Kürtçü Gaflet
Dört yıl önce Suriye’de iç savaş çıktığında kuzeyinde bir Kürt devletinin kurulacağı iddia edilmişti. Daha sonra PYD Kobani’yi bile ancak Peşmerge, ÖSO ve Amerikan hava saldırılarıyla elinde tutabildi. YPG ve Özgür Suriye Ordusu son bir ayda Tel Abyad’la birlikte 4000 km2’den fazla toprak kazandılar. Yine bir Kürt devleti mi kuruluyor dedikoduları kıvamına ermeden IŞİD Haseke ve Kobani’ye saldırarak Tel Abyad’taki çekilmenin taktiksel olduğunu ve Türkiye’nin IŞİD-Esad işbirliği tezlerini doğrulamış oldu.
Her seferinde kışın güneşini bahar zanneden Kürt grupların özerk/bağımsız devlet umutları bu son Kobani saldırısıyla yine akim aldı. Fakat diğer bir zaafları olan çabuk aldanma yüzünden ne yapıp edip IŞİD’in saldırılarından Türkiye’yi sorumlu tuttular. HDP’nin eşbaşkanı saldırılar için Türkiye’yi suçlayıp devletin suçlu olmadığının ispatını da yine devletin yapmasını istiyor. İnsan zekasıyla değil de önyargılarıyla hareket edince böyle rezil oluyor diyeceğim ama pişkinler için küçük düşmek gibi bir kavram da yok. İnşaallah mesnetsiz ithamları yüzünden insanları tekrar sokaklara döküp ölüme göndermezler (sokaklarda ölüm olursa suçlu tabi ki devlettir(!))
Bu olaylardan sonra Kürtlerin başına ne geliyorsa başta liderleri olmak üzere sorumlularının kendileri olduğuna dair kanaatim daha da pekişti. Çözüm süreci; kanın dinmesi için büyük fırsattı. Bu proje ile ölümler azaldı, bölgeye yatırımlar arttı ve Kürtlerin temel hakları verilmeye başlandı. Ancak PKK ve HDP’nin önde gelenleri bunu “devletin yenilgisi” olarak algıladılar veya algılamak istediler. Silah bırakmaya söz verdikleri halde hala dağda silahla gezmeye devam ettiler. Şehirlerde asayiş ekipleri kurup milleti haraca bağladılar. Barış ortamında insanları tehdit edip zoraki oy aldılar. Devletin yatırımlarını sabote ettiler. Düne kadar kendilerini aşağılayan ve aşağılamaya devam edecek olan paraleller ve kartel medyası ile işbirliğine gidip kendilerine insan muamelesi yapan Ak Parti hükümetine karşı cephe aldılar. Erdoğan onları adam yerine koyan ilk lider olmasına rağmen yine de kendilerine yaranamadı. Devletin her jestini istismar edip tüm kazanımları kendilerine zimmetleyip tabanlarına kendi başarılarıymış gibi gösterdiler.
Sınırın dışında da durum farklı değil. Esed mevzi kaybeder kaybetmez devlet kurma hayaline kapıldılar. IŞİD Kobani’ye saldırınca Türkiye’yi sorumlu tutarak 6-8 Ekim’de milleti isyana çağırdılar. Ölen 50 insanın nerdeyse tamamı Kürt’tü. Öldürenler de Kürt’tü. Türkiye Peşmerge ve ÖSO birliklerinin Kobani’ye, Kobanili sivillerin de Türkiye’ye geçişine izin vermesine rağmen yine de yaranamadı kendilerine. Tüm bunlar olurken Amerika göz göre göre IŞİD’e havadan silah gönderiyordu. Türkiye’ye inanmayan Kürtçü kesim Amerika’nın “yanlışlıkla gönderildi” sözüne hemen inanıverdiler. Oysa bir CIA ajanının dediği gibi “Amerikan ordusu yanlışlık yapmaz. Sadece suçunu kamufle etmek için böyle konuşur.”
Hala uyanmamış olmalılar ki bu sefer de Amerika’ya bel bağladılar. Amerika da Alavere dalavere Kürt Mehmet nöbete deyimini bir yerlerden duymuş olmalı ki Kürtlere cesurluk güzellemeleri yapıp IŞİD’le savaşa sokuyor. Biri de çıkıp ABD-IŞİD ilişkisini sorgulamıyor.
Eğer Kürt hareketi dostunu iyi seçmez de kendilerini maşa gibi kullanan yerli ve yabancı çıkar gruplarıyla hem teşrik-i mesai yapıp hem de onların kılavuzluğuyla yol almaya devam ederse daha çok insanın ölümüne neden olur.
Öyle görünüyor ki şiddet müptelası bu güruh kan akmadı mı Kürtçü siyasette bir eksiklik hissediyor. Devlet şiddeti durdursa bile bir şekilde üzerinden siyaset yapacağı bir kan ortamı üretebiliyor. Bu tutumlarına karşı elbette devletin de bir sözü vardır. Devlet yakında çözüm sürecini başka türlü çözmeye karar verirse şaşırmasınlar.







