--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Suriye’de direnmezsek Türkiye’de de kaybederiz

İbrahim Karataş
İbrahim Karataş

Fırat’ın batısı terörden temizlenmezse sandığımızdan çok daha tehlikeli sonuçlarla karşı karşıya kalacağız. Sınırlarımızın güneyi öyle bir hal almış ki terör örgütleri adeta arka arkaya saf tutuyorlar. Cerablus’tan Afrin’e kadar olan bölgede IŞİD var. IŞİD temizlendikçe ikinci saftaki PKK/PYD ile karşılaşıyorsunuz. Daha batıdaki Afrin’de PKK/PYD var. Ondan kurtulursanız karşınıza Esed rejiminin güçleri çıkıyor. Fırat’ın doğusu PKK/PYD’nin elinde. Onun güneyinde IŞİD var. IŞİD’in güneyinde Esed rejimi var. Bir terör örgütünden kurtuldunuz mu karşınıza başkası çıkıyor. Ondan da kurtuldunuz mu diğer bir terör örgütüyle karşı karşıya geliyorsunuz. 

Türkiye hepsiyle tek başına mücadele ederken müttefikleri (!) her zamanki gibi ordumuzun terörle mücadele etmemesi için psikolojik baskı uygulamaktan tutun kara propagandaya kadar her türlü silahsız savaşı veriyor. Yalanlar üzerine bina edilmiş Amerikan politikalarıyla başa çıkmak hakikaten zor. Türkiye’nin kırmızı çizgilerini YPG’nin ismini Suriye Demokratik Güçleri (SDG) olarak değiştirerek aştırmışlardı. Anlaşmaya göre SDG’nin sadece yüzde 20’si YPG’den oluşacaktı. Kalanlarsa Arap olacaktı. Operasyon bittikten sonra oranlar tam tersi çıktı. Cerablus operasyonunda öldürülen SDG’li militanların tamamının YPG’li olması tesadüf değil. Arap birlikler dedikleri gruplarsa ya IŞİD’den kopan, ya  ÖSO’nun dışladığı yağmacılar, ya da büyük güçleri arkasına alarak nüfuz kazanmaya çalışan Arap aşiretlerden oluşuyor.

SDF adıyla hareket eden YPG’nin Menbiç’ten çıkmaya niyetinin olmadığı da operasyondan sonra belli olmuştu. Menbiç’e giren YPG’liler yerel yönetimi tasfiye ederek şehri mevcut kantonlarına bağladılar. Civar köylerdeki Arap halkı mayın temizlemek bahanesiyle köylerinden çıkardılar. Fakat ne mayınlar temizlendi, ne de köylülerin dönmesine izin verildi. Böylelikle Amerikalıların YPG’lerin Fırat’ın doğusuna döneceğine dair verdikleri söz de yalan oldu. Bu söz üzerinde durmak lazım. YPG yüzlerce kayıp vereceğini bile bile Menbiç’i alıp sonra da oradan çıkmaz. Neden bir hiç uğruna ölsünler ki? 

Acaba YPG’ye başka bir söz mü verildi? Mesela “ Siz merak etmeyin. Menbiç’i alırsanız sizindir. Türkler size bir şey yapamaz. Biz sizin çekileceğinizi söyleriz ama o vakte kadar darbe olur. Yeni yönetim de size karışamaz” diye bir söz verildi mi? Eğer Amerika’nın darbeyi önceden bildiğini düşünüyorsak bu tarz bir sözü vermiş olmaları gerekir. Başka türlü YPG’yi ikna edemezlerdi.  Türkiye de YPG, Menbiç’i alsın diye İncirlik’i kullandırmazdı. Amerika belli ki, iki tarafa verdiği sözlerden birinin havada kalmasını umuyordu. O da Türkiye’ye verilen sözdü. Çünkü darbe olacağını biliyordu. Yoksa başını ağrıtacak sözleri vermezdi.

Darbe günü YPG ve IŞİD’li teröristlerin sınırda Türkiye’ye girmek için beklemeleri de bu tezi doğruluyor. Yakalanan YPG’lilerin Türkiye sınırları içinde Amed kantonu oluşturmak istediklerini itiraf etmeleri bir başka delil. Menbiç, kantonlar, Fırat’ın doğusu, IŞİD’in canlı bombaları ve darbe teşebbüsü aynı planların birbirini tamamlayan unsurlarıdırlar. Öyle anlaşılıyor ki; hedef sadece Fırat’ın batısı değil, aynı zamanda Fırat’ın kuzeyi yani Türk topraklarıydı. 

Batılı güçler şimdi de Suriye’den çıkılması için baskı yapıyorlar. Baskılara aldanıp operasyonlar durdurulmamalı. Suriye’nin kuzeyinde bir PKK devleti kurdurulursa Türkiye’nin güneydoğusunda da kurmaya çalışacaklar. PKK meseleye Türkiye, Suriye ya da Irak diye bakmayıp kendince sath-ı müdafaada bulunuyor. Her üç ülkede de verdiği savaşta çıtayı yüksek tutup devlet kuramasa bile kendi güdümünde topraklar elde etmeye çalışıyor. Amerika bu durumdan rahatsız değil. Çünkü çıkarlarıyla uyuşuyor. Fakat Türkiye çok ama çok rahatsız olmalı. Çünkü Türkiye’nin ki bölünme ya da bölünmeme meselesidir. Onun için kimin ne dediğine bakmadan kapıdaki tehlikeyi bertaraf etmeli. Ne Amerika’sı, ne Avrupa’sı homurdanmanın ötesinde bir şey yapamaz. Kim direnirse onun kazanacağı bir süreçten geçiyoruz. Kulaklara tıpa tıkayıp sonuna kadar gidilmezse bugünleri de ararız. 

 

İbrahim Karataş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle