--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Milletin parasını millete bağışlamak

İbrahim Karataş
İbrahim Karataş
22

 

“Devlet, milletin parasını millete bağışladı” diye bir manşet görseniz ne düşünürsünüz? Demek ki devlet gerçekten milletini düşünüyor ve milletten aldığını millete veriyor dersiniz ve devlete gıyabi bir aferin gönderirsiniz. Ancak bizdeki muhalif medya o gözle bakmıyor. Onlarda tam tersi olarak bir eleştiri ve öfke var. 

Malum, 6 Şubat’ta bu ülkenin güneyi ve güneydoğusu asrın felaketi diyebileceğimiz depremlere maruz kaldı ve on binlerce vatandaşımız hayatını kaybetti. Geride kalanlarsa evleri yıkıldığı için soğuk havada kendilerini sokakta buldular. Bu öyle bir felaket ki herhangi bir devletin tek başına baş edebilmesi çok zor. Devlet de bu yüzden halkın kapısını çaldı ve 116 milyar TL bağış topladı. 

Muhalefet bu rakamı duyunca çılgına döndü. Çünkü o parayla hasarlı ve yıkık konutların yerine yapılacak tüm konutların finansmanı sağlanıyor. İkinci bir hazımsızlık ise bağışın 90 milyarının devlet kurumlarından gelmesi. Muhalefet bu durumu kabul etmiyor ve milletin parasının millet için harcandığını söylüyor. Aklımız burada duruyor ve sorguluyor; Milletin parası millete bağışlanmasın mı? Millete bağışlanmayacaksa kime bağışlanacak? Başka bir millete mi bağışlansın? Suriyelilere ucundan verildiğinde kıyameti koparmamışlar mıydı? 

Milletten kasıtları ne? Hepimiz tek bir millet değil miyiz? İstanbullu ve Hataylı ayrı bir milletten mi? Beyaz Türk, esmer Türk ayrımı mı bu? Bu millet içinde kaç tane millet var da bizim haberimiz yok? Bir önceki depremde (Elazığ) “ben vermem devlet versin”, “benim vergilerim nerede?” dememişler miydi? Şimdi devlet o vergiler ve devlete ait kurumların paylarından bağış alıp depremzedelere konut yapacak. İstedikleri bu değil miydi? 

Eskiden Suriye’de/Libya’da/Azerbaycan’da ne işimiz var diyorlardı, şimdi adeta Hatay’da, Maraş’ta, Adıyaman’da, Antep’te ne işimiz var diyorlar. Çok defa yazdık. Bu ülkede dışlanma sıralamasında Suriyelilerden önce gariban Anadolu halkı vardı. Belli ki halk düşmanlığı hiç ölmemiş ve ilk fırsatta kendini gösteriyor. 

Daha da utanılası bir durumdan bahsedelim. Toplanan 116 milyarın 90 milyarı devletin kurumlarından, 26 milyarı o hor görülen halktan geldi. Diğer bir deyişle hazımsızlar yardımcı olmadılar. Bu güruh son derece varlıklıdır ve halen sermayenin büyük kısmını ellerinde bulundurur. Eğer onlar da yardım etseydi devlet kurumlarına ihtiyaç kalmayacaktı. Onlar vermedi diye devlet devreye girdi. Bunun adı cimrilik, hasetlik, millet düşmanlığı ve bencilliktir. Hangi yüzle kuruş bağışlamadıkları milleti yönetmeye talipler, anlaşılır gibi değil. Bakalım seçim öncesi iktidardaki ittifakı devirmek için bir nimet olarak gördükleri depremin enkazının altında onlar mı yoksa hükümet mi olacak!

Bu arada 116 milyar TL’den daha fazla bir bağış toplanması gerektiğini vurgulamak gerek. Bankalar geçen yıl 665 milyar TL kâr etti. Bu ülkenin en büyük holdingi geçen yıl 386 milyar ciro, 70 milyar TL kâr elde etti. Son 2 yılda zenginler zenginliklerini birkaç kat artırdılar. 116 milyar TL, iki büyük şirketin tek başına yapabileceği kâra eşit. Diğer yandan Türkiye’de zekât potansiyeli 55 milyar dolar, yani 1 trilyon TL kadar. Ne var ki toplanan para onun onda biri kadar.  

Devlet elbette bunun da üstesinden gelir. Ancak darbe sonrası dönemde ekonomiyi ayakta tutmak, Covid dönemi, yüksek enflasyon ve şimdilerde EYT için kasasında ne varsa veren bu devletin de bir dayanma gücünün olduğunu, zayıf kalırsa hepimizin etkilenebileceğini unutmamamız gerek. Biz milletiz ve millet olarak önce kendimiz kendimize sahip çıkacağız. Yoksa bu illet güruhla uğraşmak zorunda kalacağız.

 

İbrahim Karataş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle