--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Katar krizinde BAE’ye dikkat etmeli

İbrahim Karataş
İbrahim Karataş

Arap yarımadasında deveden inip Ferrari’ye binmek kadar hızlı gelişmeyen zayıf siyasi kültürün ve stratejiden yoksun politikaların ürünü olan bir kriz yaşanıyor. Başını Suudi Arabistan’ın çektiği bazı ülkeler  -ki bunların çoğu Suudilerin verdiği paralarla ayakta kalıyor- bölgedeki en rasyonel politikalara sahip Katar’la sınırları kapatıp yiyecek bile gönderilmesini engelleyerek ablukaya aldılar. 

22 Arap ülkesi içinde kıblesi gerçekten Kâbe’ye dönük tek ülke olan Katar, Müslüman alimlere mihmandarlık yapıp zulme maruz kalmış diğer ülkelerdeki Müslümanlarla servetini paylaşıyor. Diğer Arap ülkelerinin diktatör ve kralları gibi sefahat için harcamıyor. Bu mazbut ülke bütün bu iyiliklerinin karşılığı olarak bloke edilerek ölüme terk ediliyor.  

Katar’a yapılan suçlamalara bakıldığında hiçbir suçlamanın ambargocu ülkelere zarar vermediği görülebilir. Örneğin Hamas’a yardımın ablukacı ülkelere ne zararı olabilir? Hamas hiçbir Arap ülkesiyle savaşmıyor. Hamas gibi Filistin’in kurtuluşu için mücadele eden ve seçimleri kazanan bir örgütü İsrail adına cezalandırmak İslamiyet’e göre değil, Yahudiliğe göre makbuldür. Daha dün İsrail 2500 yeni yerleşim yeri için onay verdi. Fakat gücü sadece Katar’a yetenlerden hiçbir ses çıkmadı ve çıkmayacak. Hamas direnince de hem Hamas hem de Katar hedef alınıyor. 

Fakirlik ve cehalet yüzünden terörize olan Arap halkları açken Katar’ı da açlığa mahkûm etmenin ve Ivanka Trump’ın vakfına 100 milyon dolar bağışlayıp Amerikalı çocukların eğitimine katkıda bulunurken bir tane mülteciyi bile barındırmamanın sosyal sonuçları olacaktır.  Muhtemelen sürdürülen politik zina Ortadoğu’da yeni isyanların fitilini ateşleyecektir. O gün geldiğinde sıkılmadan suçu kendilerinde değil asi halkta bulacaklardır. Tıpkı Mısır’da Müslüman Kardeşlere yaptıkları gibi.  

Mezkur ülkelerin kendi egemenliklerini ve servetlerini Trump’a elden verdikten sonra dönüp Katar’dan özgürlüğünü ve variyetini istemek ne kan ne din kardeşliğine yakışır. Hem görüldüğü gibi Katar’ı ezmek Türkiye’yi de kaybetmektir. Bu durumda İran’a karşı kuracakları Sünni bloku kendi elleriyle bozmuş olacaklar.  

Dileriz en azından Suudiler aklıselim davranır ve daha da saldırganlaşmazlar. Çünkü Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) uyarak inatlarında ısrar edip bir de sonuç alamazlarsa bölgedeki etkilerini de kaybederler. Unutulmamalıdır ki şimdiki, bundan önceki ve muhtemelen sonraki krizlerin asıl faili BAE’dir. Asıl dışlanması gereken ülke olan BAE anti-Katar sürüsünün keçisi gibidir. Katar’ın teröre destek vermesi gibi bir safsatayı İngiliz ve Amerikan gazetecilerine paralar vererek yayan, Filistin, Libya ve Mısır’da iç savaşı körükleyen ve 15 Temmuz’da FETÖ’ye destek veren BAE’dir. Katar iki gün önce BAE’nin PKK yöneticileriyle de görüştüğünü söyledi.

İranlı göçmenlerin kendi nüfusundan fazla olduğu bu ülke hem Katar’ı İran’la ilişkileri için dışlamakta, hem kendi havayolları Tahran’a sefer düzenlemeye devam etmekte, hem de İran’ın kara parasını aklamaktadır. BAE öyle kırılgan bir siyasi ve ekonomik yapıya sahip ki, İran bu ülkede yaşayan vatandaşlarını ayaklandırsa ortada devlet diye bir şey kalmaz. Terörü bir silah olarak kullanan BAE’nin ekonomisi, terörün dönüp de kendisini vurması durumunda, mesela teröristlerin intikam için Dubai’de bir bomba patlatması halinde yerle bir olur. 

Katar’a yapılan bu zulme karşı Türkiye’nin hem dengeleri gözetip, hem de kardeş ülkeye sahip çıkması doğru bir karardır. “Aman taraf tutmayalım, bunlar yarın barışır biz ortada kalırız” diyenlere aldanmamalı. Türkiye, Katar’a yarının kazancı için değil, dünün borcu için yardım ediyor. Dostluğu test edilmiş bir ülke kaypaklığı malum çevrelerin hatırına ortada bırakılamaz. Hatta Türkiye’nin Ortadoğu’da daha da etkin olması kendi çıkarınadır. BAE gibi ülkeler her fırsatta içişlerimize müdahale ederken onları sadece suçlamak yetersiz olur. Aynıyla karşılık verilmeli ki gücün gökdelenlerden değil gökten (Allah’tan) geldiği hatırlarına gelsin.

 

İbrahim Karataş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle