--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İstemeseler de Erdoğan’a Gelecekler

İbrahim Karataş
İbrahim Karataş

ispanyol zulmünden kaçan Yahudiler 1492’de mülteci olarak Osmanlı’ya sığınmışlardı. Sonraki yıllarda zulümden kaçan bazı Hristiyan Avrupalılar da çareyi Osmanlı’ya sığınmakta bulmuşlardı (bkz. Polonezköy’ü kuran Polonyalı mülteciler).  İkinci Dünya Savaşı’ndan kaçan bir çok Avrupalı’nın Kuzey Afrika’ya sığındığı malumdur. İslam toplumlarınca mültecilerin reddedildiği vaki olmamıştır. Tam tersi, İslam diyarları Yahudi ve Hristiyan mülteciler için her zaman “güvenli bölge” olmuştur. 

Şimdilerde aynı imtihanı Avrupa ve Avrupalı mültecilerin kurduğu ABD veriyor. Beklendiği gibi refahları bozulmasın ve  Hristiyan Avrupa homojen kalsın diye sokaklarında Libyalı, Suriyeli, Afgan ya da Afrikalı istemiyorlar. Oysa Avrupa’nın 15 yıl öncesine kadar bir mülteci krizi yoktu. Çünkü Irak ve Afganistan işgal edilmemiş, Libya da NATO güçlerince bombalanmamıştı.  Amerika ve onun güdümündeki Batı ne zaman ki Ortadoğu’da savaşmaya başladı, insanlar yaşamak için Avrupa’ya  göç etmeye başladılar.  Güncel mülteci krizi El Kaide gibi sayıları birkaç bini geçmeyen örgütler ile Saddam Hüseyin ve Kaddafi gibi diktatörler için milyonlarca insana topyekün savaş açmanın sonucudur. Suriye bağlamında ise Esed diktatörünün iktidarda tutulmasının neticesidir. 

Bugüne kadar Türkiye’nin 2,5 milyon mülteciyi çıkar değil, vicdan hesabıyla barındırması sorunun Avrupa’ya sıçramasına engel oluyordu.  Ancak mültecilerin Avrupa ısrarı ve Rusya’nın Suriye’de savaşması mülteci sorununu Avrupalılaştırmış durumda.  Muhtemelen önümüzdeki yıllarda Avrupa’nın bir numaralı sorunu olmaya devam edecek ve belki de Avrupa Birliği’nde çatlaklara ve hatta bölünmeye neden olacak. 

Bu yüzdendir ki Erdoğan’ı davet edip ondan yardım istiyorlar ve parasal yardım talebinde bulunuyorlar.  Ancak bunu yaparken bile hakaret etmeye devam ediyorlar.  Medya Erdoğan’a olan ihtiyacı vurgularken saygısız ifadeler kullanmayı ihmal etmiyor. Medya neyse de politikacıların hakaretleri kabul edilir cinsten değil. AB Başkanı Donald Tusk; “Bazıları mültecileri kirli işleri için kullanıyorlar veya siyasi pazarlık konusu yapıyorlar” diyerek Erdoğan’a hakaret edebiliyor. Halbuki Tusk’un eskiden Başbakan olduğu Polonya halkı defalarca mülteci olup ülkelerini terk etmişlerdi. Bunu yapanlar da yine Avrupalılardı. 

Fakat Tusk ve diğerleri herhalde yakında tıpış tıpış Erdoğan’a gelip yalvaracaklarını bilmedikleri için bu kadar çok gaflet ediyorlar. Artık Suriyeli mülteciler değil, Suriye’nin kendisi de Avrupa’nın sorunu.  Rusya’nın Suriye’ye müdahalesini ABD ve Avrupa’nın Ukrayna’daki oyunlarına bir misilleme olduğunu anlamış olmalılar. Bundan sonra sınırlarına hapsedilmiş bir Rusya yerine Akdeniz’de konuşlanmış bir Rusya ile mücadele etmeleri gerekecek.  

Bugüne kadar Suriye’deki iç savaş için kılını kıpırdatmamış Batı blokunun içi boş sözlerden daha fazlasını yapması gerekecek.  Mesele artık bir ülkedeki iç savaş değildir.  Rusya, Çin ve İran Suriye’de ve Irak’ta IŞİD’e değil Batı’ya meydan okuyorlar. Irak’ın petrolü, Suriye’nin de limanları Rusya ve Çin’in eline geçiyor. İsrail, İran’la sınır komşusu olacak. Savaş kızışacak ve Avrupa’ya daha çok mülteci gidecek. 

Yeni doğu blokunu dizginlemenin tek yolu Türkiye ile işbirliğine gitmektir.  Çünkü NATO üyesi Türkiye vekalet savaşlarının yapıldığı Suriye’ye komşu. Ruslara geri adım attırmak adına Türkiye’yi güçlendirmek zorunda kalacaklar.  Hatta Suriye içinde güvenli bölgeye de razı olacaklar. Yoksa mülteciler için tek güvenli bölge Avrupa olacak.  İki güvenli bölgeden birine razı olacaklar. Gerekirse askeri destek de vermek zorunda kalacaklar.

Erdoğan, Reuters’in iddia ettiği gibi “Öfkeli ve Güçsüz” değil.  Erdoğan güçlenecek. Hem de ABD ve Avrupa’nın vereceği güçle olacak. Ya da kendileri Ortadoğu’da güç kaybedecekler.  Suriye’nin acı(tıcı) gerçeklerini yakında görecekler ve Türkiye’nin Suriye politikasını kendi elleriyle hayata geçirecekler.  Suriye’den gelen şer yön değiştiriyor. Gerisini yeni muhatapları düşünsün.

İbrahim Karataş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle