--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kur’an-ı Kerim’i koruyamadık

İbrahim Karataş
İbrahim Karataş
9

 

İsveç, NATO’ya girmeye çabaladığı bir hengâmda kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’in Türk Büyükelçiliği önünde yakılmasına müsaade etti. Bu ülke insan hakları kisvesi altında birçok terör örgütü mensubuna kucak açtı ve açmaya devam ediyor. Söz konusu örgüt üyelerini teslim etmek bir yana, üstüne bir de İslam’ın kutsal kitabına da saldırdı. Ve utanmadan bu eylemi fikirlerin özgürce ifadesi olarak nitelendirdi.

Bu eylem düpedüz 1,6 milyar Müslümana hakaret olup fikir özgürlüğü olarak değerlendirilemez. Eğer öyle olsaydı Yahudi soykırımına karşı gelen bir gazeteciyi işten atmazlardı. Daha üç gün önce İsrail Büyükelçiliğinin önünde Tevrat da yakılmaya çalışıldı ve fakat izin vermediler. Demek ki sadece Müslümanlara hakaret etmek fikir özgürlüğü oluyor. Yahudilere veya Hristiyanlara hakaretse suç kabul ediliyor. Doğrusu suçtur da. Ama Müslümanlara gelince bir çifte standart uygulanarak onlara karşı işlenen suçlar özgürlük gibi kavramlarla paklanıyor.

Artık İsveç’in özgür ve fikirlere saygı gösteren bir ülke olduğu iddiasının boş bir propagandadan ibaret olduğunu kabul etmek lazım. Dikkat ederseniz kutsalımıza hakaret edenlerle bize burada kurşun sıkıp İsveç’e kaçanlar birbirleriyle dayanışma içerisinde. Birisi içeriden, diğeri dışarıdan düşmanlık besliyor. İsveç gibi diyarlarda buluşunca da birlikte hareket ve hakaret ediyorlar. Hem teröristlere sığınak olan bir ülkenin terör mağdurlarına sessiz kalmalarını not etmek lazım. 15 Temmuz’da bir darbe oldu ve FETÖ’cülerden daha çok masum insan öldü. FETÖ’nün suçlu taraf olduğu bilinmesine rağmen sahip çıkılması, İsveç’in sadece suçluların hakkını gözettiğinin delilidir.

Bu arada Kur’an yakma hadisesinin arkasında Rusya’nın olduğunu iddia edenler oldu. Aksi ispat edilinceye kadar bu iddia bir komplo olarak kalacaktır. Çünkü velev ki doğru olsa bile İsveç hükümetinin olaya fikir özgürlüğü kapsamında bakması, failin ve azmettiricinin kim olduğunu önemsiz kılar. İsveç hükümeti zulme sahip çıktı mı, çıktı. O zaman gerisi lüzumsuz teferruattır. Hem İsveç hükümeti Tevrat’ın yakılmasına engel olduğuna göre demek ki isterse bu tür eylemlere engel olabiliyor. Engel olamıyorsa hükümet de olamamışlardır o zaman. Kanaatimizce ne yaptıklarını gayet iyi biliyorlar.

Bu noktaya gelinmesinde bizlerin de suçu var tabi. İslam dünyası olarak zayıf olduğumuz doğrudur. Bizler güçleninceye kadar da sözlü, fiili ve fiziki saldırılara devam edeceklerdir. Ancak yine de yapılacak çok şey var ve fakat yapmıyoruz. Hani aslanın biri geyiklerin arasına dalar da birini götürür diğerleri de seyreder ya. İşte biz o durumdayız. Sayıca çokuz ama birlik olmayı, birlikte hareket etmeyi beceremiyoruz. Devletlerin, rejimlerin ve şahısların çıkarları üzerinden kavga edebiliriz ama dinimizi ve dinimize ait olan her değeri korumak için birlik olabilmeyi becerebilmeliyiz. Eğer olamazsak sadece din düşmanları değil, o dinin sahibi olan Allah’tan da tokadı yeriz. 

Mesela tüm Müslüman ülkeler İsveç’i hedef alsalar bir daha böyle bir alçaklığa yeltenmezler. Örneğin diplomatik ilişkiler kesilebilir veya bir süreliğine alışveriş kesilebilir. Eğer ki din düşmanları karşılarında 60 küsur Müslüman ülkeyi birden bulurlarsa bir şey yapamazlar. Belki de en fazla cılız tepkiler alacaklarını bildikleri için bu kadar cüretkâr davranıyorlar. 

Son hadise hepimiz için utanç kaynağı olmalı. 15 milyon Yahudi kutsal kitaplarını yaktırmadı ama onların 100 katı kadar olan İslam dünyası kitabını yaktırdı ve öylece seyretti. İnşaallah büyük bir gazaba uğramayız.

 

İbrahim Karataş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle