--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Rojava ve Arap baharının bitişi

İbrahim Karataş
İbrahim Karataş

Amerika’nın Suriye’den çekilme kararı alması ve Türkiye’nin Menbiç’e girme ihtimali an itibariyle bir turnusol kâğıdı görevi görüyor. Nerdeyse tüm Arap ülkeleri Şam’daki büyükelçiliklerini yeniden açtılar. Açmayan varsa da yakında açar. Bu durumu Arap Baharının bitişinin kutlanması olarak okuyabiliriz. Böylelikle bir halk hareketi daha bir diktatöre karşı başarısızlıkla sonuçlanmış oldu. Öyle görünüyor ki Arap baharı tarihe karıştı. Elçilikleri açma bir anti-Arap Baharı dayanışmasıdır. 

YGP neyin dayanışmasını gösteriyor, işte o belli değil. Örgüt birkaç gün önce Esad rejimine çağrıda bulunarak gelip Menbiç’i teslim alıp Suriye topraklarını koruması çağrısında bulundu. Oysa aynı YPG, Barzani’nin eğittiği Suriyeli Kürt Peşmergelerin sınırda konuşlanmalarına müsaade etmemişti. Esad’ı kendileri davet ediyorlar, Kürt Peşmergeleri ise istemiyorlar. Gerek kendileri gerekse de Batıdaki koruyucuları Türkiye’yi suçlarken her kurdukları cümlede YPG/PKK yerine ısrarla “Kürt” kelimesini kullanırlar. Oysa örgüt için Kürtler değil sadece kendisi ve destekçileri vardır. Bir devlet kursalar, ilk savaşacakları diğer Kürtlerdir. 

YPG rejime “gel Suriye topraklarını koru” dediğine göre artık “Rojava” hayali de sona ermiş oluyor. Hâlbuki PKK bu uğurda çözüm sürecini bile bitirmişti. Neydi o günler! CHP HDP’ye oy kaydırarak barajı aştırdı. PKK Türkiye’de siyaseten güçlendiğine inandı ve kıvırmaya başladı. Suriye’de de otorite boşluğu doğunca Rojava’da bir devlet kurma hayali kurmaya başladılar ve çözüm sürecini bitirdiler. Şimdi başa dönmenin hayal kırıklığını yaşıyorlar. 

Oysa savaşın başlarında Salih Müslim defalarca Türkiye’ye gelip yetkililerle görüştü. Ne görüştüler bilmiyoruz ama görüşme varsa herkesin kazançlı çıkacağı bir sonuç üzerinde müzakere edildiği muhakkaktır. Ama o da son dönüşünden sonra bir daha dönmedi. Süper güçlerle birlikte hareket etmek varken Türkiye ile neyin pazarlığı yapılabilirdi ki? Önce Ruslarla yakınlaştılar, sonra Amerikalılarla. Arada başkalarıyla da oturup kalktılar. Sınırdaki bayrak direğine takılmayan bayrak kalmadı. 

Her yaptıkları Türkiye’nin nefretini artırdı. Türkiye güçlenen YPG/PKK’nın ne yapacağını gördü ve Afrin’den başlayarak müdahale etti. O gün “Türkiye Kürtleri öldürüyor ve Kürt şehrini işgal ediyor” dediklerinde kendileri Arap şehirleri olan Rakka ve Menbiç’i ele geçirmişlerdi. Sizin Arap şehirlerinde ne işiniz var? sorusunu cevapsız bırakıyorlardı. Şimdi devran döndü ve son çare olarak Esad’a sığınıyorlar. Oysa daha düne kadar kaçtıkları da Esad’dı. Yarın yabancı güçler Suriye’den çekilse yine kaçacaklar. 

Anormallikler sadece Arap ülkelerinin ve YPG’nin yaptıklarıyla bitmiyor. Esad’ın Menbiç’e girme ihtimali CHP’lileri de sevindiriyor. Menbiç’te Suriye bayrağının sallandığını yazan (ki doğru değil) eski bir CHP’li vekil sevinç twitleri atıyor. Türkiye’nin Menbiç’te Türk bayrağı sallandırma gibi bir amacı yok ama belli ki bu vekil eskisi hem olayı yanlış anlamış, hem de Suriye bayrağını Türk bayrağına tercih ediyor. Aynı kişi muhtemelen gelecek seçimlerde de vekil olmak isteyecek ve seçilirse yeniden devlet adamı olacak. Komşu ülkeyi kendi ülkene tercih et, sonra ülkeni yönetmek için seçimlere katıl…

Ne yaman ve hainane bir çelişki değil mi? İçlerinden birisi geçmişte daha da ileri gidip “Türkiye ile İran savaşsa İran’ın tarafını tutarım” demişti. Aynı zihniyet 28 Şubat sürecinde Erbakan’ı İran’a yakınlaştı diye iktidardan devirmişti. Hem katı mezhepçi rejimleri ve diktatörleri destekleyip hem de seçilmiş bir Cumhurbaşkanına diktatör yaftası yapıştırmaktan utanmayan bir CHP var (anahtar kelime “mezhep”).

Artık Rojava diye bir devletçik olmayacak. Arap baharı da bitmiş görünüyor. Ama bizler CHP ile yaşamaya devam edeceğiz. Keşke herkes sevdiği bayrağın altında yaşasaydı.

 

İbrahim Karataş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle