Kayıp atom bombaları
D
ünyada yaşamak artık daha tehlikeli bir hal almaya başladı. Amerika’nın başına Trump gibi bir dengesizin gelme ihtimali zaman geçtikte artıyor. Trump ki Amerika’ya hiç Müslüman sokmamaktan bahsediyor. Daha başkan olmadan Müslümanlara cephe alıyorsa Beyaz Saray’a geçtikten sonra yeni bir haçlı seferine çıkmaması için neden görünmüyor. Rusya zaten ne yapacağı belirsiz biri tarafından yönetiliyor. Putin ikide bir nükleer savaştan bahsediyor. Her ne kadar mesajı DAEŞ’e veriyor gibi görünse de hedefinde Türkiye ile NATO ülkeleri var.
Trump olur da başkan seçilirse, 4500 adet atom bombasını kullanma yetkisine sahip olacak. Putin’de de o kadar atom bombası var. Her ikisinde de 1800 adet aktif atom bombası var. Bu ülkelerin dışında İngiltere’nin 150-215, Fransa’nın 290-300, Çin’in 250-300, Hindistan’ın 110-120, Pakistan’ın 120-130, Kuzey Kore’nin 5-10 ve İsrail’in 60-400 arası nükleer silahının olduğu tahmin ediliyor. Nükleer silah sahibi olmasına izin verilmeyen Almanya 7 saatte, Japonya da 1 saat içinde atom bombası üretebilme kapasitesine sahip.
Belçika, İtalya, Hollanda, Almanya ve Türkiye’nin NATO’nun atom bombalarına ev sahipliği yaptığı söyleniyor. Polonya da Rusya’dan korktuğu için ülkesine nükleer başlıklı füze konuşlandırılmasını istiyor. Geçmişte Ukrayna, Kazakistan ve Belarus’un da Sovyet döneminden miras kalan atom bombaları vardı. Ukrayna 1990’ların başında silahlarını imha edilmek üzere Rusya’ya verdi. Herhalde şimdilerde büyük pişmanlık duyuyordur. Güney Afrika da 1970 ve 80’lerde 7 veya 9 adet atom bombası üretti. Teknolojiyi uranyum karşılığında İsraillilerden almıştı (İsrail de Franda’dan, Fransa da ABD’den almıştı). Sonra kendi isteğiyle imha etti.
Şöyle bir iddia da var; 1989’da o zaman 25 yaşında olan David Cameron’un da içinde bulunduğu bir ekip, İngiliz Başbakan Thatcher’in emriyle Güney Afrika’ya gidip 3 adet bombayı imha etmek üzere satın alırlar ve Umman’da bir depoya koyarlar. Ancak bombaları lüzumu halinde Saddam’a karşı kullanacaklardır. Fakat atom bombasına ihtiyaç olmaz ve gizlice alınan 3 bomba silah tüccarlarına satılır. Kuzey Kore’nin 2009’da patlattığı bombanın bu 3 bombadan biri olduğu iddia ediliyor. Diğer 2 bombanın nerede olduğu bilinmiyor. Bu sadece bir iddia. Lakin bombayı almaya giden ekip içinde bulunan Dr. David Kelly 2003’te tam da devletin gizli sırlarını açıklayacakken bir suikasta kurban gitti.
Nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla yapılmış olan anlaşmadan da bahsetmek gerek. Bu anlaşmaya göre sadece 5 ülke (ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa) atom bombasına sahip olabilir. Bu 5 ülke aynı zamanda BM güvenlik konseyinin daimi temsilcileri. Hani Cumhurbaşkanımızın “Dünya 5’ten büyüktür” derken kastettiği ülkeler. Anlaşma, nükleer bomba kullanımına karşı ama bulundurulmasına karşı değil. Henüz atom bombası olmayan ülkelerin bu öldürücü bombayı elde etmeleri yasaklanıyor. Oysa hali hazırda nükleer güç olanların bombalarını imha etmelerini talep etmeyip, imhayı onların inisiyatifine bırakıyor. Bir ülke isterse anlaşmadan vazgeçebilir. Fakat o zaman da dünyanın kendisinden büyük olduğu 5 ülkenin hedefi olma ihtimali var (bkz. Pakistan’ın bitmeyen iç huzursuzluğu).
Bir atom bombasıyla 100 binden fazla insan öldürülebiliyor. Fakat insanoğlu zalim olduğunda atom bombası olmadan da yüz binleri katledebiliyor. Mesela birkaç atom bombasının öldürebileceği insanı Esed rejimi diğer silahlarla öldürdü. Demek ki sorun bombada değil, insanın vicdanında. Merhameti olmayanlar atom bombasından da tehlikelidirler. Dileriz Amerikalılar Trump’ı başkan yapmaz, Ruslar da Putin’den kurtulurlar. Her ikisi de merhamet değil zulüm üzerinden birbirlerini övdüklerine göre dünyanın bu iki vicdansızı aynı anda kaldırması mümkün olmayacaktır.







