--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Erdoğan’ın ‘kamikaze’leri ile FETÖ’nün ‘kira’ları

İbrahim Karataş
İbrahim Karataş

FETÖ mensuplarının önce 17-25 Aralık sonra da 15 Temmuz’da meşru hükümeti devirmek için yaptıkları bazıları tarafından Kamikaze olarak adlandırılıyor ve sözde cesaretleri takdir ediliyor. FETÖ lideri ve müritlerini sevmeyenlerin bile onların cesaret, sadakat ve itaatini övme yanılsamasına girmesi oldukça tuhaf. Korku temelli takıyye yapmak ve kaçmak gibi Fetullahçı doktrinin ana sütunlarını ve 40 yıllık güç birikiminin azametini tam olarak kavrayamamaktan südur eden söz konusu algının da bir aldatmacadan ibaret olduğuna her iki darbe teşebbüsü de aslında birer delildir. 

Örgüt lideri Gülen, Hizmet adlı şeytani yola girdiği günden bu yana hep güçlüden yana tavır almış, darbeleri desteklemiş ve darbecilere övgüler dizmiştir (bkz. Kenan Evren’i cennete koyması ve Çevik Bir’e methiyeler düzdüğü mektup). Talebelerini ve emellerini korku perdelerinin ardında gizleyen Gülen, devletin kritik kurumlarını ele geçirinceye kadar hiç kimseye meydan okumamış, tüm suçları ve günahları da gizlice yapıp başkalarına mal etmiştir. Muhafazakar kesimle arasına mesafe koyması, diğer kesimlere yaranmaya çalışması, Amerika’ya kaçması ve dönmemesi korkunun ruhunu esir almasındadır. 

Zihinleri korkuyla şekillenen Gülen’in şaki(rt)leri de hasımlarını kurdukları tuzaklara düşürdükten sonra ve tüm gücü ele geçirdikten sonra avlamışlardır. 17-25 Aralık’a kadar HSYK ve Emniyet tamamen ele geçirilmiş ve Başbakan ve hükümetin Gülenci pusudan kurtulma ihtimali sıfıra yakındı. Ancak devletin gücünü ele geçirmelerine rağmen Erdoğan’ın ve milletin dirayeti ve de İlahi oyun onların oyunlarını boşa çıkardı. 

15 Temmuz’da ise darbe yapacak güce erişilmiş, Cumhurbaşkanı ve komutanların yaverleri aracılığıyla dibine kadar girilmiş ve Batının desteği alınmıştı. Tanklar, uçaklar, füzeler FETÖ’nün emrindeydi. Risk yine sıfıra yakındı. Zaten korkakların riskli işlere girdiği vaki değildir. 40 yıldır beklemelerinin sebebi, olmayan cesaretlerinin yerine ikame edecekleri gücü anca elde edebilmelerindendir. Fakat yıllarca takıyye ile üzerini kamufle ettikleri güçleri de millet ve lideri karşısında birkaç saat dayanabildi. Güçlerini kaybeder kaybetmez inlere ve ağaç dallarına saklanmaları korkak olmaları yüzündendi.

 Gülencilerin yetiştiği ortam ve aldıkları eğitim de davası için ölmekten çok korkmayı ve öldürmeyi icap ettirir. Soru çalarak devlete sızmak, takıyye için fuhuş ve içki gibi ahlaksız davranışlarda bulunmak, telefon dinlemek, yabancılara devlet bilgilerini sızdırmak gibi birçok eylem örgüt içinde meşru gibi görülse de yargıdaki karşılığının suç olduğunu hepsi bilir. Daha yolun başındayken suça bulaşan mensuplar örgüte bağımlı kalıyordu. Verilen makamlarsa cemaati cazip kılmak için verilen rüşvetti. Fakat işledikleri suçlar ve haksız elde edilen makamlar onları cemaate mecbur bıraktı. Hapisle makam arasında sıkışan Gülen’in kulları, dünyevi cehennemden kurtulup yalancı cenneti kazanmak adına söylenenleri harfiyen yerine getirdiler. 

FETÖ’cüler haktaki kuvvete değil, kuvvetteki hakka iman ettiler. Böyle bir imanda cesaret değil, korkaklık vardır. Nitekim gücü tam elde etmeden herhangi bir eylemde bulunamadılar. Yaptıkları kamikazelik değildi. Kamikazeler düşmanı öldürürken kendilerini de feda ederler. FETÖ ise düşmana değil kendi halkına saldırdı. Ölmek yerine kaçtılar. Onlar için ille de Japonca bir tabir kullanılacaksa KİRA (katil) kullanılmalı. O gece hepsi birer KİRAlıkkatil gibi halkı katlediyordu.

Eğer bu ülkede uğruna ölünen bir lider varsa o da Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır. 15 Temmuz gecesi şehit olan 239 kişi sırf Erdoğan’a bir şey olmasın diye kendini tankların ve kurşunların önüne attı. Çatışmalar devam etseydi binlercesi daha kendisini feda edecekti. Ölenlerin çoğu Erdoğan’ı hayatında hiç görmemişti. Erdoğan’ı yıllarca ululaştıran ve onun mehdi olduğunu ikna etmeye zorlayan tedrisatlardan geçmiş kimse de yoktu. Onun sayesinde makam mevki sahibi olmuş kimse de yoktu. Özel olarak seçilip darbe günleri için yetiştirilen insanlar değillerdi. Ev hanımından profesörüne kadar her kesimden insan vardı. Hepsi karşılıksız sevmişti ve karşılıksız ölmüştü. Öyle bir sevgi ki; bir anne düşünün. Çocuklarını evde bırakıp caddede tankların altında eziliyor. Cumhurbaşkanını yavrularına bile tercih ediyor. İşte inanç, cesaret ve dahi kamikaze budur. 

 

İbrahim Karataş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle