İstikbal gökte ve yerin altında
Karadeniz’deki gaz keşifleri tam gaz devam ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, mevcut 540 milyar metreküplük gazın 652 milyar metreküp olarak revize edildiğini ve ek olarak Çaycuma-1 kuyusunda 58 milyar metreküp gaz bulunduğunu açıkladı. Böylelikle toplam rezerv 710 milyar metreküp oldu (birkaç yıl önce sadece 4,2 milyar metreküptü). Zamanında engellere rağmen çok uygun bir fiyata alınan gemiler sürekli arama ve kazı çalışmaları yaptığı için yeni rezervlerin bulunma ihtimali yüksektir.
Gazın parasal değerinin 1 trilyon dolar olduğu açıklandı. Bu rakam muazzam bir rakam. Merkez Bankası bile en fazla 50 milyar dolar net rezerve sahip olmuştur. Dolayısıyla Karadeniz’deki gaz rezervi Merkez Bankası’ndaki rezervlerden daha kıymetli bir duruma geldi. Öte yandan Türkiye’nin yıllık topladığı vergilerin 70 milyar dolara denk geldiği düşünülürse, Karadeniz’deki zenginliğin 15 yıl vergi toplanmasa bile bu ülkeye yeteceği görülebilir. Veyahut 12 yıl boyunca bedavaya gaz verilebilir.
Son dönemde yer altında keşfedilen zenginlikler bununla sınırlı değil. Eskişehir’de 694 milyon ton nadir element bulunmuştu. Söz konusu madenlerin değeri 100 milyar dolar. Bingöl’de ise 300 milyon tonluk demir bulundu. Erdemir şimdi yatırım yapmaya hazırlanıyor. Bulunan demirin değeri 20 milyar dolar. Gabar’da bulunan petrolün değeri 12 milyar dolar. Başka küçük keşifler de var ama en büyük keşifler bunlar ve toplam değeri 1 trilyon 132 milyar dolar. Bu gelir ve gelecek muhtemel gelirler ülkenin makus talihini değiştirebilir. Mühendislerimiz istikbali göklerde ararken madencilerimiz yer altında arıyor ve buluyor.
Bu ülkenin insanı genel olarak eğitimlidir ve eğitimli insan sayısı hızla artıyor. Yeni kurulan üniversitelerde elbette eksiklikler ve kalite sorunları olabilir ama ülke insanı oransal olarak hiç bu kadar eğitimli olmamıştı. İnsan gücümüz gayet kalifiye. Geriye onların beyin ve emek gücünden istifade ettirecek imkanlar kalıyor. Bu da sermaye ile olur.
Aslında kendi kendimize yetebilen bir ülkeyiz. Petrol ve doğalgazı ithal etmesek ihracatımız ithalatımızı geçiyor. Yani cari açık kapanıyor ve cari fazla verebiliyoruz. Ancak sadece bu yıl petrol ve doğalgaza 100 milyar dolara yakın para ödendi. Bu da cari açığa sebep oldu ve devlet harıl harıl dolar arayışına girdi. Eğer ki cari fazla verebilseydik dolar da artmamış olacaktı ve enflasyon da bu kadar yükselmeyecekti.
İşte yeraltı kaynakları, yeraltı kaynaklarından mütevellit cari açığı kapatırsa hem dolar sorunu çözülecek hem de gaz ve petrole ödenen para memlekette kalacak. Sadece bulunan gaz bile yatırımları iki katına çıkarma potansiyeline sahip. İnsana ve ülkeye yatırım yaptıkça gelişirsiniz ve güçlenirsiniz ve bir Fransa veya Almanya olursunuz. Biz bir Ortadoğu ülkesi değiliz. Bizdeki siyasi kültür onlarınkine benzemez. Bizde kral da diktatör de yoktur. Dolayısıyla kaynakların tek merkezde ve küçük bir zümrenin elinde toplanması zordur. Ayrıca insanımız eğitimli olduğu için hakkını aramayı ve elde etmeyi bilir.
Hem insanımız tembel de değildir. Üreten, işini büyütmek isteyen bir topluma sahibiz. Eğer ki yeni kaynaklar ekonomik ve finansal krizlerin önünü keserse halkın önü açılır. Bu da yerden gelecek söz konusu zenginlik sayesinde olacak. Her taraftan petrol ve doğalgaz fışkırmasına gerek yok. Ülkenin ihtiyacı karşılansa bile yeterli olacak. Çünkü zaten sanayide kendimize yeten bir ülkeyiz.
İnanıyoruz ki bu ülkenin önü açılmaya başlıyor. Gelecek daha da iyi olacak. Tabii bizler için. Düşmanlık besleyen ülkeler için daha da güçlenmiş bir Türkiye iyi olmayabilir.







