Mülteci Sevgisi mi, Merhamet Şovu mu?
Yazımın konusu mültecilerin dramı ama ikiyüzlülüğün zirve yaptığı bir evrede Suriyeli sığınmacıları bahane edip Cumhurbaşkanına saldıran şeref yoksunu, insanlığı etten-kemikten ibaret olup hayvani güdülerle hareket eden bilimum ulusalcı, solcu, laik yobaz yaban otları için iki kelam etmem gerekiyor.
Düne kadar Suriyeli mültecilere sayıp duran bu zevat bugün onları ülkesine kabul ederek ölümden kurtaran Cumhurbaşkanına saldırıyorlar. Rezillik böyle bir şey olsa gerek. Yaşamın kıyısında gezinen 3 yaşındaki Suriyeli çocuğun cesedi kıyıya vurunca merhamet şovu yapıp fırsattan istifade onlara hamilik yapan Erdoğan’a saldırmak neyin nesidir? Bu insanlarda vicdan ve adalet olsaydı 2 milyon insana sınırları açtığı için Erdoğan’a teşekkür ederlerdi. Bugün her Suriyeli sağlık ve eğitim gibi bir çok hizmetten ücretsiz yararlanıyor. Bunun için Erdoğan’a hakkını verdiler mi ki ölen çocuğun hesabını soruyorlar? Neden “İktidara gelirsem Suriyelileri geri göndereceğim” diyen Kılıçdaroğlu’nu eleştirmiyorlar? Sizlerin kem göz ve sözleriniz değil mi bu insanları ölüm yolcuklarına sevk eden? Gazetelerini açıp mülteciler lehine olumlu bir haber yazdıklarını gösterebilirler mi? Haberleri bıraktık, duygularında samimilerse geride kalan Suriye’li çocuklara sahip çıksınlar.
Ama niyet başka… Milyonları yurdundan eden Esed’le fotoğraf çekerken, onlara babalık yapan Erdoğan’ı Hitler’le bir tutarlar. Çünkü imtiyazları bir mülteci misali göçüp gitti. Kaybettikleri ayrıcalıkların geri alınması için Dr. Kevin Barrett’in deyimiyle bir Yahudi iftira taktiği olan “Hitlerleşmek “ propagandalarıyla Erdoğan’a saldırıyorlar. Erdoğan ne bir Hitler ne de başka bir diktatör olacak. Fakat bu başıboşların hakkından bir diktatörün geleceği muhakkaktır. Çünkü böyle azgın bir azınlıkla baş etmek halim liderlerin işi değildir.
Gelelim Avrupa’ya…
Suriyeli mültecilerin Akdeniz’de boğulup cesetlerinin kıyılara vurmasına sebep olan Avrupa, kıyı (off-shore) bankalarına milyarlarca dolar kaçıran paralel çete üyelerine sınırlarını açtılar. Aranan bir çok teröristi mülteci sıfatıyla ülkelerinde barındırıyorlar. Suriyelilere gelince de üç maymunu oynuyorlar.
The Independent gazetesinin haberine göre İngiltere’de sadece 216 Suriyeli mülteci var ve bu sayı bir tren vagonunu bile doldurmuyor. Alsalar da en fazla 1000 kişiyi alacaklarmış. Çünkü Macar başbakanın itiraf ettiği gibi mülteciler Avrupa’nın Hristiyan yapısını bozarmış. Belki bu yüzdendir Slovakya’nın sadece Hristiyan mülteci kabul etmesi. Bu yüzden İtalyan başbakan mülteciler konusunda duygusal davranmayacaklarını söylüyor. Oysa mültecilerin geldikleri ülkeler yakın zamana kadar Fransa’nın, İtalya’nın ve İngiltere’nin sömürgeleriydi. Kendileri mültecilerin ülkelerine destursuz girdiklerinde de duygusal değillerdi. O ülkelerin Müslüman köklerini ve sosyal hayatını bozmak da umurlarında değildi. Geriye diktatörler bırakıp halka zulmetmeyi bir hak olarak gördüler. Halk zulümden kaçınca da sınırları kapatıp işledikleri günahla yüzleşmek istemiyorlar.
Sadece Avrupa değil tabi. Suriyeliler can derdindeyken mülteci kamplarından kız kaçıran, evlenip bir ay sonra boşayan körfezin zengin Araplarının yatacak yeri yok. İçlerinde gelin koleksiyonculuğu yapanlar var. 10 Suriyeli genç kızla yetinmeyip 11. sini almaya gelenleri biliyoruz. Ve bu insafsızların yaşadıkları Kuveyt, Katar, Suudi Arabistan ve Bahreyn gibi ülkelerde bir tane mülteci yok. Çünkü yasak. Hintlilere, Filipinlilere serbest ama Suriye’liye yasak. Suriyelilere savaşmaları için sadece silah ve para verirler. Ancak savaşanların çocuklarına bakmazlar. Hanımlarının ve kızlarının ırzlarına da göz dikerler.
Mülteci sorunu konusunda yapılması gerekeni bir çocuk mülteci ne güzel ifade etti; “Biz Avrupa’ya gelmek istemiyoruz. Suriye’de savaşı bitirin yeter.” Avrupa’nın da Amerika’nın da savaşı bitirmeye gücü yeter. Samimilerse en azından savaşı bitirerek mazlumlara bir katkıları olsun. Ya da her köşe başında bir Suriyeli görmeye alışsınlar.







