--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Muhalefet içindeki muhalefet muhalefeti bitirecek

İbrahim Karataş
İbrahim Karataş
3

 

Freud’un “En gülünç olanı da insanların sizi eskisi gibi kullanamadığında değiştiğinizi söylemeleri” şeklinde bir sözü var. Birisine ya da birilerine epey faydalar sağlayıp onlara türlü iyiliklerde bulunup bir süre sonra onlardan ya da sizdeki imkanların kısıtlılığından veyahut sair nedenlerden dolayı iyilik yapmayı kestiğinizde sizi değişmekle suçlayıp o güne kadar yaptığınız her iyiliği bir kalemde silip çöpe atarlar.

Ak Partiden kopup başka yerlerde ya da kendi kurdukları partilerde siyaset yapanların savunmalarına baktığınızda hep Ak Partinin (yönetici kesiminin) değiştiğini iddia ederler ve bu sebeple de ayrıldıklarını söylerler. Değişim her yerde olur ve olumlu yönde olduğu sürece iyidir de. Ak Parti de değişti ve yeni bir kişiliğe büründü. Ama bu değişim iddia edildiği kadar büyük değildi ve kayda değer değildi. En azından ayırılmak ya da ayrılmak için bir bahane olacak kadar değildi. 

Aslında gidenler gidişlerini meşrulaştırmak için bir suçlu ararlar ve bu hep geride kalanlar olur. Eski Ak Partili muhaliflerde de böyle bir tavır görülüyor. Ancak söylediklerinin doğruluğuna inanmak zor. Gerçekten de haklı bir sebeple ayrılanlar olabilir. Çünkü siyasi partiler ve genel olarak siyaset çok da ak bir ortam sunmadığı için mağduriyetlere neden olabilir. Fakat partiyi değişimle suçlayanların çoğundaki değişim o kadar baş döndürücü ki karşısındakini değişimle suçlamaları fazla absürt kalıyor.

Doğrusu muhaliflerin kendi partilerini kurmaları gayet doğal ve olması gereken bir adımdı. Eğer siyasete devam etmek istiyorlarsa elbette ki kendilerine yeni bir parti kurmaları kadar doğal bir şey olamaz. Ancak günün sonunda makam karşılığı CHP’yi iktidara getirme hırsı bu mahalledeki itibarlarını yerle bir etti. Öbür mahallede zaten itibarları yok. Sadece belki CHP’nin iktidara gelmesine yardımcı olabilirler diye hürmet görüyorlar. Onlar da bunu biliyorlar ama hem cumhurbaşkanı yardımcılığı gibi bir makam hem de eski liderleri Erdoğan’ı devirmenin vereceği hazza değeceğini düşünüyorlar.

Hayalleri gerçek olur mu yakında belli olur ama bu birlikteliğin uzun ömürlü olmayacağı şimdiden belli oluyor. Seçimleri kaybederlerse zaten siyaset sahnesinden silinip gidecekler. Kazanırlarsa çıkar kavgası muhtemel bir iktidarın ömrünü sonraki seçimlerden önce bile bitirebilir. Çünkü daha şimdiden makam almazlarsa yeniden seçime gitmekle tehdit ediyorlar. 

Bu noktaya gelinmesinde hem Ak Partinin hem de CHP’nin sorumluluğu var. Ak Parti, bireysel olarak hayatta gelemeyecekleri makamlara gelen bu insanların yıllar sonra kendilerini yıkmak için çabalayacağını göremedi. Kimin yarın ne yapacağını tahmin etmek zor ama bazılarının yaptıkları yarına ayna olabiliyor. Onlar da fark edilmediğine göre filtre epey geniş tutulmuş görünüyor.

CHP ise Ak Partiden kopanları yanına alarak hem ek oy toplayacağını hem de onların bildiklerini kullanarak Ak Partiyi sıkıştıracağını düşündü. Evet, FETÖ epey bir gizli bilgi ile muhalefet tarafına geçti ama bir işe yaradığı şüphe götürür. Öte yandan işi gücü gizli bilgi ve belge toplamak olan bir örgütün CHP’ye yanaştıktan sonra huyundan vazgeçeceğini düşünmek saflık olur. FETÖ yüksek ihtimalle kayıt tuşuna basmıştır ve günü geldiğinde kaydettiklerini kullanacaktır. Ayrıca kibri ile müsemma zatlar muhalefete geçtiğinde mütevazılaşmıyorlar. Karakterler taraf değiştirerek değişmezler. Aslında o karakter yaşasın diye taraf değiştiriliyor. Komşu esnafın hırsızlıktan kovduğu bir tezgâhtarı yanınıza işe alıp komşunun sırlarını öğrenebilirsiniz ama o tezgâhtar günü geldiğinde sizin de mallarınızı çalacaktır. 

Siyasette iktidar için bu kadar hırslanıp her önüne geleni bir filtreden geçirmeden almanın bedeli olacak. Bilhassa hırsı sizin hırsınızdan fazla olanları alırsanız sonu hasaret olur. 

 

İbrahim Karataş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle