Masum kavramlar ve suçlar
Gerçeklerin kenara itilip algıların hükmettiği bu devirde, amaca vasıl olmanın en kolay yolu işlenen suçun üzerini masum ve müspet kavramlarla örtmektir. Bu çok tehlikeli bir taktik çünkü eğer ki algıları değiştirmek isteyenlerin dümen suyuna gidilirse bir süre sonra farkına varmadan o iklim içinde onların kurdukları labirentlerin çıkmaz sokaklarında kaybolmaya başlanır. Böylelikle hakikatin hamileri bile bilmeden algı operasyonlarının kurbanı olurlar.
Masum kavramların yanlış insanlar için nasıl birer sığınak ve kalkan olduğunu anlamak için birkaç örnek vermekte yarar var. En sonuncularından başlayalım. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu iktidara geldiklerinde KHK’lıları tekrar işe alacağını söyledi. Aslında bunu zaten belediyeler yoluyla yapıyorlar. Ancak kastı, tüm FETÖ mensuplarını işe iade etmek. FETÖ kavramı 15 Temmuz darbesinin faillerini ifade etmek için kullanılan resmi bir tabirdir. Devletin tanımına göre FETÖ terör örgütüdür ve üyeleri teröristtir. Halk da bunu böyle kabul eder ve teröristlerin devlete yeniden sızıp onu ele geçirmesini istemez.
CHP de durumun farkında olduğu için işlemeyi düşündüğü suçu meşrulaştırmak için KHK’lı tabirini kullanıyor. Çünkü FETÖ’cüleri işe almayı taahhüt etmek öfke uyandırır ama adları KHK’lı olursa tepki fazla olmaz. En azından CHP böyle düşünüyor. Eğer ki vaat gerçekleşirse devlet yine FETÖ tarafından esir alınacak ve devletin gücü halk ve dahi CHP’ye karşı kullanılmaya başlanacak ve de dost (!) Haçlıların ülkede cirit atmasına müsaade edilecek. Bunu yapanlar tabii ki FETÖ’cüler değil KHK’lılar (!) olacak. Bu kadar zarara değer mi? Yeter ki Erdoğan gitsin ve CHP iktidar olsun diyenler için değiyor demek ki.
FETÖ’nün üstüne bir dil maskesi olarak örtülen KHK’lı sözünü duyunca acaba PKK için nasıl bir tabir kullanılır diye merak ederken cevap geldi; silahlı muhalefet. PKK için kullanılan tabir buymuş. Bu durumda PKK bir terör örgütü değil, muhalefet eden bir parti oluyor. Muhalefeti sözle, hareketle değil silahla yapıyor ve insanları katlediyor ama olsun. Maalesef iktidar bekleyen makyavelist muhalefet için her şey mübah olduğundan, PKK terör örgütünü meşrulaştırmak için onu silahlı muhalefet olarak adlandırmakta bir beis bulunmuyor.
Bu arada benzer taktikleri terör örgütleri de uyguluyor. PKK ve uzantıları yıllarca barış diye diye 40 bin insanın ölümüne sebep oldu. Barışalım dendiği zaman da polislerin kafasına sıkarak gerçek niyetlerini belli ettiler. Aynen barış gibi, demokrasi kelimesini de çok dillendirdiler ve fakat örgüt içinde farklı ses çıkaranların en son duyduğu ses kurşun sesi oldu. Hakeza, kadınlara özgürlük deyip ya evlilikleri bozdular ya da dağa çıkardılar.
FETÖ de yıllarca dine hizmet ettiğini iddia edip milleti ve devleti soyduktan sonra din düşmanlarının yanında saf tuttu ve en çok da dine ve dindarlara zarar verdi. Ayrıca herkese hırsız yaftası yapıştırırken ülke tarihinin en büyük hırsızlığını yapıyordu. Öte yandan; kendinden olmayanı içeri atmayı sevap gibi gören örgüt, kendi elemanları içeri girdiğinde adaletten ve insan haklarından bahseder oldu. Ayrıca Cumhurbaşkanına diktatör derlerken başka bir diktatörün gönüllü askerliğini yapıyorlardı.
Kavram istismarı için daha çok örnek verilebilir ama sonuç değişmeyecek. Gerçeklerden canı acıyanlar yalanlara sığınıp suçlarını meşrulaştırmaya çalışıyor. Sorun şu ki; bir kısım halk kavram temelli bu tür algılara inanabiliyor. Ne var ki günün sonunda acıyı da halk çekiyor ve çekecek. Bir an için muhtemel bir millet ittifakı iktidarında FETÖ’cülerin KHK’lıların iadesi adı altında eski konumlarını geri aldıklarını ve PKK’ya parti muamelesi yapıldığını düşünün. Düşünün çünkü erken tahayyüller muhtemel hatalara engel olurlar. Yoksa yarın çok geç olacak.







