--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Esed’li ve Amerikalı sıkıntılı günlere giriyoruz

İbrahim Karataş
İbrahim Karataş
5

Suriye’de Türkiye’nin başına bela olan örgütlerden DEAŞ ile daha önce hesaplaşılmıştı. Şimdi de sözde müttefikimiz ABD’nin tetikçi olarak kullandığı PKK/YPG’den hesap soruluyor. Amerika’nın güvenilmez bir dost olduğunu biliyorduk ama bu kadar dost kılıflı düşmanlık göstereceklerini yeni anlıyoruz. Eğer dostlukları buysa düşman olmaları belki de daha da iyi olacak. Çünkü düşmanlığı dostluğundan daha az zarar verir gibi geliyor. 

Bir dost düşünün ki füze vermez, uçak vermez, bomba vermez, Türkiye ihtiyaçlarını karşılamak için Rusya’ya dönmek zorunda kalınca da ‘bir NATO ülkesi nasıl olur da Ruslardan silah alır?’ şeklinde suçlamalarda bulunur. Adeta verdikleri cezayı çekmemizi istiyorlar. Suçlu onlar ama herhalde ellerindeki kibir ve gücün kendilerini suçtan muaf tuttuklarına inanıyorlar. Zaten birçok Amerikalı siyasetçi Amerika’nın seçilmiş ülke olduğuna inanır. Yani seçilmiş millet/ülke olduğunu düşünen sadece İsrail değil. 

Önümüzdeki dönemde eğer Amerikalılar birbirleriyle uğraşmazlarsa (bu ihtimal her geçen gün artıyor) bizimle uğraşmaya devam ederler. 1800’lü yıllarda Afrika’dan getirdikleri siyah insanları sömüren Beyaz Amerikalılar ikinci dünya savaşından sonra süper güç olunca bir süre Sovyetler blokunca dengelendiler ve fakat bu blokun 1990’da çökmesiyle birlikte dünyanın tek süper gücü oldular.
Bugünkü süpergüç Amerika ile 200 yıl öncesinin Amerikası arasında çok benzerlikler var. O gün siyahileri köle olarak kullanan toprak sahipleri bugün ülkelere zenci muamelesi yapıyorlar. Yeni kölelik düzeninde baronlar kongre ve senato üyeleri, lobi grupları, sivil ve askeri bürokrasi, medya ve düşünce kuruluşlarından oluşuyor. Zenciler ise tüm dünyanın ülkeleridir. Mesela Türkiye bir köledir. Ama patronuna sorun çıkaran bir köle. En son çiftliğin köpeklerini öldürmeye teşebbüs ettiği için kırbaçlanmaya çalışılıyor. Türkiye bununla da yetinmeyip özgürlük vesikası da talep ediyor ama baronlara göre söz konusu vesika istenmez, verilir.

Aslında bu yazıda Esed rejiminin ne kadar büyük bir bir tehdit olduğunu yazıp uyarıda bulunacaktık ama Amerika’nın hayasızca akınları artıp zihin 7000 mil uzaktaki tehlikenin çok yakın olduğuna kanaat edince Amerikayı yazmak durumunda kaldık. Ancak son satırları Esed’e ayırmadan edemeyiz. Uyarımız odur ki; Esed rejimi YPG ve DEAŞ’tan az tehlikeli değildir. Hükümet YPG’nin boşalttığı yerlere rejimin geçmesini normal karşılamakla yanılıyor. Esed ve YPG hiçbir zaman birbirlerine düşman olmadılar. Rejim, Türkiye’nin YPG’nin güçlenmesinden rahatsız olacağını bildiği için onlarla uğraşmadı. Çünkü biliyordu ki YPG ile Türkiye uğraşacaktı ve bu sayede iki tarafın birbirleriyle çatışmasından istifade edip cephe sayısını azaltacaktı. 

Şimdi ise rejim ve YPG birlikte hareket ediyor.  Bundan önce olduğu gibi önümüzdeki dönemde de rejim YPG üzerinden kendisinin Türkiye’ye yapamadığını yapmaya çalışacaktır. O Esed ki 500 bin kişinin katili, 6 milyon Suriyeli mültecinin müsebbibi ve terör örgütlerinin Suriye’de yuva kurmasının nedenidir. Esed varsa YPG hiçbir yere gitmez. Rejimin üniformalarını giyip saldırırlar. Nitekim şu günlerde yapıyorlar. Dolayısıyla Esed’in sınıra yaklaşması tehlikeyi iki kat artırıyor. 

Türkiye’ye düşen, YPG-rejim işbirliğine müsaade etmemesi ve gerekirse rejim güçlerini de vurmasıdır. Diplomatik olarak da Rusya üzerinde baskıyı artırıp Esed’in gitmesini sağlamak ve her kesimin temsil edildiği bir yönetim biçiminin tesis edilmesi için uğraşmasıdır. Aksi taktirde rejim-YPG işbirliğinin sürdüğü bir Suriye’de ne YPG biter, ne saldırılar azalır ne de mülteciler gider. Elleri bu kadar kanlı insanlarla yeniden tokalaşmak elleri kirletmekten başka bir işe yaramayacaktır. Dahası savaştan muzaffer çıktıklarına inanacaklardır. Ve Türkiye yine onların sebep olduğu sorunlarla mücadele etmek durumunda kalacak. 

 

İbrahim Karataş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle