Suriye’de askeri çözüm de düşünülmeli
Rusya’nın verdiği destekle ayakta kalan Esed rejimi, kontrolünde olmadığı İdlib’i de yutmak için elinden geleni yapıyor. Gelirken öldürüyor ve ölmeyenleri de Türkiye sınırına doğru kaçırtıyor. Amaç yeni bölgeler ele geçirip oradaki mallara el koyarak halkı Türkiye’ye yönlendirmek ve Türkiye’nin yükünü daha da ağırlaştırmak. Türkiye 3.5 milyon artı 1.5 milyon Suriyeliye bakarken Esed de Şam’daki sarayında keyif çatacak.
Aynı Esed (ve Rusya) Suriye’nin üçte birini elinde bulunduran ABD destekli YPG’ye saldırmaya cesaret edemiyor. Arada bir Şam’a kadar gelip üslerini bombalayan İsrail’e de sesini çıkarmıyor. Çünkü güçlüden korkuyor, zayıfı da eziyor. Esed rejimi Türkiye’ye karşı da arkasına aldığı güçler sayesinde cesur davranıyor. Esed tıpkı aslanın pençeleri arasına sığınan farenin kediye meydan okuması gibi Türkiye’ye meydan okuyor.
İdlib’te vaziyet iyi değil. Esed diktatörüne karşı isyan eden ve siyasi değişiklik isteyen Suriye halkı komşu ülkede siyaseti daha fazla değiştirir oldu. Halkın bir suçu yok. Türk hükümetinin de suçu yok. Birisi savaştan kaçtı, diğeri bağrına bastı. İnsanın insana yapacağı en güzel şey budur. Ancak bir sorun çözümsüz kalınca sonunda kaybeden insanlık oluyor ve meydan zalimlere kalıyor. Suriye’de çözüm yok ve zalim zulmünü yaparken mazlum Türkiye’ye sığınıyor.
Türkiye zaten kapasitesini zorlayarak gereğinden fazla mülteciyi kabul etmek durumunda kaldı. Hatta Avrupa’ya gidecek olanları da sebepsiz yere ülkesinde tuttu. Böylelikle Avrupa’nın yükünü de sırtına almış oldu. Eğer yeni bir mülteci akını olursa vaziyetin daha da kötüleşeceğini söylemeye gerek yok. Bu yüzden acil ve sert önlemler almanın vakti gelmiştir. Bunlardan ilki Avrupa ile yapılan anlaşmayı kapasite yetersizliğini gerekçe göstererek iptal etmektir. Zaten Avrupa anlaşmadaki hiçbir yükümlülüğünü yerine getirmemişti. Avrupa, İdlib’te ölen Suriyeliye ağlamaz ama ölmeyip de sokaklarında dolaşan Suriyeliyi istemez. Dolayısıyla Avrupalıları da sorunun içine (onları da ilgilendirdiği için) çekmekten başka çare bulunmuyor. Bu bahsettiğimiz diplomatik çözümdür.
Diğer bir çözüm ise askeri olandır. Suriye ile topyekün savaşmaya gerek yok ama İsrail modeli ile cezalandırılması elzem olmuştur. Türk ordusu rejimin önemli askeri tesislerini ve Şam’ı bombalamaktan çekinmemelidir. Çünkü Türkiye’den korkmayan bir rejim istediği gibi hareket etmeye devam edecektir. Ancak üzerlerine bombalar dökülünce bir daha ki sefere saldırmak için iki kere düşüneceklerdir.
Eğer ki Ruslar ne der gibi bir tereddüte düşülürse çok sürmez bütün İdlib halkı sınırı aşıp Türkiye’ye sığınacaktır. Ruslar Amerika’ya karşı bazı hususlarda alternatif olabilirler ama müttefik olamazlar. Rusların Türkiye’ye azıcık saygısı olsaydı İdlib’teki vaziyet bu kadar kötü olmazdı. Nasıl ki Fırat’ın doğusunda varoluşsal bir tehdit olduğu için Amerika’ya kafa tutuldu, aynen bunun gibi Fırat’ın batısı için de Ruslara kafa tutmanın vakti gelmiştir. Doğru olan sorunu diplomatik yollarla çözmektir. Ama çözülmüyorsa silah kullanmaktan başka yol yoktur.
Ayrıca mevcut gidişatın sonunda İdlib’teki ÖSO ve diğer örgütlerin Türkiye’ye silah çevirebileceğini unutmamak gerekir. Cuma günü sınırda yapılan gösteriler bunun işareti olarak kabul edilmeli. Türkiye sanki İdlib’i korumaya söz vermiş de sözünü tutmamış gibi bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. Hiç kimse Türkiye olmasaydı bugünkü durumun da olmayacağını görmüyor. Bu kadar emeğe rağmen bir de suçlu görülmek Türkiye’ye haksızlık olur. Fakat algı zihinlere oturdu mu dost düşman, düşman da dost oluverir. Onun için askeri çözümler de dahil sert bir politika geliştirilmesi gerekiyor. Aksi taktirde büyük bir belanın içine gark olunacak.







