Nükleersiz Ukrayna Yem Olmak Üzere
Ukrayna 1991’de Sovyetler Birliği’nden bağımsızlığını kazandığında dünyanın üçüncü büyük nükleer gücüydü. Elinde 3000 civarında atom bombası vardı. Ayrıca 1700 tane nükleer başlıklı füze vardı ki içlerinde 10.000 km menzile sahip olanlar vardı. Daha sonra Amerika, Rusya ve İngiltere devreye girerek Ukrayna’dan nükleer silahlarını imha etmesini istedi. Ruslar ayrıca Ukrayna’nın egemenliğine saygı duyacaklarının altını çizdiler.
ABD ve İngiltere ise Ukrayna’yı kendi aralarına almayı taahhüt ettiler. Ancak eğer Ukrayna teklifi kabul etmeseydi ambargo uygulayacaklardı. Ukrayna da çaresiz kabul etti ve 1994-1996 yılları arasında tüm silahlarını imha edilmek üzere Ruslara teslim etti. O günlerde Amerikalı Uluslararası İlişkiler Profesörü John Mearsheimer gibi çok az kişi Rusların nükleersiz Ukrayna’ya karşı saldırganlaşacağını yazmıştı. Zaman onları haklı çıkardı.
Rusya şimdilerde Ukrayna’yı kolay bir lokma olarak görüp işgal etmeyi planlıyor. İşgal gerçekleşirse onbinlerce insan keyfi olarak öldürülmüş olacak. Çünkü Ukrayna, Batılı dostlarına güvenerek büyük bir hata yaptı. Önce Batı’ya inanıp silahlarını teslim ettiler, sonra aynı inancın gereği olarak ülkedeki Rus etkisini tamamen kırmak ve NATO’ya üye olmak için turuncu bir devrim yaptılar. Ama sonuç olarak işgalin eşiğine geldiler.
Ukrayna’yı savunması beklenen Batı ise kendi vatandaşlarını ülkeden çıkarmakla meşgul ve dahası Rusları işgale kışkırtıyorlar. Ruslar da kendilerinden o kadar eminler ki 72 saatte Ukrayna’yı işgal edeceklerini tasavvur ediyorlar. Süre ve kayıpları artınca daha ağır silahlar kullanacaklar ve sonunda gerekirse atom bombası kullanmaya kadar götürecekler işi.
Nükleer silahlar böyle bir özgüven veriyor ülkelere. Silah sahipleri bilirler ki silahı olmayanları yenmek kolaydır. Velev ki düşmanın nükleer silahı olsa bile güvenlik endişesi yaşanmıyor. Çünkü atom bombalarınız varsa ya size saldırmazlar ya da saldırsalar bile hep birlikte yok olursunuz. Ama yenilmeniz pek zordur. Rusya-Ukrayna çekişmesinde Ukrayna’nın böyle bir şansı da yok. Çünkü o şansı yıllar önce Batı’nın zorlamasıyla kaybetti.
Mevcut çekişme tüm ülkelere ders olmalı. Bir kere; eğer etrafınız düşmanlarla çevriliyse elinizdeki silahları teslim etmeyeceksiniz. Ukrayna’nın nükleer silahlarını teslim ettiği ülkelerin hepsi de hâlâ nükleer güçler. Eğer düşmanınızla baş edecek silahınız yoksa o zaman çabucak silahlanacaksınız. Ambargolardan korkuyorsanız gizlice yapacaksınız. En azından üretebilme kabiliyetine sahip olacaksınız. Bugün Japonya ve Almanya gibi ülkelerin atom bombaları yok ama üretmeleri için birkaç saat yetiyor.
İkincisi, müttefikinizi iyi seçeceksiniz. Görünen o ki Batı dünyasının Ukrayna’ya bir faydası olmadı. Tam tersi Rusları Ukraynalılara karşı kışkırttılar ve topraklarının bir kısmını kaybettirttiler. Ayrıca Ukrayna ne NATO üyesi olabildi, ne de AB üyesi oldu. Batı dünyası Rus korkusundan dolayı Ukrayna ile yan yana görünmekten korktu ve fakat Ukrayna’yı Ruslarla karşı karşıya getirmekten çekinmedi. Amerika’nın Doğu Avrupa’ya asker göndermesine bakmayın. Giden askerler sadece savaşı izleyeceklerdir.
Öte yandan Ruslar da hiç masum değiller. Batı’nın günahını Ukrayna çekemez. Hiçbir sebeple bir ülkenin belirli bölgeleri veya tümü işgal edilemez. Bugün Putin ve Zelensky bir araya gelip konuşsa tüm sorunlar çözüme kavuşacaktır. Ancak görünen o ki Batı dünyası sakin dursa bile Ruslar boş durmayacak ve emperyal yayılıma devam edecekler.
Son mesaj Türkiye’ye. Hükümet başkasının savaşına taraf olmamalıdır. Yapabiliyorsa diplomatik aracılık yaparak çatışan tarafların güvendiği bir ülke olmalıdır. Muhtemelen de böyle davranacaktır. Ayrıca nükleer silah sahibi olmasa bile üretebilecek kapasiteye gelmelidir. Ola ki bir Rus-Ukrayna savaşı çıkarsa komşu ülkelerde yarım kalmış askeri işlerini tamamlamalıdır.







