--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Terör örgütüyle görüşülür mü?

İbrahim Karataş
İbrahim Karataş
9

 

Bir parti ya da devlet kurumu bir terör örgütüyle görüşebilir mi? Eski bir terör örgütü mensubu devlet televizyonuna çıkabilir mi? Bir siyasetçi terör örgütünün medya organlarında boy gösterebilir mi? Birisi bir yanlış yaptığında diğerine de yanlış yapma hakkı vermiş olur mu? Mezkûr fiillerden hangisi yanlıştır? Veyahut hangisi doğrudur?

Öncelikle yukarıda soru içlerine derc ettiğimiz hadiselerin tamamının bu ülkede olduğunu hatırlatmış olalım. Hadiseler olduğu zaman da siyasi partiler birbirlerini suçladılar veya kendi yaptıklarını aklamaya çalıştılar. Nice “Ama siz de şunu TV’ye çıkardınız veya şu kişiyle görüştünüz” benzeri cevaplarla yapılan yanlışlar perdelenmeye ve hatta karşı tarafa kendi suçları (eğer suçsa) hatırlatıldı. 

İşin aslı şudur ki; bir birey de parti de devlet de terör örgütüyle veya uzantılarıyla görüşebilir. Ancak odaklanılması gereken husus görüşmek değil, neden görüşüldüğüdür. Yani aslolan fiil değil niyettir. Mesela devlet 2013-2015 arasında çözüm sürecini başlatmıştı. Gayeye değil de görüşmeye odaklananlar süreci hükümetin aleyhine kullandılar ve onu örgütle işbirliği yapmakla suçladılar. Daha sonra Kemal Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP (ve Millet İttifakı) HDP ile seçimler için fiili bir ittifak kurdu. Kılıçdaroğlu şu anda HDP’nin de adayı. Arada TRT’ye çıkan Osman Öcalan ile PKK’nın yayın organı Fırat Ajansı’na çıkan CHP’li Gürsel Tekin gibi vakalar da var. 

Şekil olarak yapılanlar birbirinin aynısıdır. Eğer ki görüşme suçsa herkes suçludur. Fakat tekraren; görüşmek suç değildir. Görüşme, eğer bir şekilde ülkeye zarar verirse suçtur. Çözüm sürecinde hükümet, örgüt ve uzantılarının barışa dair samimiyetlerini ölçmek ve örgütün silah bırakması için çözüm sürecini kabul etti. O gün amaç terörü bitirmekti. Nitekim yurtiçindeki teröristlerin sınır dışına nasıl çıkacağı bile medyada konu olmuştu. Daha sonra PKK’nın ve HDP’nin samimi olmadığı ortaya çıktı ve fakat yine de sabredildi. Ta ki Ceylanpınar’da iki polis şehit edilene kadar. Sonrasında çözüm süreci ve tabii olarak görüşmeler de sona erdi. Hükümet o dönemde örgütle direkt ya da dolaylı olarak görüştü diye suç işlemedi. Tam tersi, terörü bitirmek amacıyla görüştüğü için yaptığı doğruydu.

Ancak başta CHP olmak üzere Millet İttifakının HDP ve PKK ile ortaklık yapması aynı şey değildir. Çünkü ittifak sonucunda PKK silah bırakmayacak ve terör de bitmeyecek. Hatta Kılıçdaroğlu ve İmamoğlu kayyumluğun iptal edileceği sözünü vererek, HDP’li belediyelerin örgüte eskisi gibi para aktarmalarının ve yollara bomba döşemelerinin önünü açacaklar. Bu da terörü değil bitirmek, ona daha çok alan açmaktır. CHP ve ittifak ortakları bakanlık sözü de verdikleri için örgüt silahsız olarak devletin içine sızacak. 

Bahsettiğimiz iki görüşme karşılaştırıldığında; birinin terörün bitirilmesiyle diğerininse palazlanmasıyla sonuçlanacağı görülebilir. Bu durumda muhalefet terör örgütüyle görüşerek ülke güvenliğini tehlikeye atmış oluyor. TV’lere çıkmak da böyledir. Osman Öcalan TRT’ye çıkıp PKK’yı karalarken, CHP’li vekil ANF’ye çıkıp devleti/hükümeti karalamıştır. Üstelik devletin meclisinde vekilken ve devletin maaşını alırken yapmıştır. 

Aynı fiilin mana ve sonuç itibariyle farklı olduğunu şu örnekle takviye edelim. Bazen haberlerde sarıklı, cübbeli bazı mütedeyyin insanların barları ziyaret ederek içki içenlere yaptıklarının yanlış olduğunu anlatmaya çalıştığını görürüz. Aynı barda içki içen biriyle sarıklı biri görüldüğünde kimse sarıklı şahsın içki içtiğini iddia etmez. Kimse de sarıklılar da bara girdi demez.

Terör örgütüyle görüşmek de buna benzer. Eğer yine de ikisi aynı şey diyorsanız bardaki sarhoşla sarıklıyı bir tutuyorsunuz demektir. Bunu da ya suçunuzu örtbas etmek için ya da doğru ile yanlışı ayırt edecek kapasitede olamadığınız için yapıyorsunuzdur.

 

İbrahim Karataş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle