Sırada suikast mı var?
Türkiye, 15 Temmuz’da darbeyi bertaraf ettikten sonra darbenin faili tüm küresel, bölgesel oyuncular ve taşeronlarına misillemede bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın feraseti sayesinde içerideki paralel ihanete paralel olarak, sınır dışındaki hesapların altüst edildiği tarihi bir ana şahitlik ediyoruz. Savunma pozisyonundan saldırı pozisyonuna geçiş üst aklı aptala çevirmiş durumda. Vekalet darbeleri, ekonomik saldırılar ve bilumum sıralı darbe teşebbüsleri yön değiştirip faillerini vuruyor ve vurmaya devam edecek.
Nereden nereye… 15 Temmuz’da tüm şartların Cumhurbaşkanının suikastla öldürülmesi ve ülkenin bölünmesiyle neticeleneceği bir ortamdan, Türkiye’yi tüm planları altüst eden bir aktöre devşiren bir döneme evrildik. Travma yaşatanlar travma yaşıyor ve yeni düzene adapte olmak için tedavi oluyor. Bireyinden ülkesine kadar bu ülkeye diş bileyen herkes acılar içinde kıvranıyor ve dayanamayıp saldırganlaşıyor.
Oynanan oyunların büyüklüğü yeni çıkan ifşaatlar sayesinde daha da berrak bir hal alıyor. En son oyunu İngiliz the Guardian’dan Martin Chulov yazdı. Chulov perşembe günkü yazısında, İran’ın Akdeniz’e açılmak için Kuzey Irak ve Kuzey Suriye üzerinden bir petrol koridoru açmaya çalıştığını yazıyordu. Koridor Tahran’dan başlayıp Bağdat’ın kuzeyinde Bakuba’ya, oradan kuzeye doğru Şirkat’e, oradan daha kuzeydeki Yezidi şehri Sincar’a, oradan Suriye sınırındaki Rabia’ya, sonra Kamışlı, Kobani, Afrin hattını takip edip güneyde Halep’in kuzeyine, oradan da önce Humus, sonra da Lazkiye’ye ulaşıyor.
Güzergahta nerdeyse hiç Şii yok. Fakat koridoru koruyacak binlerce Şii militan var. PKK’nın kontrol ettiği yerlerde örgüt ses çıkarmasın diye Irak hükümeti üzerinden maaş ve silah vererek PKK’yı pasifize etmeyi ya da ikincil plana atmayı planlıyorlar (demek ki PKK’ya sadece ABD silah vermiyor). ABD’nin petrol koridoru, Kürt koridoru derken bir de sinsice kurulmaya çalışılan bir İran koridoru var.
İşte Cerablus’ta ve Başika’da bulunan Türk askerlerini bu nedenden dolayı istemiyorlar. Türk-Rus yakınlaşmasının hazımsızlığı da yine bu yüzden. Basiret dediğimiz mefhum böyle bir şey. ABD, Rusların dostu İran’a yaklaşınca, ABD’nin dostu (!) Türkiye de Ruslara yanaşarak dostluğa yakışmayan hamleye ayniyle cevap veriyor. Türkiye bununla da yetinmeyip Tahran-Lazkiye hattındaki üç koridoru hem Başika’dan hem de Cerablus’tan hançerleyip koridorları üçe bölerek işlevsiz hale getirdi.
Şarkın ve garbın üst akıllarının hesabı böyle değildi. Sınırlar yeniden çizilecek, yeni uydu devletler kurulacak, daha önce ayak basmadıkları topraklarda üsler kuracaklardı. Planlar bozulunca medyasından teröristine kadar tüm kullanışlı enstrümanlarıyla saldırıya geçtiler. Saldırı derken Michael Rubin isimli, kötülüğün ete kemiğe bürünmüş hali, İslam düşmanlığı üzerinden geçimini sağlayan Yahudi akademisyenin American Enterprise Institute için yazdığı yazıyı atlamamak gerek. Rubin’in, Erdoğan’ın bundan sonra mafya liderleriyle işbirliği yapacağı gibi hezeyanlar bir yana, Erdoğan’a suikast teşebbüslerinin olacağını iddia ediyor. Bu bir dilek mi? Bir akıl verme mi yoksa elinde bulunan bir istihbarat bilgisi mi?
Aynı zat mart ayında da Türkiye’de darbe olacağına dair bir yazı yazmıştı. Anlaşılan o ki Türkiye’nin sapladığı hançerler Rubin gibi kişilerin kalbine de saplandığından, çektiği acılar yüzünden bildiklerini bir bir ortaya döküyor. Rubin’in yazdıklarını FETÖ-Yahudi ittifakının yeni planı olarak farz edip, bu ülkenin istikbali için kefeniyle gezdiğine samimiyetle inandığımız Cumhurbaşkanının korunması için alınan tedbirleri daha da sıkılaştırmak lazım. Ve en azından bundan sonraki ihanet teşebbüsleri için idamı geri getirmek lazım. FETÖ, 15 Temmuz’dan bu yana yok olmanın eşiğine geldi. Bölgedeki topraklardan ve kaynaklardan pay kapmak isteyenlerin hevesleri de kursağında kaldı. Kayıpların büyüklüğü düşmanları daha da hırçınlaştırdı ve son bir çare olarak Erdoğan’ı hedef alabilirler. Belli ki düşmanlık besleyenler aklıyla değil (yırtıcı) hayvani duygularıyla hareket ediyorlar. Bu mücadeleyi kaybeden ebedi olarak kaybedecek. Türkiye değil, düşman kaybetmeli.







