Sağın selameti
Ak Partiden kopan iki grup, siyasete partilileşerek ve birbirleriyle temas etmeden, ‘ana partiden’ kopan/kopacak taban ile az da olsa diğer diğer partilerden gelecek oylarla siyasi arenada kendilerine bir yer bulma çabası içindeler. Siyaset ittifaklara bölündüğü için yüzde 10 barajının bir etkisi kalmadı. Küçük partiler ittifaklara dahil olarak meclise girip varlıklarını anlamlı bir hale getirebiliyorlar. Eskisi gibi meyve vermeyen bir ağaç değil, daha büyük bir ağacın (ittifakın) bir dalı olup başka bir vücutta vücut buluyorlar.
Ak Parti ve daha geniş çerçevede İslami kesim, onların da üzerinde sağ kesim, sağın da şemsiyesi olan Osmanlı bakiyesi Anadolu insanı bölünüyor. Ve bu bölünme aslını inkâr eden, şekilci çağdaş, cinsten, cinsellikten, mezhepten, ırktan ve din karşıtlığından birbiriyle çatışmalı ideolojiler çıkarabilen kişi ve grupların birleştiği bir hengâmede oluyor. Şayet birleşme devam ederse ve sağ/İslami kesim bölünmeye devam ederse, çok geçmez çirkin mozaik iktidar da olur. Onların tahripkâr icraatlarının neler yapabileceğini tahmin etmeye gerek yok. Çünkü 28 Şubat süreci daha dün yaşandı. Bilmeyen veya hatırlamayan varsa sokakta başörtülüye, sakallıya yapılan küfür ve saldıralara, terör destekçiliğine, şehitlerle alay edilmesine ya da Türkiye’nin hayrına olan projelere karşı çıkmalarına baksın.
Türkiye’de demokratik bir sistem var ve bu sistem keyfiyeti (niteliği) değil kemiyeti (niceliği) esas alarak iktidarı belirliyor. Başka bir deyişle sizin ya da tabanınızın ne kadar eğitimli, elit, zengin ya da zeki olduğunun önemi yok. Sandıkta daha çok oy saydırabilen iktidar oluyor. Hal böyleyken sayıca üstün olan sağın kendi içindeki didişme yüzünden bölünüp iktidarı azınlığa vermesi büyük vebal olur.
Dindar Anadolu insanının ve insan gruplarının kendilerine ve İslam’la yoğrulmuş dünyevi ve uhrevi davasına bakan yönleri vardır. Nefsani hareketler, kişisel çıkarlar, kariyer hesapları ve intikam duyguları kişileri tatmin ederken davaya zarar verebilirler. Bazen olur haklı olduğunuz için yaptığınız bir hareket bile davaya zarar verir. Size haksızlığı yapan başka biridir ve fakat bundan bütün bir kesim zarar görür. Bazen de olur haktanmış görünüp bütün bir kesimi egonuza feda edersiniz. Siz günün sonunda ne kazanırsınız bilinmez ama milyonları mağdur edersiniz.
Demokrasinin sayılara dayalı bir sistem olması, sağ-İslami kesimin sayıca fazla olması ve rakip partilerin yıkıcı karakterleri sağ kesimin bölünmemesini elzem kılıyor. Yeni partilerin kurulması siyasi bölünmeyi kaçınılmaz yapsa da tüm partilerin üzerinde, onlardan önce varolup sonra da var olacak olan davanın selameti için partilere düşen görev davanın bütünlüğünü bölmemektir. Gönül isterdi ki bölünme olmasın. Ama belli ki olacak.
Acizane tavsiyemiz şudur ki; Ayrı partiler aynı ittifakta toplanarak sağ-İslami kesimin bölünmesine engel olabilirler. Yeni, eski, büyük ve küçük sağ partiler aynı ittifak içinde de birbirleriyle uğraşabilirler. Birbirlerinden oy alıp verebilirler de. Ancak dışarıya tek bir oyun çıkmaması gerekir. İttifak içinde kalmak küçük partileri yaşatacağı gibi büyük partinin ve onun aday gösterdiği Cumhurbaşkanı adayının seçilmesini de sağlar. Böylelikle iktidar el değiştirmemiş olur. Büyük parti kendi iktidarının devamı için küçüklerle aynı çatı altında kalmaya razı olmalı. Küçüklerse yüzde birkaç oyla bütün bir kesimi iktidardan etmemeli. Bu yüzden tüm sağ ve muhafazakâr partiler Cumhur İttifakı altında toplanmalı ve diğer ittifaka kayan tabanını da almak için çaba göstermeli. İttifak içinde iktidar olabilecek en büyük partinin yürütmeyi elinde tutmasına destek verilmeli. Destek veren daha küçük partiler ise ezilmemeli. Meseleye ben-merkezli, duygusal ve düşmanca bakmamalı. Sağda inecek olabilir ama sağdan inilmemeli. Her daim gökten inen kararlar vardır. Bunların hayrımıza olması biz yerdekilerin basiretine bağlı.







