FETÖ Trump’a da saldırır mı?
Reina saldırganı olan Özbek vatandaşı Abdulkadir Masharipov sonunda yakalandı. Masharipov yakalandıktan sonra saldırıyı DAEŞ adına yaptığını itiraf etti. Fakat birçok kimse, tıpkı benim gibi saldırgan- DAEŞ ilişkisine tam olarak inanabilmiş değil. Fail velev ki DAEŞ’le irtibatlı olsa da saldırının örgütler arası ortak bir çalışma olduğu kanaatini uyandıracak çok sayıda delil var.
Bir kere DAEŞ’liler her saldırıyı intihar ederek bitirir. Reina saldırganı ne saldırı sırasında ne de yakalandığı gece bırakın kendini patlatmayı, polise “beni öldürmeyin” diye yalvarıyordu. Ayrıca cebinde birkaç yüz dolarla gezen DAEŞ’li teröristlerden farklı olarak Masharipov ve çevresindekilerden 197 bin dolar çıkıyor. Sanki 200 bin dolar verilmiş de saldırıdan bu yana 3 binini harcamışlar gibi bir durum var.
Hem saldırganın DAEŞ’li profiline hiç uymayan ve fahişe olduğu söylenen bayanlarla yakalanması da DAEŞ’in bilindik hayat tarzına aykırı bir durum. O DAEŞ ki fuhuş yapan insanların kellesini kesen bir örgüt. Saldırganın hiç Suriye’de bulunmaması, İran’dan geçmesine rağmen DAEŞ’in baş düşmanlarından İran’da herhangi bir saldırıda bulunmaması da şüpheli. Saldırganın yüklü para ve kadınlarla yakalanmasından sonra FETÖ’nün de terör saldırısının içinde bulunma ihtimalini umursamamak lazım. Çünkü para ve kadın daha çok FETÖ’nün kullandığı enstrümanlardır. Hem sadece FETÖ’nün eylemleri fitne çıkarmak amaçlıdır ve günlerce laik/anti-laik tartışmalarına şahit olduk.
FETÖ’nün DAEŞ ve PKK ile işbirliği içinde olduğu delillerle sabittir. DAEŞ’in İstanbul’daki bazı terör eylemlerine FETÖ’cü jandarma ve polislerin destek verdiği polis kayıtlarında mevcut. Dolayısıyla Reina saldırısı her ne kadar DAEŞ tarafından yapılmış olsa da saldırıya meşrebi geniş FETÖ’nün de müdahil olduğuna ve ileride söz konusu bağlantının ortaya çıkacağına inananlardanım.
FETÖ’nün para ve fuhuş müptelalığından bahsetmişken, bu sinsi metodun yeni ABD Başkanı Trump’a kadar uzanabileceğini, onun da başını ağrıtacağını belirtelim. Trump’ın ortaklık yaptığı, birlikte oteller açtığı, Mecidiyeköy’deki Trump Tower’ın yapılmasına öncülük eden Kazak kökenli Türk işadamı Tevfik Arif ve şirketi Bayrock’u önümüzdeki dönemde dikkatle izlemek lazım.
Bayrock şirketinin merkezi yakın zamana kadar New York’taki Trump Tower’daydı. Adresi sonradan değişti mi bilmiyorum. Fakat Trump’a Rusya (ve Türkiye) pazarını açan şirket Bayrock’tur. Trump şu anda Rusya ile olan ilişkilerinden dolayı köşeye sıkıştırılmak isteniyor. Tüm bu ilişkilere aracılık eden Bayrock firması, aynı zamanda FETÖ ile de irtibatlı.
Bayrock ve Masharipov gibi Orta Asyalı olan sahibi Tevfik Arif’in ismi ilk kez 2010’da Atatürk’ün yatı Savarona’da fuhuş yaptırdıkları iddiasıyla gündeme geldi. Tevfik Arif, hakkında açılan davadan beraat etti veya ettirildi. Arif’in FETÖ’cü bazı işadamlarıyla ilişkileri var. Ayrıca FETÖ’nün birçok etkinliğine himmetleriyle sponsor oldu.
Bayrock bilhassa ABD’deki seçim kampanyalarında verdiği cömert bağışlarla biliniyor. Bayrock’tan Burak Yeneroğlu -ki aynı zamanda FETÖ’ye ait Turkic American Alliance’ın yöneticisiydi- Obama’nın 2012’deki kampanyasına 692,900 dolar bağışta bulundu. Bayrock’un eski yöneticilerinden Felix Sater ise geçtiğimiz aylarda Trump’ın kampanyasına destek verdi. Bu zatın Trump’ın danışmanı olduğuna dair kartvizitlere internetten ulaşılabilir. Eğer bu şirket Trump’ın Rusya’daki gizli saklı işlerini biliyor -ki biliyor- ve kayıtlara almışsa Trump’ı da zor günler bekliyor demektir. FETÖ böylece Trump’a da el atmış olur.
Reina ile halkı birbirine düşürmeyi planlayan DAEŞ’li Özbek fail ve perde gerisindeki muhtemel örgüt olan FETÖ başarılı olamadı. Ancak Trump’ın Kazak ortakları ve irtibatlı oldukları FETÖ ne yapacak göreceğiz. Cumhurbaşkanı “FETÖ size de zarar verebilir” deyince yabancı bir ülkede vereceği zararın ne kadar etkili olacağını çözememiştik. Ama şimdi iyi anlıyoruz. Trump da anlamalı ve bir an önce FETÖ’den kurtulmalı. Yoksa FETÖ ondan kurtulacak.







