--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Göçmen sorununa bir çare var aslında

İbrahim Karataş
İbrahim Karataş
8

 

İkinci tur seçimlerinin belirleyici unsurlarından biri göçmenler olacak..  Ki bir önceki seçimde de göçmenler seçim sonucunu etkilemişlerdi. Türkiye’nin bir göçmen sorunu olduğu doğrudur. Bu sorun hem hükümeti yıpratıyor, hem aşırı sağın büyümesine neden oluyor hem de seçimlerin kaderini tayin ediyor. Daha önce yazdığımız gibi tekraren diyoruz ki bu mesele aslında Avrupa’nın meselesiydi. Ancak AB ile yapılan geri kabul anlaşmasından sonra Türkiye’nin meselesi olarak kaldı. 

AB göçmenlerin Türkiye’de tutulmasına bedel bir miktar para ile vize serbestisi vb. birkaç taahhütte bulunmuştu. Şu anda Avrupa’ya değil serbest giriş, eskisi gibi iki ayda vize almak bile mümkün değil. Hatta yeşil pasaporta bile vize uygulamayı düşünüyorlar. Yetmedi, Suriye’de YPG terör örgütüne sahip çıkıyorlar. YPG, ki göçün Esed’le birlikte en büyük müsebbiplerinden biri. YPG insanları göçe zorluyor, insanlar da Türkiye’de toplaşıyor. Daha ileriye gidemiyorlar çünkü anlaşma var. 

Malum YPG, PKK’nın bir kolu. Diğer kolu HDP de Millet İttifakının bir parçası. CHP seçim için sırtını HDP’ye, HDP de YPG’ye dayıyor. YPG ayrıca evlerini terk eden Suriyelilerin mülküne el koyuyor, onlar da başka diyarlara gidiyorlar. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu mültecileri geri göndereceğini söylüyor ama söyledikleri gerçekçi değil. YPG’nin alanına mı gönderecek? Ortakları şüphesiz karşı çıkacak. Esed tarafına da gönderemez çünkü Esed göçmenleri tehdit olarak görüyor. Hem göçmenler de bile bile ölüme gitmez. İdlib tarafına göndermek istese, o dönem orada Türk askeri de olmayacağı için kimse gitmeyecek. Dahası, İdlib civarındakiler de Türkiye’ye gelecekler. Mevcut hükümet en azından bir kısmını Suriye’de tutabiliyorken muhalefetin iktidarı onu da yapamayacak. Yine de zorlarlarsa Suriyeliler Avrupa’ya kaçmak isteyeceklerdir. İşe bakın ki Avrupa Kılıçdaroğlu’nu destekliyor. Bu durumda onları da kıramayacak ve mevcut duruma razı olacak.

Kılıçdaroğlu’nun kesin olarak seçimleri kaybedeceğini farz edersek, bu durumda göçmen sorunu önümüzdeki dönemde de devam edecek. Halbuki devam etmek zorunda değil. Türkiye, AB ile yaptığı anlaşmayı karşı tarafın anlaşmanın maddelerine uymaması nedeniyle uygulamaktan vazgeçer. AB de paniğe kapılır ve daha fazla mülteci gelmesin diye soluğu Şam’da alır. Orada ya tehditle ya da teşvikle Esed’i ikna etmeye çalışır. Böylelikle herkesin sorunu olan göçmen meselesinin çözümü için herkes elini taşın altına koyar. 

Anlaşma bozulsun derken kastımız Avrupa’yı cezalandırmak değil. Avrupa bu meselede taraf olmasına rağmen hiç etkilenmezken Türk hükümeti büyük zarar görüyor. Anlaşma yapılmadan hemen önce az kalsın Avrupa Birliği dağılıyordu. Çünkü bazı üye ülkeler AB yönetiminin mültecileri belli oranlarda üye ülkelere dağıtılmasını kabul etmemişti. O gün hükümetimiz AB’yi belki de dağılmaktan kurtarmıştı. AB ise şimdilerde Türk hükümeti düşsün diye uğraşıyor. İroniye bakın ki anlaşmayı imzalayan Ahmet Davutoğlu da muhalefet safına geçip hükümeti devirmek için uğraşıyor. 

Özetle, göçmen sorununun çözümü belli. Hükümet bugüne kadar niye hamle yapmadı bilmiyoruz. Belki geçerli bir sebebi vardır. Ancak o sebep her ne ise ne tür bir fayda sağladı henüz çözemedik. Görünen o ki tek çare Suriye sınırından önce batı sınırlarını açmak. İsteyen istediği yere gider. Şikayeti olan varsa çözüm için harekete geçer.  

 

İbrahim Karataş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle