--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Takiyyeci, darbeci Batı ile bu kadar

İbrahim Karataş
İbrahim Karataş

Hâlâ tesirinden çıkamadığımız Fetullahçı darbe teşebbüsünün olacağı Foreign Policy gibi neo-con dergilerde yayınlanan makalelerden anlaşılıyordu. Amerikan derin devletinin sesi olan yazarların gözlerini öyle bir kin bürümüştü ki; sadece darbe istemiyorlar, aynı zamanda cuntacılara nasıl yapılacağını da bir bir yazıyorlardı. Sonunda darbe oldu ama bu sefer “Our boys did it (Bizim çocuklar başardı)” diyemediler. Çünkü onların çocukları darbe yapmak isterlerken milletten darbe yediler. Yüzlerindeki morluklar delildir.

Bu darbeye teşebbüs edenlerden zaten hesap sorulacak. Ancak memleketi savaş alanına çeviren FETÖ lideri Fetullah ile onu bağrına basan Amerika ile hesaplaşılması gerekiyor. Darbe başlar başlamaz ‘Türkiye için barış ve istikrar diliyorum’ diyerek darbeden barış (!) ve istikrar (!) bekleyen John Kerry tarafını belli etmişti. Darbe başarısızlığa uğrayınca ne Erdoğan’a yapılan suikast girişimi ne de askerlerce katledilen vatandaşları görmeyen Kerry’nin Türkiye’yi darbecilerin hatırına NATO’dan atmakla tehdit etmesi ABD’nin kalkışmanın tam ortasında olduğunun ispatıdır. Herkesin canı, sevdiğine yanar. Amerikan hükümeti mağdurlara değil de zalimlere acıdığına göre onlarla birlikte hareket etmiştir. Ne kadar kıvırsalar da boş.

Oysa Amerika kendi teröristine karşı şedittir ve hukuku da takmaz. Amerikalı General Michael Flynn, iki ay önce El Cezire’de katıldığı bir programda teröristlerin ailelerinin de vurulması gerektiğini söylemişti. Bir terörist düşünün. Amerikalı askerler evini basıyor ve teröristle birlikte kundaktaki bebeği, ilkokul çağındaki kızını ve eşini de vurup çıkacaklar. Ailenin suçu yok ama Amerikalıya fark etmiyor. Türkiye’de asla böyle bir zulüm olmaz ama Amerika yine de endişeli (!)

Guantanamo tutuklama kampını bilirsiniz. ABD, yakaladığı El Kaide üyelerini bu adada toplayarak yıllarca işkence etmişti. Adayı Küba’dan kiralamışlardı. Amerika’da hapishane mi yoktu da Guantanamo kiralandı? Vardı fakat hapishanelerde Amerikan kanunları geçerliydi. Onun için Amerikan kanunlarının geçerli olmadığı bir yer tutarak mahkûmlara rahatça işkence etme fırsatı buldular. Kanunların Guantanamo’da geçerli olmasını engelleyenler neo-con’lardı. Türkiye’deki darbeye destek verenler de yine neo-con’lar ... CIA’nın kanunlardan kaçmak için Guantanamo benzeri birçok ülkede hapishanelerinin olduğunu da hatırlatalım. Merak ediyorum, acaba Türkiye de mesela Somali’de bir hapishane kursa ve darbecileri keyfine göre yargılasa Amerika ne derdi?

Amerika’nın darbecilerin idamından çekindiği de malum. Hükümetimiz Amerikalı yetkililere Fetullah’ın ve eşkıyalarının Pensilvanya eyaleti kanunlarına göre yargılanmasını önerebilir. Kabul ediyorlarsa hakimler Türk ceza kanunlarını bırakıp Pensilvanya kanunlarına göre yargılama yapabilirler. Fakat ABD’li müttefiklerimiz (!) yine itiraz edeceklerdir. Çünkü Pensilvanya kanunlarında idam var ve onlara göre yargılama yapılırsa bir tek darbeci bile idamdan kurtulamaz. 

ABD ve Avrupa her şeye itiraz ediyor. Çünkü darbenin arkasında onlar var. Fetullahçıların takiyye yapması gibi onlar da Türkiye’ye karşı ikiyüzlü bir takiyye içindeler. Dost gibi görünürler ve fakat her türlü darbenin, entrikanın, terör saldırısının arkasından onlar çıkar. Bu ülkeye düşman olup da desteklemedikleri bir örgüt var mı? Önümüzdeki gün ve aylarda da yine rahat durmayıp bir şekilde Türkiye’nin huzurunu bozmaya çalışacaklar. Bazı kaynaklar Eylül-Ekim gibi bu sefer ABD, NATO ve AB’nin de içinde olduğu bir darbe teşebbüsünden şüphe ediyorlar. Ortalık bir durulsun görürüz. 

15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra bu ülkenin kendini yeniden formatlaması gerektiği apaçık ortaya çıkmıştır. Türkiye, dostlarıyla olan ilişkilerini yeniden dizayn etmeli ve içinde Batının olmadığı yeni ittifaklara yönelmeli. Batıya mecbur değiliz. Onların müttefikliğinden sadece cebir hasıl oluyor. Mevcut ittifaklardan çıkılmalı ya da üyelik sembolik bir aidiyete indirgenmeli. Savunma sanayinde Batıya olan bağımlılıktan kurtulmalı. Erdoğan-Putin görüşmesi bunun ilk adımı olabilir. Sayın Cumhurbaşkanı Rus liderle görüşürken hem Şanghay Beşlisine dahil olmak için ilk adımı atmalı, hem de ülkenin gerçek teminatı olan polise verilmek üzere tanksavar alım anlaşması yapmalı. Kışladan tank çıkarıp halkın üzerine ateş etmek neymiş görsün darbeciler. 

 

İbrahim Karataş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle