Perde istihbarat örgütleriyle darbe
James Bond tipi ajanlık eskisi kadar sonuç verici bir istihbarat toplama metodu değildir. İstihbarat örgütlerinin diğer ülkelerdeki darbe kalkışmalarında bizzat rol almasının tersi neticelere sebep olma ihtimali, yeni nesil ajan ve örgütlerin doğmasına sebep oldu. Artık eskisi gibi kadrolu ajanlar kullanmak yerine gazeteci, akademisyen, işadamı, sivil toplum örgütü personeli gibi sivil çalışanlar ajan olarak kullanılıyorlar. Necip Hablemitoğlu bunlara “etki ajanları” diyor. Mezkur ajanları kullanan, yönlendiren ve operasyon yaptıranlarsa CIA gibi ana örgütlerce kurulan perde istihbarat örgütleridir.
Buna CIA’nın Safari Club’ını (Safari Kulübü) örnek verebiliriz. Eski ABD Başkanı baba Bush, 1976’da CIA başkanıyken İran, Mısır, Suudi Arabistan, İsrail, Fas ve Fransa ile birlikte bu gölge istihbarat kurumunu kurar. Suudi Arabistan’ın o dönemdeki İstihbarat Bakanı Kemal Adham, operasyonların finansal olarak desteklenmesi için Pakistan’da o dönem küçük bir banka olan Bank of Credit and Commerce International (BCCI)’ı uluslararası bir bankaya dönüştürür. Banka bir süre sonra dünya üzerinde 78 şubeye ve 20 milyar dolarlık mal varlığına sahip olur. CIA’nın yaptığı tüm karanlık işlerin finansmanını bu banka sağlar. Ayrıca kara para aklamak için de kullanılır. Banka hakkında 90’larda soruşturma açılır ve sonunda kapatılır.
Perde istihbarat örgütü Safari Club’ı özetlememin sebebi, 15 Temmuz darbe teşebbüsünün arkasında bu tür sivil bir yapılanmanın olmasıdır. Dikkat ederseniz darbenin arkasında CIA var diyoruz ama basında hiçbir muvazzaf CIA ajanının adı geçmiyor. Hep emekli askerler, akademisyenler, düşünce kuruluşu çalışanları ya da STK temsilcilerinin isimleri geçiyor. Kullandıkları metotlar da Safari Club’ın yöntemleriyle aynı. Hatta Yeni Şafak emekli general John Campbell’in Safari Club’ın Türkiye sorumlusu olduğunu yazdı. Ayrıca yukarıda bahsini yaptığımız BCCI bankasının Safari Club’ın gizli operasyonlarını finanse etmesi misali, General Campbell’in Nijeryalı UBA Bank üzerinden darbecilere 2 milyar dolar aktarması, her şeyin taşeron istihbaratçılar tarafından organize edildiğinin delili sayılabilir.
Amerikan politikalarını iyi bilen usta gazeteci Hakkı Öcal, büyük ve gizli olduğu için hiçbir zaman tamamen denetlenemeyen örgütlerin içinde unutulmuş “maceracı cep”ler (pockets of adventurers) olabileceğini, CIA içinde de bu tür ajanların olduğunu ve FETÖ’ye destek vermiş olabileceklerini söylüyor. 15 Temmuz’da perde örgütler, etki ajanları ve maceracı ceplerin hepsinden izler vardı. Onlar FETÖ’nün arkasına gizlenerek kendilerini aklamaya çalıştılar. CIA de onları perde yaparak darbe ile bir ilgisinin olmadığını iddia etti. Fakat “Darbe teşebbüsüyle ilgin yoksa neden haber vermedin?” sorusuna hiçbir zaman cevap vermedi.
Konunun anlaşılması için FETÖ-Taraf gazetesi ilişkisine bakılabilir. FETÖ, saldırmak istediği kişi ve gruplar için Taraf gazetesini özellikle kurdurdu ve finansmanını kendisi sağladı. Gizli bilgileri de yine kendisi veriyordu. Örneğin Ergenekon gibi davalarda tüm suçlamalar Taraf üzerinden yapıldı. Bilgileri Zaman gazetesi deşifre etseydi kumpasın ardında FETÖ’nün olduğu ortaya çıkacaktı. Onun için kendileriyle sanki hiç alakası olmayan gazete ve gazetecileri kullandılar. İşte 15 Temmuz darbe girişimi dediğimiz şey tam da böyle bir istihbari yapılanmayla gerçekleşti. O gün FETÖ, CIA idi. Safari Club (ya da yeni adı her neyse) Taraf gazetesi idi. Henri Barkey gibi ajanlar da Mehmet Baransu ya da Tuncay Opçin gibi Fetullahçı militanlardı.
Darbenin arkasındaki istihbari yapılanmalar birbirlerini perdelediği için asıl faillere hukuken ulaşmak zordur. Fakat kim olduklarını hepimiz biliyoruz. Onlara engel olmanın tek yolu Putin gibi “istenmeyen organizasyonlar” kanununu çıkarıp ülkenin egemenliğine ve güvenliğine zarar veren STK ve şahısların Türkiye’de faaliyet yapmasına engel olmaktır. Rusya’da Soros Vakfı gibi birçok ABD destekli sivil toplum kuruluşunun şubeleri kapatıldı. Daha bu hafta içi iki Amerikan vakfı kapatıldı. Türkiye’de de darbeye ve teröre destek veren İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Af Örgütü gibi STK’ların faaliyetleri engellenmeli ve temsilcileri deport edilmeli. Hazır OHAL varken etki ajanları ve perde örgütler için de bir düzenleme yapılmalı.







