Gazeteciler ajan da olabilirler, bir örnek
Türkiye hapse en çok gazeteci atan ülke olmakla itham edilmeye devam ediliyor. Bir darbe atlatan ve aynı anda birkaç terör örgütüyle mücadele eden bir ülkede, gazeteci kılığına girmiş terör örgütü mensuplarının işledikleri suçlar için hapse girmeleri kadar doğal bir sonuç olamaz. Hiçbiri gazetecilik için hapiste değildir. Ama klasik Batı kurnazlığı sebebe değil, sadece sonuca baktığı için suçtan bahsetmeyip yalnızca gazetecilerin kaç yıl yatacaklarını haber yapıyor.
Bu durumda üzerlerini örttükleri suçları ve gazeteciliğin nasıl bir suç aracı olarak kullanıldığını yazmak bizlere düşüyor. Öncelikle gazetecilik ve istihbaratçılığın birbirlerine benzediklerini hatırlatalım. Gazeteci neticede haber topluyor ve halka sunuyor. İstihbarat örgütleri ise toplanmaması gereken illegal bilgileri toplayıp devlete veriyorlar. Ama gazetecinin meşru mesleği ile istihbaratçının gayrimeşru görevi tarz olarak birbirinin aynısıdır. İstihbarat örgütleri bu yüzden gazeteciliği ve gazetecileri kullanmaktan çekinmemişlerdir. Diğer yandan istihbarat birimleri sivil toplum örgütlerini de aynı şekilde manipüle etmektedirler.
Size daha önce de haber olmuş bir örnek vereyim. Hem de Türkiye’den. Eskiden Doğan Grubunun şu anda kapalı olan Referans gazetesinde çalışan David Judson isimli Amerikalı bir gazeteci vardı. O günlerde Referans’ta FETÖ’cü Eyüp Can da çalışıyordu. Judson daha sonra Hürriyet Daily News’in başına geçti ve 2-3 yıl gazeteyi yönettikten sonra 2011 yılında ayrıldı. Judson şu anda CIA’nın yan kuruluşu Stratfor’un başında. O Stratfor ki 15 Temmuz gecesi Twitter hesabında Cumhurbaşkanının uçağının nerede olduğunu belli aralıklarla yazdıkları üç twitle yayınlamışlardı. İlgili twitler hâlâ duruyor.
Wikileaks’te Judson’un ayrılığıyla ilgili mail yazışmaları görülebilir. Mailler Meredith Friedman ile Stratfor çalışanı Emre Doğru arasında geçiyor ve yeni editör Murat Yetkin ile görüşülüp bağların aynen devam etmesinin sağlanması isteniyor. Yetkin’le görüşüldü mü, görüşüldü de ne konuşuldu bilmiyoruz. Ama Yetkin aleyhine söylenecek bir şey yok şimdilik.
Fakat David Judson’la ilgili deşifre olan maillerden ve Judson’un CV’sinden anlaşılıyor ki; CIA Stratfor gibi sivil kurumları kendisine perde yapıp yabancı ülkelerde faaliyet gösterebiliyor. Stratfor gazetelere gazeteci kılığıyla kendi adamlarını sokabiliyor ve bu yolla ülkenin gündemine yön verebiliyor. Bir ülkeyi kontrolde tutmak için askeri veya sivil darbeler yapmak CIA’nın gayet iyi bildiği mevzulardır. Mesela Türkiye’de darbe yapmak için ille de Amerikan askerleri ve CIA ajanlarının gelmesi gerekmiyor. Bunun yerine ülkenin bir kısım medyasını ve STK’larını kontrol edip kamuoyunu değişime ikna ettiler mi darbeyi daha külfetsiz ve daha kolay yapmaları mümkündür. Hem kimse de onları suçlayamaz.
Ancak ola ki sivil görünümlü ajanları başarısız olursa ve de hapse atılırlarsa bir de üste çıkıp Türkiye’yi gazetecileri tutuklamakla bile suçlayabilirler. Şayet David Judson, 15 Temmuz darbesine katılıp da hapse atılsaydı bugün hakkında binlerce yazı yazılmış olacak ve muhtemelen Trump, Erdoğan’dan kendisini serbest bırakmasını isteyecekti. Çünkü ajanlıkla suçlanan papaz Brunson ve konsolosluk çalışanları için bunları yapıyorlar.
Gazeteci, papaz, insan hakları aktivisti veya yardım kuruluşu çalışanı kılığıyla istihbarat toplandığı iddiası bir komplo teorisi değildir. Komplolar ispat edildiği gün gerçeğe dönüşürler. David Judson’un Türkiye’deki gazetecilik serüveni bunun önemli bir ispatıdır. Papaz Brunson’la ilgili iddianame yayınlanırsa muhakkak ki o da emsal teşkil edecektir.
Bu arada, bahsini yaptığımız herkesin FETÖ ile de bir şekilde irtibat içinde olması dikkat çekiyor. Eyüp Can ve Judson, Referans gazetesini birlikte yönetirken, papaz Brunson, FETÖ’nün İzmir’deki üyeleriyle irtibatlı, konsolosluk çalışanları ise FETÖ’cü polis ve savcılarla içli dışlıydı. 15 Temmuz’da kimleri durdurmuşuz daha biz bile farkında değiliz.







