--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Suriye’yi değil Yunanistan’ı konuşturuyorlar

İbrahim Karataş
İbrahim Karataş
0

Hükümet yaklaşık bir ay önce, Suriye’ye yapacağı ve PKK/YPG’li teröristleri Menbiç ve Tel Rıfat gibi bölgelerden atmayı planladığı askeri operasyonu kamuoyuyla paylaşmıştı. Plana göre hem güvenli bölge genişleyecek hem örgüt cezalandırılacak hem de gönderilmesi düşünülen 1 milyon Suriyeli için alan açılacaktı. Aradan bir ay geçti ve henüz bir operasyon başlamadı. Belki de yakında başlar. 

Fakat operasyonun adı duyulur duyulmaz Yunanistan’la bir kriz patlak verdi. Yunanlıların Washington’da Türkiye aleyhine yaptıkları lobi çalışmaları ve Ege’de yakın adaların silahlandırılması gibi sebepler yeni krizin nedeniydi. Türkiye, adaların silahlandırılmasına adalar üzerindeki Yunan egemenliğini sorgulayarak cevap verdi. Güzel de bir cevap oldu. Yalnız öyle ya da böyle bir şekilde gündem değişmiş oldu. 

Artık Suriye operasyonunu değil, Yunanistan’ın Türkiye’yi tahrik eden eylem ve söylemlerini konuşuyoruz. İstenen tam da buydu ve bu ilk kez olmuyor. Türk ordusu ne zaman Suriye için hazırlık yapsa Yunanistan devreye giriyor/sokuluyor ve dikkatler birden Yunanistan’a dönüyor. Daha önceki operasyonlarda da böyle olmuştu. Yunanistan hep böyle bir kukla olarak kullanılıyor. 

Geçmişte İngilizlerin kullanışlı bir aparatı olurken, şimdilerde Amerikan yönetimine hizmet ediyor. Bunu bilerek mi yoksa bilmeden mi yapıyor belli değil ama her iki şekilde en çok da kendine zarar veriyor. Belki Amerika’ya yaranarak kendi güvenliğini sağlamak ve Amerika’nın arkasına saklanarak Türkiye’ye meydan okumaktan haz alıyordur. Fakat Amerika’nın kendi dostlarını savunduğu pek vaki değildir. ABD baktı ki olmuyor, bırakır gider. 

Ayrıca Yunan güvenliği ve bağımsızlığı Yunan topraklarında dokuz adet Amerikan üssü açmakla sağlanamaz. Bunun için tüm ABD dayatmalarını olduğu gibi kabul etmeleri gerekir. Aksi takdirde o üsler gün gelir en büyük tehdit olur. Hem Türkiye’nin damarına bastıklarında Amerika’nın kendilerini korumasını bekliyorlarsa yanılıyorlar. YPG de Amerika’ya çok güvendi ama Amerikan güçlerine rağmen Türk operasyonlarından kaçamadı. 

Belli ki YPG’sinden Yunanistan’a kadar tüm Amerikan vekilleri (proxy) Amerikan dış politikasını bilmiyorlar. ABD kendi çıkarları için herkesle işbirliği yapabilen bir ülke. Vekil gruplara ve ülkelere fedailikleri karşılığında maddi ve silah yardımında bulunur. Eğer hasmını alt edebilirse işbirliği devam eder. Yenemezlerse bu sefer de hasım ile işbirliğine gider ve kullandığı aparatları yüzüstü bırakır. Vietnam’da desteklediği gruplar, Amerikan yanlısı Afganlar ve şu sıralar Ukrayna birer ibret olmalı. Düne kadar desteklediği hiçbir grup şimdi varlığını sürdürmüyor. 

Amerika kendince doğrusunu yapıyordur. Ama ona vekâlet edenlerin sonu iyi olmamıştır. Şu anda Türkiye’ye karşı kullanılan PKK/YPG ve Yunanistan daha yakın zamanda rezil rüsva olan FETÖ’ye bakmalı ve kendilerine ders çıkarmalı. Türkiye oldukça büyük bir ülke. Bu nüfus, topraklar, iyi teçhiz edilmiş ordu ve halkın milli konulardaki duruşu vekil ülke ve örgütlerle hizaya getirilemez. Mesele Erdoğan hükümeti de değil. Onun yerini alacak hükümetler halka rağmen Yunanlılara veya terör örgütlerine boyun eğmeye cesaret edemezler. 

Oysaki böyle büyük bir ülke ile dostluk daha iyi bir seçenek olabilir. Yunanistan’la, inat etmedikleri sürece masa başında çözülmeyecek bir sorun yok. Nizalı kara/deniz/hava toprakları için hak talebinde bulunmak yerine orta noktada buluşmayı düşünmeleri daha iyi olmaz mıydı? PKK ise artık bu ülkeyi bölemeyeceğini kabul etmeli. Aslında devletin bütünlüğünü kayıtsız şartsız kabul etmek kaydıyla devlet yerine kendilerinin bir çözüm süreci teklif etmesi ilginç olurdu. Devlet ve millet bir kere hayal kırıklığına uğradı ve bir daha da yeni süreçlere girmez ve girmesi aynı çukura bir daha düşmektir. Ama bakalım kendi kuracakları masaya ne getirirler. Bu hususta pek umudumuz yok ama umulmadık gelişmelerin umulmadık zamanlarda olduğu vakidir. 

 

İbrahim Karataş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle