--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Terörle üniformasız mücadeleye geçilmeli

İbrahim Karataş
İbrahim Karataş

24 Kasım’da düşürülen Rus SU-24 uçağının arkasından akan turuncu renkli duman, adeta Putin’in façasını çizen falçata izi gibiydi. Tüm dünyaya kafa tutan ve egosu binlerce feet yukarılara çıkmış, yeleli aslan gibi ortalıkta gezinen kudretli Rus liderin karizması da uçakla birlikte zemine çakılmıştı. O gün bugündür bir öfke küpüne dönen Putin, intikam almak için direkt veya tetikçiler aracılığıyla Türkiye’ye saldırıyor. İlk saldırısını uçak düşürüldükten bir gün sonra Ankara’da bir sabotajla yapmıştı. Ankaralılar o gün anlam veremedikleri bir sesle uyanmışlardı. Sesin nedeni anlaşılamamış olsa da belli ki doğalgaz hatlarına başarısız bir sabotaj girişiminde bulunulmuştu. 

Düşürülme hadisesinden 10 gün sonra, yani 4 Aralık’ta Davutoğlu, Rusların doğalgazı kesme kozuna tedbir almak amacıyla Azerbaycan’a gitti. 5 Aralık’ta Azerbaycan’daki bir petrol platformunda patlama oldu ve 32 kişi hayatını kaybetti. Rusya’dan gelen mesajları kaale almayan Ankara, Barzani ile de doğalgaz anlaşması yaptı. Barzani’ye cevabı Rusya değil, Ankara saldırısının olduğu gün Rus taşeronu PKK vermişti. PKK, Barzani’nin Türkiye’ye doğalgaz satmasına izin vermeyeceğini söylüyordu. Ve aynı anlarda Şanlıurfa’da Kuzey Irak’tan gelen petrol boru hattını patlatıyordu. 

Suriye’deki Rus-PKK/PYD işbirliğini söylemeye gerek yok. PKK/YPG, IŞİD’i bırakıp, Türkiye her kimi destekliyorsa onu bombalayan Rusya’nın ardından elini kollunu sallayarak köy ve kasabaları ele geçirmeye devam ediyor. PYD, arkasına aldığı sınırsız destekle IŞİD’den değil, ABD’nin de desteklediği ılımlı muhaliflerden toprak alarak kendisine yeni topraklar ediniyor. Üstelik elinde Amerikalıların verdiği silahlar var ve bunları Amerika’nın çıkarları yerine Rusların Türkiye’den intikam alması için kullanıyor.

Ve Ankara’daki saldırı... Bombalama Rus-PKK ortak girişimidir. Birisi direkt diğeri dolaylı olarak Türkiye’yi cezalandırmaya çalışmış olup birincil fail PKK/PYD, perde arkasındaki ise Rusya’dır. Havacıların hedeflenmesi tesadüf değil, düşürülen uçağın intikamıdır. O PYD ki, Kobani IŞİD’in eline geçmesin diye halkına Türk sınırlarının açıldığı ve Peşmerge’nin Türkiye üzerinden Kobani’ye geçişine izin verilerek kurtarılan örgüttü. Türkiye PKK ile mücadele ederken bile karışmamıştı PYD’ye. Fakat beslenip semiz hale getirilen bu örgüt kendilerine yapılan iyiliğin karşılığı olarak Türkiye’nin ortasında bombalar patlatma cüretinde bulunuyor. 

PYD bir zamanlar Türkiye ile ittifak yapar gibi oldu. Sonra ılımlı muhalifler, sonra Amerika, sonra Esed rejimi ve en son Ruslarla yan yana gelip Suriye’de ortaklık kurmadığı kimseyi bırakmadı. Siyasi erotizm müptelası bu iffetsiz örgüt yakında namusunu kaybedecek, Rus destekli Esed’in sert tokadını yiyecek ve muhtemelen değil özerk kalmak, hayatta kalmak için Türkiye sınırlarındaki dikenli telleri zorlayacağını buraya yazmış olalım.

Tüm bu terör saldırılarının, Batının güdümünden çıkıp münhasır bir güç olmaya çalışan ülkemizi hizaya getirmek için yapıldığını söylemeye gerek yok.  Bağımsız olmanın bir bedeli var ve bu bedel Türkiye için terördür. Devlet, sonu nereye varırsa varsın hedefine ulaşmada önündeki tek engel olan terörle mücadeleyi sürdürmelidir. Fakat eski tip mücadeleyi de revize etmesi gerekiyor. Terör, 40 yıldır ayağımızı ısırıp bırakmayan köpek gibi hem can acıtıyor, hem de ülkeyi topallatıyor. Acizane tavsiyem; köpeğin ayağı yerine daha hayati organlarına kurşun sıkılmalı, düşmanın yaptığı gibi taşeronlar kullanılmalı, ordu üniformasız savaşmalı, Suriye içinde operasyon yapmak için 2,7 milyon mülteci içinden istihbaratçılar yetiştirilmeli, düşmanla kendi topraklarında savaşılmalı, huzuru kaçırılmalı ve bombalar Ankara’da değil, düşman şehirlerinde patlamalı. Unutulmamalı ki Ankara saldırısında yoldan geçen Genelkurmay Başkanı olsaydı, o bile ölebilirdi. Düşman ahlaksızca dövüşüyor. Merhameti olmayana merhamet etmek kendimize zulümdür. Düşmanın metotlarıyla savaşmazsak canımız yanmaya devam edecektir. Oysa tünelin ışığı artık görünüyor. Terörle mücadelede üniformasız evreye geçilirse daha az zayiatla menzile varmak mümkündür.

 

İbrahim Karataş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle