Hizbullah’a da ABD silahı
Cumhurbaşkanı Erdoğan Pakistan ziyaretinde, “Batı şu anda DAEŞ’in yanındadır. Yakaladığımız silahların batı menşeli olduğunu gördük. Bütün bunlar İslam dünyasına karşı yapılıyor” şeklinde bir söz sarf etti. Erdoğan’ın bu sözlerinden bir gün önceki Washington Post nüshasında, “Hizbullah’ın elinde Amerikan malı zırhlı araçlar var. Fakat bunları nasıl elde ettiler?” başlıklı bir haber yayınlandı.
Habere göre Hizbullah, Suriye’nin Kusayr şehrinde ABD üretimi M113 tipi zırhlı araçlarla gövde gösterisi yapıyordu. Gazete, söz konusu aracın Hizbullah’ın eline nasıl geçtiğine dair iddiaları da sıralıyordu. Bir iddiaya göre Hizbullah, paletli taşıyıcıları Lübnan ordusundan aldı. Ancak Lübnan ordusu iddiayı yalanlıyor. Araçların Lübnan iç savaşında İsrail tarafından güney Lübnan’daki Hristiyan Güney Lübnan Ordusuna verildiği iddiası da var. Diğer bir iddia da Hizbullah’ın bunları El Nusra’dan aldığı. Fakat El Nusra’nın zırhlı taşıyıcıları nereden bulduğuna dair bir bilgi yok.
Perşembe günü ise bir DAEŞ komutanının Amerikan uçaklarına ateş edilmemesi yönündeki emri haber oldu. Geçtiğimiz yıl da Musul’dan Rakka’ya giden DAEŞ konvoyuna eşlik eden Amerikan helikopterini gösteren video yayınlanmıştı. Bu konuya geçmişteki yazılarımda da değinmiştim. 1 Mart 2015 tarihli “ IŞİD’in Toyotaları” başlıklı yazıma “Geçtiğimiz günlerde Irak güçleri IŞİD’e silah taşıyan iki İngiliz uçağını düşürdü” şeklinde giriş yapmıştım.
Devamında İngilizler gibi Amerikalıların da DAEŞ’e silah verdiğini ve DAEŞ’in elindeki Toyota marka pick-up’larla ilgili olarak “Toyota marka pick up’lar Amerika’nın Texas eyaletindeki Toyota fabrikasında üretildi. Bu araçlar Amerikan özel kuvvetleri için özel olarak üretildi ve onların ihtiyaçlarına göre dizayn edildi. Amerika Irak’ı işgal ettiğinde Amerikan ordusu bu araçları kullanıyordu. Toyota’nın pick up modelleri tüm dünyada Hi-Lux olarak isimlendirilirken Amerikan ordusu için üretilen modeller Tacoma olarak bilinirler. Bu pick uplar çift kabinli, 5 vitesli ve ön tamponlarında ve kenarlarında çelik korumaları vardır. Arkasına uçaksavarlar monte edilebiliyor“ şeklindeki bir iddiayı yazdım.
Hiç şüphesiz ki Amerikan ordusu kullanmadığı eski silahları ve taşıtları Ortadoğu’daki örgütlere veriyor. ABD, kendi stratejik hedefleri için kendisiyle çalışabilecek ya da çalışmasa bile mücadelesinden çıkar sağlayabileceği örgütlere her zaman silah vermiştir. Örgütlere bu kadar cömert olan ABD’nin Türkiye’nin terörle mücadele için istediği insansız hava araçlarını ücreti karşılığında bile vermediğini hatırlayalım.
ABD şu anda kimsenin kazanamayacağı (dolayısıyla herkesin kaybedeceği) savaşları körüklüyor ve savaşan taraflara destek veriyor. Ortadoğu’daki güncel savaşlarda tüm tarafların Müslüman olduğu hepimizin malumu. Bu savaşı hangi grup kazanırsa kazansın –ki hiçbiri kazanmayacak- kaybeden İslam dünyası olacak. İnsan kaynağı, ekonomi, sermaye ve dahi İslam’ın barış dini olduğu gerçeği savaşlarda tüketiliyor.
Bu kadar kirli oyuna rağmen ABD, kendini temize çıkarıp Türkiye’yi DAEŞ’e silah veren ülke olarak kabul ettirebiliyor. Çünkü Amerikan medyası basın-yayın ilkeleri gereği değil, devletini koruma-kollama ilkesi gereği bunları yazmaz. Hem basın ilkeleri de devlet sırlarını ifşaya izin vermez. Yukarıda bahsini yaptığım Washington Post haberi, aslında ABD’nin Hizbullah’a destek vermesinin delillerini yok etmek ya da en azından itibarsızlaştırmak için yazıldı. ABD medyası ülkesinin kirli çamaşırlarını temizlemeyi gayet iyi beceriyor.
Diğer yandan bazı Türk medyası , bağnaz ideolojik sebeplerle, devletin varsa kirli çamaşırlarını ortaya dökmeyi ve temizleri kirli göstermeyi marifet sayar. Kendi hükümetinin zorda kalması için çabalayan başka medya yoktur. Türkiye’nin DAEŞ’e yardım ettiği iftirasını bir kısım Türk medyası yazdı. İddia doğru olmamasına rağmen inananlar oldu ve etkisi daha yeni silindi. Neyse ki söz konusu haberleri yapanlar da silindi, gitti. Çünkü şan için Şahın feda edilemeyeceğini ve Şaha fedai olacak nicelerinin olduğunu anlayamadılar.







