İran şimdi de Azerbaycan’ı tehdit ediyor
İslam aleminin İran gibi büyük bir sorunu var. Nerede otoritenin olmadığı, iç savaşın devam ettiği bir ülke varsa orada İran var. Yemen, Irak, Lübnan, Suriye düzelmiyorsa savaşan taraflardan birini İran desteklediği içindir. Şii halkını koruma bahanesiyle girer ve fakat bir daha çıkmaz. Etkili olmak için de Şiilerden oluşturduğu militan grupları kullanır. Bugün İran Devrim Muhafızlarına bağlı olarak çatışan 150 bin civarında militanın olduğu söyleniyor.
Şu sıralar kardeş ülke Azerbaycan’la da uğraşıyorlar. Azeri nüfusun çoğunluğu da Şii ama İran için Şii olmak da yeterli değil. Güçlü bir Azerbaycan İran’ı korkutuyor çünkü İran nüfusunun nerdeyse yarısı Azerilerden oluşuyor. Bunların içinde dini lider Hamaney de var. Eğer Azerbaycan güçlenirse İranlı Azeri Türklerin yönünü Tahran’dan Bakü’ye çevirme ihtimali yüksektir. Bu yüzden Ermeni-Azeri savaşlarının tamamında Ermenilerden yana oldular.
Şimdilerde yine Azerbaycan’ı tehdit ediyorlar. Bizzat İran Genelkurmay Başkanı “Eğer Ermeni sınırları değişirse müdahale ederiz” diyor. Müdahaleden kastı Azerbaycan’a saldırmak. Aynı İran, Ermeni-Azeri sınırı 30 yıl boyunca Ermenistan lehine değiştiğinde (Karabağ Ermeni işgali altında olduğunda) hiç rahatsız olmamıştı. Hatta 1992’deki ilk savaşta Ermenilere destek vermişti. Şimdi de destek veriyor ama anlaşılan o ki destekler işe yaramıyor.
Sınırların değişmesi İran için basit ve temelsiz bir bahanedir. Hiçbir ülke kendi sınırları değişmediği sürece başka bir ülkedeki sınır değişikliğinden dolayı diğer bir ülkeyi tehdit edemez. Kurdun kuzuya “suyumu bulandırdın” bahanesi bile daha gerçekçi bir bahane olur çünkü en azından ortada bahane olarak kullanılabilecek bir su var. İran’ın bahanesinde öyle bir unsur da yok.
İsrail’in Azerbaycan’a destek verdiği ve Azerbaycan’a konuşlandığı bahanesi de temelsizdir. Azerbaycan İsrail’den ücreti mukabilinde silah almakta ve bunları Ermenistan’a karşı kullanmaktadır. Şayet Bakü yönetiminin yaptığı yanlışsa o zaman İran’ın Hizbullah’a, Husilere, Esed’e ve diğer ülkelerdeki Şii militanlara verdiği desteği de konuşmak gerek. Mevzu başka bir ülkede üs kurmaksa, o konuda hiç kimse İran’ın eline su dökemez.
Başta da dediğimiz gibi İran güçlü bir Azerbaycan istemiyor. Güçlü bir Türkiye de istemiyor. Ama güçlenen ülkeleri durduracak gücü de yok. Bağırır, çağırır, tehdit de eder ama savaşmayı tercih etmez. Ne var ki kendisi savaşmasa bile kendisine bağlı militanları kullanmayı iyi biliyor. Dolayısıyla İran destekli bir grubu Azerbaycan’a karşı harekete geçirmesi muhtemeldir. Aslında hali hazırda Hüseyniyyun diye bir örgüt var ama ya aktive edilemedi ya da bekleneni veremedi.
İran’ın bizzat müdahalesi de olasıdır ama müdahaleden sonra ortada İran diye bir devlet kalır mı, orası meçhul. Çünkü ne batıdaki Kürtler ne doğudaki Türkmenler destek çıkar. Normalde İran Azerileri rejime sadıktır ama savaşacakları ülke Azerbaycan olunca rejime destek vermeleri mümkün görünmüyor. Onların da destek vermeyeceğini ve hatta iç isyan başlatacaklarını düşünürsek, geriye bir tek Farslar kalıyor.
Diğer yandan Azerbaycan İran’a karşı yalnız kalmayacaktır. Türkiye önce dolaylı, sonra gerekirse direkt destek vermekten çekinmez. Türkiye içinde bazı bağnaz mezhepçiler hariç destek vermeyecek kimse bulunamaz. Dolayısıyla hükümete halk desteği tam olacaktır. Ne var ki bölünmüş bir İran şu an için kimseye fayda sağlamıyor. Çünkü İran merkezli yeni bir göç dalgasını ne Türkiye ne de diğer ülkeler kaldırabilir. Fakat İran’ın saldırganlığı devam ederse göçe bile istemeden de olsa katlanılacaktır.
Temennimiz odur ki İran başka ülkelerin iç işlerine karışmasın. Hatta kendi iç işlerine odaklanıp başka ülkelerden önce kendi halkının sadakatini temin etsin. Ancak bu ihtimal zor görünüyor. Dolayısıyla İran bölgeyi tehdit eden bir ülke olarak varlığını sürdürmeye devam edecek gibi görünüyor.







