--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İçimizdeki batılıların hazımsızlığı

İbrahim Karataş
İbrahim Karataş
5

Self-oryantalizm denilen, doğulunun doğuluyu beğenmeyip batılı gibi davranmasını ifade eden bir kavram var. Daha çok sömürge ülkelerinde olan ve kendilerini batıcı, elit ve çağdaş olarak gören bu insanlardan Türkiye’de de çok var. Batı şöyle gelişmiş, yolları şöyle iyi, arabaları şöyle kaliteli, silahları dünyayı yerle bir eder dedikten sonra kendi vatandaşına dönüp onu sözleriyle ve gözleriyle küçümseyen bir güruhtur bu. 

Geçenlerde bunlardan biri “Dünyanın en iyi silahlarını, en iyi bombalarını, en iyi uçaklarını yapmak tek başına yeterli olsa Kuzey Kore sefil olmazdı” diye yazdı. SİHA’larımız artık Avrupa’da da uçuyor ya, onu çekemiyor sözde aydınımız. Beyefendi içi boş olan bu sözle ‘önce güçlü ekonomiye sahip olmak lazım’ demek istiyor. Tamam güçlü ekonomiye sahip olalım da SİHA üretince ekonominin çarkları kapanıyor mu? Mesela artık araba, kimyevi madde, makarna, demir-çelik üretmekten vaz mı geçildi? Dünyanın en iyi silahlarını cahiller mi üretiyor? Radarları, elektronik aksamı, yer tespit cihazlarını okuma-yazma bilmeyenler mi üretiyor? Savunma ihracatından elde edilen 3 milyar dolar para değil mi? 100 bin kişiye istihdam sağlamak ekonomiye katkı değil mi? Neden Kuzey Kore örneği? Amerikalılar veya İsrailliler iyi silahları var diye sefiller mi şimdi?

Bunlar Karadeniz’de doğalgaz bulunduğunda ‘Venezuela’da petrol oldu da ne oldu?’ demişlerdi. Yani ekonomiyi düzeltecek bir keşif olunca mutlu olduklarını sanmayın. Bugün süper güç olsak yine bir kulp takarlar. Çünkü yıllarca çağdaşlık, muasırlık, ilericilik gibi terimleri ipotek edip başkalarını gericilikle suçlamalarına rağmen ülke için bir taş üstüne taş koyamadılar. 

Bu arkadaşlar en iyi ihtimalle söylemdeki ilericiliğin içini dolduramadıkları için utanıyorlardır. Çağdaşız, medeniyiz dediler ama az bir kesimi hariç memleketi gelişmiş ülkelerin seviyesine getirmek için çabalamadı. Hor gördükleri Anadolu halkı ise onların yapamadığını yaparak memleketi kalkındırdı ve dünya markaları kazandırdı. Bugün ‘Turkish drone’ (Türk İHA’sı) diye bir kavram var. Öyle bir başarı ki Bayraktar’ın ve TUSAŞ’ın dışındaki bir firma drone üretse sırf Türk olduğu için kabul görecek. Türk Hava Yolları da global bir marka. Sağlık sistemimiz hakeza. Bunları hep takunyalı, takkeli veya gerici dedikleri insanlar yaptılar (Beko da bir dünya markası oldu. Hakkını burada vermiş olalım). 

Memleketi ileriye sözde gericiler götürünce sözde ilericiler de haliyle geride kaldılar. Muhtemelen bu durumu hazmedemediler. Fiiliyatta geri kalınca en azından söylemde üstün kalmaya çalışarak çağdaşlığın sanal da olsa karşı tarafa geçmemesi için çırpınıyorlar. Onlar için zor bir durum. Düne kadar küçümsedikleri az okumuş, köylü, işçi kesim imkânını bulunca eğitimli hale geldi, şehirleşti, zenginleşti ve hem kendilerini hem de memleketi kalkındırdılar. Hal böyle olunca hakaret edecek kimse kalmamış oldu. Dahası, dün küçümsedikleri insanlar bugün devleşti ve onlara tepeden bakacak konuma geldiler. Bu yüzdendir ki ucuz ve külfetsiz retoriği/söylemi ellerinde tutarak kendilerini avutuyorlar. Dolayısıyla her hakaretleri kendi tembelliklerini, başarısızlıklarını ve utançlarını örtmek için kullandıkları bir örtüdür denilebilir. 

Bu arada ekonominin durumuna itiraz eden olabilir. 2018’de geçirdiğimiz ekonomik krizin sebebi hükümetin son yıllarda darbe ve isyanlarla dövülmesiydi. Hükümet geçici çözümlerle ekonomiye vurulan darbeyi hafifletmeye çalıştı ama çabalar yeterli olmadı. Aslında 2020 başı toparlanma başlamıştı ve fakat korona virüsü işleri daha da berbat etti. Ancak ekonomide kısa bir süre içinde yere çarpan topun hızla havaya zıplaması gibi bir toparlanma yüksek ihtimaldir.

 

İbrahim Karataş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle