PKK’ya silah bıraktırırlar mı?
PKK’nın artık Kürtlerin hakları için savaşmadığı bizzat kendi yöneticileri tarafından da dile getiriliyor. İçlerinden birisi “Sorunumuz devletle değil, Ak Parti’yle” diyor. Kürt halkı cumhuriyet kurulduğundan beri faşizan bazı politikalara maruz kaldı. Dersim katliamı, Kürtçe’nin yasaklanması, hapishane işkenceleri ve sosyal hayatta ayrımcılık yapıldığı sıralarda Tayyip Erdoğan ya daha dünyaya gelmemişti, ya da henüz siyasete atılmamıştı. Erdoğan ne zaman ki güçlenip sorunu çözmeye kalktı, işte o gün PKK için devletten daha tehlikeli bir düşman (!) haline geldi.
Eğer Kürtlere temel haklarını vermek ve PKK’lıları insan yerine koymak düşmanlık gerektiriyorsa; evet, Erdoğan büyük bir düşmandır. Fakat insana insan muamelesi yapmanın bir fazilet olduğunu PKK hariç her insanoğlu kabul eder. O zaman PKK’da ve onu destekleyen zihniyetin beyinlerine virüs bulaşmış olmalı ki dostça davrananı düşman, düşmanca yaklaşanı da dost olarak görüyorlar. Ya da doğruyu da yanlışı da herkesten iyi biliyorlar ama kalpleri ve akılları kötülükten taraf.
Kürtlerden iyi niyetli olanların PKK ile aynı görüşte olmadığını hepimiz biliyoruz. Sadece küçük bir azınlık bu asırlık fırsata hasmane bakıyor. Haklar verilince batıl mücadelelere olan destek kayboluyor. PKK tam da böyle bir çıkmaz içinde. Çünkü PKK da biliyor ki çözüm süreci gerçekten de onlar için bir yok oluştur. Süreçle de anlaşıldı ki Kürt halkına fazlası verilse dahi PKK savaşmaktan vazgeçmeyecektir. Şöyle bir örnek verelim; Eğer başka bir grup, mesela Hizbullah Güneydoğu’da Kürdistan diye bir devlet kursa; PKK bir Kürt devleti kurulduğu için silah bırakır mı? Bırakır diyen beri gelsin.
PKK, yenilip de silah bırakmaya mecbur kalmadığı bir ortam olmadığı sürece kendinin yönettiği bir özerk/bağımsız bölgeyi elde etmeden silah bırak(tırıl)maz. Mesele artık Kürt meselesi olmaktan çıkmıştır. Cumhurbaşkanı bu yüzden “Kürt sorunu yoktur” derken haklıdır. Artık gerçekten bir PKK sorunumuz var. Kürt meselesi sadece PKK’nın meşruiyet kazanmak için kullandığı bir enstrümandır. PKK sorunu 5-10 bin militanın arkasındaki halk desteğinden ibaret değildir. Bugün PKK’ya silah bıraktırmak için sadece onları değil, onlara açıktan destek veren kişi, grup ve ülkeleri de ikna etmeli veya onlarla da savaşmalısınız.
Mesela her devre göre taraf değiştiren ve bir CIA sivil toplum örgütü olan National Endowment for Democracy’den yardım alan sol-liberal aydınlara (kirli) itibarlarını vermezseniz bu ülkeye barış gelmez. Bu insanlar ki hem solcudurlar, hem basın özgürlüğünden bahsederler, hem de Amerikan parasıyla gazetecilik yaparlar. Öte yandan Amerika’da yeşil kartla ikamet eden ve statü olarak Honduraslı Pedro’dan farkı olmayan Pensilyanya sakinine dinler üstü kainat imamlığını ve mehdiliğini geri vermezseniz işiniz yine zordur. Doğan Grubuna rüşvet vermezseniz PKK’yı Güvercin Sevenler Derneği gibi göstermeye devam ederler. CHP ile koalisyon kurmazsanız karşınıza TÜSİAD sermayesini alırsınız. Dışarıda ise Esad, İran ve Almanya gibi ülkelerle boğuşmak zorunda kalırsınız.
PKK, yanında dev aynasıyla gezen bu güruh olduğu sürece silah bırakma lüksüne sahip değildir. Hadi yine de bırakmaya niyet etti; Ya içindeki şiddet eğilimli Alevi gruplar? Onların terörün içine gizlenmiş Alevi isyanını da bastırmanız gerekecek.
Örgüt asliyetini kaybedip saydığım gruplarca kiralık olarak kullanıldığından, örgütle birlikte kiracıyla da mücadele etmek gerekiyor. PKK’lının belki vermeye korkacağı bir canı vardır. Fakat onu destekleyenlerin terörün azmasından dolayı kaybedecekleri bir şey yok. Onların ki bir ego ve iktidar savaşı... İktidara her kim gelmek istiyorsa bu Hamanları etkisizleştirebilmeli … Yoksa bir PKK gider diğeri gelir.







