Şeyhin lüks uçağı
Katar Şeyhi/Emiri Tamim Bin Hamad Al Thani’nin Türkiye’ye hediye ettiği Boeing 747-8i tipi makam uçağı başta CHP olmak üzere birçoklarına dert oldu. Önce ellerinde hiçbir fatura, bilgi veya belge olmamasına rağmen Erdoğan’ın kendisine 500 milyon dolarlık lüks uçak aldığını iddia ettiler, uçağın hediye olduğunu anlayınca da bu sefer bakım masrafları ve harcayacağı yakıtı bahane ettiler. Hemen söyleyelim; uçak ayda ortalama 30 bin km yol yaparsa önümüzdeki 500 yıl boyunca hâlâ bedeli kadar yakıt harcamamış olacak.
CHP’liler yakıt için 500 milyon dolarlık bir uçağın geri çevrilemeyeceğini bildikleri için yeni bir bahane ürettiler ama bu bahane önceki ahmakça ve haset dolu bahanelerinden daha beterdi. Bizzat Kemal Kılıçdaroğlu “Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir şeyhten hibe uçak alacak kadar küçülmemeli. Bu, benim onuruma dokunuyor” şeklinde akıllara ziyan ve aşırı ırkçı bir beyanatta bulundu. Bir kere hediyeleşmek dostluğun ifadesidir ki belli ki CHP’de böyle bir kültür yok. Türkiye kimseden dilenmedi ve hediye talebinde bulunmadı. Şeyh Tamim’in içinden gelmiş ve uçağı hediye etmiş.
Eğer CHPliler hibeye karşılarsa 1970’lerde Ecevit’in cari açığı kapatmak için Araplara nasıl yalvardığını hatırlasınlar. Bugün yüzde 28 hissedarı oldukları İş Bankası ayağı çıplak (!)Hintli Müslümanlardan gelen paralarla kuruldu. O günlerde paranın kaynağını hiç sormamışlardı. Bugünlerdeyse hazineye vermemek için direniyorlar. Ayrıca bu ülke ikinci dünya savaşından yakın zamana kadar Amerika’nın hibe silahlarıyla kendini savundu. Kıbrıs Barış Harekâtı bile hibe silahlarla yapıldı. O dönemde Türkiye zayıf olduğu için hibe peşinde koşarken, şimdilerde güçlü olduğu için hibeler alıyor. CHP belli ki bu farkı görmüyor.
Aslında biz CHP’nin sorununun bizzat Erdoğan’ın kendisi olduğunu biliyoruz. Erdoğan veya başka biri memleketin hayrına ne yapsa CHP hep karşı gelmiştir. Bu uğurda PKK ile ortaklık kurmuş, darbeleri desteklemiş ve büyük projelere karşı gelmiştir. 500 milyon dolarlık hibe bir uçağı istememesi tam da CHP’ye yakışan bir tutumdur. Tıpkı para ile alınan F-35’lere ses çıkarmaması ve terörist avcısı Silahlı İHA’lara ağızlarıyla ateş püskürmeleri gibi. Ya da Nuri Demirağ’ın uçak fabrikasını kapatması gibi.
CHP’nin uçak meselesinde diğer bir günahı ırkçılığını açığa vurmasıdır. Eğer uçağı mesela Merkel verseydi Merkel’e dokunmayıp amansız düşmanları Erdoğan’a saldıracaklardı ve bu durum Kılıçdaroğlu’nun onuruna dokunmayacaktı. Ama hediye sahibi bir Arap şeyhi olunca içlerindeki Arap-Müslüman düşmanlığı birden depreşiveriyor. Şeyh Tamim’in zor günde Erdoğan’ın yanında yer alıp ekonomik krize engel olmaya çalışması da CHP’yi çıldırtıyor. Çünkü CHP son ekonomik krizin Erdoğan’ı koltuğundan etmesini bekliyor.
Şayet uçağı bir Şeyh değil de bir Dede, Molla veya Kardinal hibe etseydi CHP’nin sesi bu kadar çıkmazdı. Cumhurbaşkanı bir CHP’li olsaydı hediyeden gayet memnun olurlardı. İşin tuhaf tarafı; Kılıçdaroğlu’nun kendisinin etnik ve mezhepsel ayrıma maruz kalmasına rağmen Arap bir lidere ırkçı saldırıda bulunmasıdır. Demek ki Kılıçdaroğlu’nda Türklere karşı bir eziklik varken Araplara karşı üstünlük taslamak gibi bir anlayış var. Bundan sonra ırkçılığa maruz kalırsa bugünleri hatırlasın.
Muhalefet yapmak iktidar olmaktan daha kolay bir durum ama CHP onu bile beceremiyor. Yarışların sonucunu sadece kazananın gücü değil, yenilenin zayıflığı da belirler. CHP rasyonellikte yerlerde sürünürken, zırvada uçakların bile üzerinde uçuyor. Bu parti sadece halkı değil, iktidarı/yönetimi de anlamaktan aciz. Bu akılla hayatta iktidar olamayacaklar ve olmamalılar da. Ve sanmasınlar ki cehaletlerini takan var. Bilakis iktidar partisi gayet güzel nemalanıyor. Cumhurbaşkanlığı bu tartışmanın da kazananı olmak istiyorsa yeni uçağın adını Vecihi Hürkuş koysun ki Türk havacılığının bir numaralı düşmanı ve önündeki en büyük takoz olan CHP’den yıllar sonra hesap sorulmuş olsun.







