Panama Belgelerinden Erdoğan çıkmaz
Off-Shore (kıyı) bankalar ile ilgili malumatı olmayanların şunu bilmesi yeterlidir; gayri meşru yollarla kazanılan, çalınan, vergi ödememek için kaçırılan veyahut başkalarının bilinmesini istemediği paraların saklandığı bankalara off-shore bankaları deniyor. Kuruluş gayeleri bu olmasa da yaptıkları tek iş budur. Panama, İsviçre, Virgin Adaları ve Cayman adaları gibi ülkeler off-shore’un merkezleridirler. Kıbrıs adası (Rum kesimi ve Türk taraflarının ikisi de) bu tarz bankacılık yapan bankalarla doludurlar.
Geçtiğimiz günlerde bir kısmı deşifre edilen ve Panama Belgeleri denilen, Mossack Fonseca adlı hukuk şirketine ait evraklarla işbu hesaplardan bir kısmı deşifre edilmiş oldu. Şimdi herkes daha kimlerin isimlerinin açıklanacağını merak ediyor. Başka kimlerin belgelerle terbiye edileceğini bilmiyorum ama belgeleri yayınlayanlarla belgede adı geçenlerin birbirinden farkı olmadığını söyleyebilirim. Mesela, evraklarda İngiliz başbakanın babası da geçince BBC ve The Guardian gazetesi Cameron’un üzerine gitti. Cameron da dayanamayıp BBC, The Guardian ve Daily Mirror gazetelerinin de off-shore hesaplarının olduğunu söyledi.
Meğer sabah akşam özgür düşünce, özgür basın diye özgürlük havarisi kesilen İngiliz medyasının kendisi de kirli işlere bulaşmış. Kalkıp kendilerini de eleştiren yazılar yazarlar mı? Elbette yazmazlar. Off-shore bankalarının çoğunun İngiltere’ye bağlı ada devletlerinde olduğunu da yazmazlar. Vergi kaçırmak elbette suçtur da vergi kaçıranların paralarını off-shore bankaları aracılığıyla yastık altı yapmak suç değil midir? İngiliz aklına göre Virgin adalarındaki HSBC şubesinde hesap açmak suç, ama hesap açtırmak suç değil.
Panama belgeleriyle ilgili diğer pis bir koku da Almanya’dan geliyor. Belgeleri, adı açıklanmayan biri Alman Suddeutsche Zeitung gazetesine veriyor. Hukuk şirketi Mossack Fonseca’nın iki ortağından biri olan Jürgen Mossack aslen Alman. Belgenin sahipleri de deşifre edenlerin de Alman olması sizce tesadüf müdür? Ayrıca belgelerde Alman şahıs ve şirket yok. Tıpkı Amerikalı olmaması gibi. İsviçre belgelerini sızdıran bankacı Bradley Birkenfeld’e göre belgeleri CIA sızdırdı. ABD bu yolla düşman olarak gördüğü Rusya, Arjantin, Çin ve Pakistan gibi ülkeleri cezalandırmış oldu diyor. Belgeleri sızdıran(lar)ın bilinmemesi işin arkasında bir istihbarat örgütünün olduğu kanaatini kuvvetlendiriyor. Şahsen bu belgelerle Rusya’dan ABD gizli servisi NSA’nın belgelerini deşifre eden Edward Snowden’ın intikamının alındığını düşünüyorum. Malumunuz ajan Snowden Rusya’ya sığınmış durumda ve Ruslar’ın onu ABD’ye teslim etmeye niyetleri yok.
Hem belgeleri deşifre edenin Washington merkezli Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu (ICIJ) olması da ilginç. ICIJ’i Soros’un Açık Toplum Vakfı, Rockefeller Vakfı, Ford Vakfı ve USAID gibi ülkeleri karıştırmada tecrübeli STK’lar destekliyor. Hepsi bir yana ICIJ’e üye tek Türk gazetecinin Metin Münir olması ona güvenilmemesi için yeter sebeptir. Daha geçtiğimiz günlerde Amerikalı vakıfların desteklediği T24 sitesinden darbe çağrısı yapan bir kişiyi bünyesinde barındıran bir kurum ne kadar dürüst ve özgürlükçü olabilir ki?
Belgelerde 101 Türk şirketle 10 müşterinin olduğu ve bunların da mayısta açıklanacağı söyleniyor. Tahminimce bu kişiler Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yakın işadamları olmadıkları için belki de isimleri açıklanmayacak. Çünkü ICIJ normal işadamlarını değil sadece liderleri ve onlara yakın işadamlarını deşifre ediyor. Bana kalırsa belgelerde başka lider kalmadı. Öncelikle liderlerin isimleri arandı ve bulunanlar deşifre edildi. Sayın Erdoğan’ın veya ona yakın bir ismin adı geçseydi bugüne kadar çoktan açıklanırdı. Bundan sonra deşifre edilecekler -ki edilirlerse- büyük ihtimalle Erdoğan düşmanı işadamları çıkar.
Belgeler vesilesiyle Türkiye’nin yurtdışına para kaçırma gibi bir sorununun olduğunu hatırlamak gerekiyor. Paralel yapıya düzenlenen operasyonlar gösteriyor ki FETÖ, sadece Türkiye’de değil muhtemelen tüm dünyada en çok para kaçıran yapılanmadır. Yani off-shore bankalarının en büyük müşterisi “Cemaat”tir. Türkiye’ye getirilse ikinci bir merkez bankası kurduracak büyüklükteki cemaat paraları için Maliye’nin harekete geçmesi gerekiyor. Yoksa o paralarla tabağı 35800 dolara yemekler yemeye devam edecekler.







