--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Sırtından bıçaklanmak

İbrahim Karataş
İbrahim Karataş

Rus uçağının geçen yıl düşürülmesinden sonra Putin’in kullandığı “ sırtından bıçaklanmak” tabiri ihanet ilişkilerini tarif etmek için kullanılan en moda terim oldu. Arkadan bıçaklanmak, bir dost, dava arkadaşı ya da uluslararası ilişkiler bağlamında bir müttefikin diğer bir müttefik aleyhine işler çevirmesi için kullanılır. Fakat bu tabiri kullanmayı hiç de hak etmeyen PYD lideri Salih Müslim’in de kullanması, kelime ve terimlerin kötü niyetli insanların dilinde aslını kaybedip dejenere olabileceğini gösteriyor. 

Salih Müslim diyor ki; “Bizler DAEŞ’le mücadele ederken Türkiye bizi sırtımızdan bıçaklayabilir”. Türkiye’ye karşı Batılıların desteğini almak için onlara verilen bu mesajda “sırtından bıçaklamak” tabiri hiç yakışık almıyor. Bir kere Türkiye yakaladığı yerde her PKK/YPG’liyi önden de bıçaklamaktan imtina etmez. Hem sırtınızdan dostunuz bıçaklar. Düşmanınız değil. Müslim açık açık “Bize destek verin, DAEŞ’i sizin adınıza temizleyelim, toprakları bizim olsun, ama bu arada Türkiye’yi durdurun” deseydi bu kadar küçük düşmezdi.

Sırtından hançerlenmek konusunda tecrübesi olan bir ülke ve milletiz. Mesela, iyi niyetle başlatılan ve terörü bitirmeyi amaçlayan çözüm süreci boyunca PKK’nın silah bırakmak yerine şehirleri bombalarla doldurup bölgeyi silah deposuna çevirmesi, sırıtarak sırttan bıçaklamaya bir örnektir. Neyse ki o bıçak vücudu öldürmeden çıkarıldı ve failin (PKK’nın) göğsüne saplandı. Yaptıkları ihanet yüzünden şimdilerde hem mağaralarda hem belediye başkanlık odalarında inim inim inliyorlar. 

FETÖ’yü geçiyorum. Onların devleti ve milleti defalarca arkadan bıçaklamaya çalıştığını bilmeyen kalmadı. Fakat FETÖ liderini Pensilvanya’da yetimhanedeki çocuk gibi koruyup vermeyen ABD’nin omuz arasına bıçak saplamasındaki hünerini ve bizi kaç defa arkamızdan bıçakladığını yazmak lazım. Türkiye düşmanı birini yıllarca besleyip Türkiye’ye karşı kullanmak ihanetin alasıdır (1. Bıçaklama). Onu kullanarak darbeye teşebbüs etmek diğer bir düşmanlıktır (2. Bıçaklama). Türkiye kendi güvenliği için Suriye’de DAEŞ ve PKK ile mücadele ederken PKK’nın Suriye kolunu kanatları altına almak sırtından bıçaklamaktır (3. Bıçaklama). Türkiye’yi DAEŞ’e karşı pasif kalmakla suçlayıp Cerablus operasyonuna karşı gelme ikiyüzlülüğünü gösteren Amerika’dır (4. Bıçaklama). Musul operasyonu için kendi müttefiki dururken İran ve güdümündeki Şii militanlarla hareket etmek müttefikliğe aykırı değil midir (5. Bıçaklama)? Benim aklıma bu kadar bıçak darbesi geliyor ama gerçek sayı bundan kat be kat fazla.

Bölgede varoluş mücadelesi veren Türkiye’nin varlığını tehdit edenlerle işbirliği yapmak en açık ifadeyle düşmanlıktır. Suriye’den gelen tehlikenin yıllar içinde azalmak yerine artmasının tek sebebi Amerika’nın küçük çıkarlar uğruna Türkiye’yi feda etmesidir. Türkiye son zamanlarda Amerika’yı dinlemediği için tehlikeyi azaltmayı başarabildi. İlginçtir ki Cerablus’tan El-Bab’a uzanan alanda güvenli bölge oluşturan Türkiye’ye bu imkânları Amerika değil, Türkiye’nin kendisini sırtından bıçakladığını söyleyen Rusya vermiştir. DAEŞ’in artık sınırda olmaması ve PYD’nin kantonları birleştirememesi hep Rusya’nın müsaadesiyle olmuştur. 

Rakka ve Musul operasyonlarına da Rusya’nın sayesinde dahil olursak şaşırmayalım. Amerika’nın sapladığı hançerleri resmen Rusya’nın yardımıyla çıkarıyoruz. Bunu söylerken Rusya’nın katliamlarını gözardı ettiğim zannedilmesin. Eline çocuk kanı bulaşmış Rusların savunulacak bir yanı yoktur. Fakat ikili ilişkilerde Amerika kadar kaypak olmadığını ve Suriye’de yeniden söz sahibi olmamızda önümüzü açtığını kabul etmemiz gerek. 

Bu arada; Amerika’ya bel bağlayarak özerklik veya devlet hayali kuran PYD, sırtını Türkiye’ye karşı değil,  onları kullanıp atacak olan ABD’ye karşı korusun.  İnanmıyorlarsa Ruslarla geçen yıldan bu yana tersine dönen ilişkilerine baksınlar. Bîtaraf olan bertaraf olur. Her tarafta olansa yok olur. 

 

İbrahim Karataş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle