En zararlı gazete(ci)ler
Türkiye kalkınmada ve kalkınmasının önünü kesen unsurlarla mücadelede sadece yerel direniş merkezleriyle değil, uluslararası kişi, kurum ve devletlerle de mücadele ediyor. Devlet son dönemde bu mücadelesinde gayet güzel şeyler yaptı. Bilhassa üzerine çok yazılar yazdığım yabancı gazetecilerden Türkiye’nin imaj ve itibarını yazdıklarıyla tahrip edenleri sınırdışı etmesi geç de olsa güzel bir icraat oldu.
Son birkaç ayda ondan fazla gazeteci sınırdışı edildi. Bu gazeteciler ki Güneydoğudaki şehir teröründen devleti sorumlu tutuyordu ve onlar yüzünden dünya da öyle biliyordu. 3 milyon Suriyeliyi bağrına basan Türkiye’yi, mültecileri Suriye’ye geri gönderiyor diye suçlayıp Avrupa’nın hiç mülteci almamasını yazmayanlar da bunlardı. Serbest gazeteciyim diye ülkeye girip Türk bayan gazetecilere sosyal medyada sarkıntılık yapanlar da bu gruptan. Başka birisi PKK’nın silah bırakmaması için epey uğraşmıştı. Neyse ki polis onu da paketleyip gönderdi.
Fakat çoğu hâlâ Türkiye’de cirit atıyor. Yabancı yatırımcıların Türkiye’ye gelmemesi için ekonomiyi karalayanlarla İsmail Kahraman’ın laiklik çıkışından sonra laikliğe yerli laiklerden daha çok sahip çıkan gazeteciler hâlâ duruyor. Bunların kim olduğunu devlet biliyordur. Tez zamanda ülkelerine tek yön biletle gönderilmelerini hasretle bekliyor olacağız.
Gazetecilik sizi araştırmaya ve düşünmeye sevk eden, insanların gündem hakkında bilgilendirilmesini sağlayan bir amme hizmetidir. Ne var ki kötü niyetli insanlarca kullanıldı mı tehlikeli bir silaha dönüşüyor. PKK lideriyle röportaj yapıp örgütün PR’ını yapan BBC mesela. İngilizler şu sıralar ciddi ciddi BBC’nin özelleştirilmesini tartışıyorlar. Institute of Economic Affairs isimli bir düşünce kuruluşu, BBC’nin solcu eğilimleri ve asli vazifesini ifa etmemesi yüzünden özelleştirilmesi gerektiğine dair bir rapor yayınladı. Raporda ayrıca BBC’nin taraflı yayın yaptığı vurgulanıyor. BBC’nin etkisiz hale getirilmesini İngilizlerin de istemesi kurumun ne kadar habis olduğunun bir delilidir. Evet, BBC solcudur ve taraflıdır. 80’lerde bu TV’nin Türkçe servisinde çalışmak için başvuran bir gazeteci abimizi bir dostu, BBC’nin Türkçe kanalının Türkiye Komünist Partisi’ne (TKP) yakın gazetecilerce yönetildiğini söyleyerek başvurusundan vazgeçirmiş. Yıllar geçmesine rağmen İngiliz kanalındaki ideolojik kadrolaşma değişmiş değil.
Ya da Reuters. Geçtiğimiz günlerde Amerikalı bir gazeteci yurda sokulmadan geri gönderilmişti. Reuters bunu haber yaptı. Lakin kullandığı resim gazetecinin değil, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın resmiydi. Reuters ne yapıp edip haber üzerinden Erdoğan’ı itibarsızlaştırmayı başarmıştı. Haberi yazana niye böyle yaptığını sorduğumda editörlerin kazara yanlış fotoğrafı kullandığını söyledi. Böyle bir hatayı çocuklar bile yapmayacağına göre Reuters’in editörleri ya geri zekalı ya da çok sinsi olmalılar. Şüphe yok ki çok kurnaz ve sinsiler.
Hep İngiliz medyasından örnek verdik ama diğer ülkelerin medyası da İngilizlerden geri kalır değil. Onları başka zamana bırakıp CIA’nın fonladığı Freedom House isimli kuruluşun basın özgürlüğü raporunda Türkiye’yi 180 ülke içinden 156. sırada göstermesinden bahsedelim. Türkiye basın özgürlüğünde bu kadar kötü değil. Amerikan devleti kimi hedef alırsa o ülke her konuda en son sırada yer alır. Freedom House da kendisine verilen misyon gereği Türkiye’yi kötülemiş oluyor. Aslında bu rapordan esinlenerek karşıt bir rapor oluşturulması gerekir. Mesela en zararlı medya hangi ülkede diye bir rapor oluşturulabilir. Raporu ben hazırlasaydım sıralamam; 1. İngiltere, 2. ABD, 3. Rusya, 4. Türkiye, 5. Almanya, 6. İsrail, 7. Mısır, 8. Hollanda, 9. İran, 10. Ermenistan şeklinde olurdu. Listenin objektifliği tartışılabilir. Fakat he türlü operasyonun taşeronluğunu yapan taraflı ve zararlı medyayı deşifre etmek için Freedom House’a alternatif kuruluşlar ve raporların elzem olduğu artık açıktır. Yoksa fotoğraf makinesi yerine makineli tüfek taşıyanları ve serbest gazetecilik kisvesiyle ajanlık yapanları gazeteci diye yutturanlar “basın özgürlüğü” ayarı vermeye devam ederler.







