Neden EVET dedim?
Dün Türkiye için tarihi bir gündü. Halk kendi geleceğini kendisi tayin etmek üzere sandık başına gitti ve yönetimde bazı değişiklikler yapılıp yapılmamasına kendi iradesiyle karar verdi. Değişimden yana biri olarak, güvercinin yanmakta olan Hz. İbrahim’in (a.s.) üzerine ağzıyla su taşıyıp dökmesi misali, sırf tarafımı belli etmek ve değişime katkıda bulunmak için EVET oyu verdim.
HAYIR oyu verenlerle hiçbir sorunum yoktur ve kararlarına saygı duyuyorum. Lakin iktidardayken şapka giymeyenleri, hocaları ve hatta Başbakanı bile idam eden zihniyetin EVETçileri denize dökmekten bahsetmesi faşizmin bitmediğini ve HAYIR demekle onlarla yan yana olacağımı bilmek, EVET demem için bir sebepti. Şu kesin ki HAYIR kazanırsa ve bir şekilde malum zihniyet yeniden gücü eline alırsa gerçekten denize döker. Çünkü benzeri birçok zulmü devlet gücü ellerindeyken yapmışlardı.
“Ya başımıza bir manyak gelirse” diyenlerin ne kadar manyakça bir akla sahip olduklarının farkına varmaması yüzünden de EVET dedim. Cumhurbaşkanlığı oldu-bittiyle gelinecek bir makam değildir. Ancak ve ancak yüzde 50’den bir oy fazla alınarak Cumhurbaşkanı olunabilir. Bu da Türkiye şartlarında 28 milyon oy demektir. “Ya başımıza bir manyak gelirse” demek 28 milyonun aklı ile dalga geçmektir. 27 milyonun tamamı bir manyak üzerinde anlaşabilir mi? Eğer anlaşıyorsa memleket evladının çoğu manyak demektir ki, velev ki bir manyak seçilirse bu durumda suçlu seçilen değil, seçen halk olur. “Ya başımıza bir manyak gelirse” sözü halka alenen yapılmış bir hakarettir.
Başkanlık sistemine en çok da 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra kani oldum. Yüzde 10 barajını aşan HDP’nin liderinin terör sözcülüğünden Bakanlar Kurulu sözcülüğüne geçme ihtimali, araçlarında teröristlere silah taşıyan vekillerin bakan olma olasılığı ve o bakanların askere kurşun sıkanları memur yapma ihtimali (bkz. HDP’li belediyeler) Türkiye için alarm çanlarıydı. Tehdit 1 Kasım seçimleriyle bertaraf edilse bile Başkanlık sistemine geçilmeden tamamen kurtulma imkanı olmayacaktır.
Bir de Batının hasmane tavırları için EVET dedim. Aylardır demokrasinin ortadan kalkmasından diktatörlüğün gelmesine kadar sayısız içi boş argümanlarla Türkiye’ye saldırdılar. Batı medyası bilhassa son bir haftadır istisnasız her gün Türkiye’yi karaladı. Eğer bu ülkeler Türkiye ile dost iseler, güçlü dosttan onlara fayda gelir. O zaman niye karşılar? Ancak görünüyor ki güçlenen Türkiye’den pek hazzetmiyorlar. Demek ki dost değiller.
Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan için de EVET dedim. Eğer birisi Cumhurbaşkanlığı makamına oturacaksa o, sistemi değiştirmek için en çok çaba sarf eden kişi olmalıdır. Başkanlık sistemini bugüne kadar kimse getirmeyi başaramadı. EVET kazanırsa Sayın Cumhurbaşkanı memleket için tarihi bir değişimin daha faili olacak. O makam, 15 Temmuz’da havadaki cellatlara rağmen İstanbul’a inip memleketini canı pahasına ihanet şebekesinden kurtaran bir lidere pek yakışır. Son 15 yılda gördük ki Cumhurbaşkanının eli rahatladıkça daha çok hizmet ediyor. Bu yüzden Sayın Erdoğan’ın Türkiye’ye daha çok hizmet etmesi için EVET dedim.
Bu yazı yazıldığında seçim sonuçları açıklanmamıştı. Fakat şu kesin ki HAYIR çıkmışsa ekonomi yerle bir olmuştur ve terör örgütlerine cesaret gelmiştir. Türkiye sadece sıçrama fırsatını kaçırmış olmayacak, siyaseten ve ekonomik olarak yerinde bile durmayıp gerileyecektir. Şayet EVET çıkmışsa güçlü Türkiye’ye doğru yola çıkılmıştır. EVET’in zaferi, HAYIR diyen kendi halindeki vatandaşın yenilgisi değildir. HAYIR oyu verenler de bu ülkenin insanları ve değişimden onlar da istifade edecekler. Ancak sandıkta EVET kazanırsa terör ve dış mihraklar yenilmiş olacaklar. Her EVET oyu şer odaklarına aracısız, direkt atılan bir tokattı. Onun için EVET dedim.







