiye bölündü. Sözde kantonlarda Rus, ABD ve Esed’in bayrakları Türkiye korkusu yüzünden bizzat YPG tarafından asılıyor. Kantonların PKK/YPG’nin kontrolünde olduğu söylenebilir mi? Türkiye YPG bölgesine girse ABD’nin engel olacağına inanan var mı? Trump görüşmesine geri dönersek; YPG’ye destek vereceğini söyleyen ABD yönetimi, PKK ile mücadelede Türkiye’ye destek vereceğini söyledi. PKK’nın vurulması YPG’nin dolaylı olarak vurulması demek değil midir? YPG, PKK’sız bir şey yapabilir mi?
Hem Rakka’yı almanın YPG’ye ne faydası olacak? Doğrusu Türkiye Rakka’yı alsa Türkiye’ye de faydası olmazdı. ABD’yi yanımıza almak için boş yere kayıplar verecektik. Rakka operasyonunda asıl mesele, sonrasındaki siyasi süreçtir. YPG Rakka’yı aldı diye özerklikle ödüllendirilecek mi? Türkiye’nin saldırmasına engel olabilecek mi? Rus uçağını bile düşüren bir ülke birilerinin korkusundan(!) olup bitenlere seyirci kalır mı?
Hem Rakka’yı almanın bir bedeli olacaktır. DEAŞ son kalesinde bir varoluş mücadelesi verecektir ve ABD’nin hava desteğine rağmen YPG’ye ağır kayıplar verdirecektir. Savaşta bitkin düşen bir YPG hangi güçle nereyi koruyabilecek? Amerikan silahlarından kaçı kullanılır vaziyette olacak? Geriye silahları kullanacak kaç militan kalacak? Ayrıca ABD’nin savaş esnasında yanlışlıkla(!) DEAŞ’a silah bırakmayacağı ne malum?
Diğer yandan; Amerika yüksek ihtimalle iç çekişmelere sahne olacak gibi görünüyor. Amerikan derin devleti Trump’ı kabullenemedi ve ona aptal muamelesi yapıyor. Aptal Trump’ın 63 milyon aptal seçmenin oyuyla seçildiğini gözardı etmelerinin iç savaşla sonuçlanacağının henüz farkında değiller. Trump’ın görevden alınma süreci başlatılırsa Rakka operasyonu farklı şekilde sonuçlanabilir. Sonuç olarak YPG’ye ağır kayıplar vererek kazanacak ya da DEAŞ’a yenilecek.
Türkiye ise kayalıklardan ovaya kapan kaplan misali avını seyredecek. Operasyonun sonunda iki düşmanından birisi (DEAŞ) diğer düşmanı (PKK/YPG) tarafından ABD desteğiyle yok edilmiş olacak. PKK/YPG ikinci bir çatışmaya giremeyecek kadar ağır yaralı olacak. Böyle bir ortamda ya Türkiye’ye saldırmaması için yalvaracaklar, ya da kolay yem olacaklar. Ve kendi derdine düşen ABD kınamaktan öte bir şey yapamayacak.
Şayet olaylara günlük yerine daha uzun vadeli bakmayı öğrenebilirsek önümüzdeki aylarda yaşanacakların az çok bu şekilde olacağını düşünebiliriz. Bazen hiçbir şey yapmamak çok şey yapmaktır. Bazen sizinle ilgili sonuçları siz değil başkaları belirler. Siz yeter ki doğru tarafta olun ve mücadelenizi verin. Ve Allah’ın mülkiyetinde olan zaferi sahiplenmeyin. Sadece mücadele edin.







