--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ekonomik sorunların sebepleri

İbrahim Karataş
İbrahim Karataş
10

“Güne güzel bir haberle başlamak; Rapora göre Türkiye iflasın eşiğinde” gibi bir sosyal medya paylaşımı gördüğünüzde paylaşım sahibinin yüksek ihtimalle Türkiye’yi sevmeyen bir yabancı olduğunu düşünürsünüz. Ama sevincin sahibi bir Türk’se insanın kalbini hayret, üzüntü ve kızgınlık duyguları kaplıyor. Maalesef bu tür twitler atıp mutluluğunu herkesle paylaşıp mutluluğunun artmasını (!) isteyen insanlar var bu ülkede. Yabancı değil ama yabancılaşmış, hatta yabanileşmiş insanlar bunlar. 

Öyle insanlar ki; mesela ekonominin kötü gidişatından şikâyet etmekle birlikte içten içe bir haz yaşarlar. Aslında gidişattan etkilenen halkı tahrik edip, “Bakın ekonomi kötü, siz hâlâ bu hükümete mi destek veriyorsunuz?” gibi bir imada bulunurlar. Başkalarına “üzülün, kızın, isyan edin” derken, o isyandan çıkabilecek sonuçlardan zevk almanın beklentisi içindeler. Çünkü paylaşımları gösteriyor ki ülkenin batması işlerine geliyor. 

Şu muhakkak ki ülkenin batma ihtimalini “güzel haber” olarak gören şahıslar kötü niyetlidir ve de cahildir. Bir ülkeyi batak halde görme isteği bir tür sadizmdir. Yoksa halkın sıkıntı yaşamasından kim zevk alabilir ki? Hem kendileri iktidar olduğunda bataklıktan çıkarabilseler yine de duydukları haz anlaşılabilir ama yerelde bile şehirleri yönetemeyen bir zihniyet bir devleti hiç yönetemez. Biraz akıllı olsalardı halkın verdiği fırsatı canla başla çalışarak değerlendirebilirlerdi ama o da yok. 

Bu memleket biraz da mezkûr güruhun fiili ve sözlü tahribatları yüzünden bu noktaya geldi. Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan engellerle karşılaşmasaydık gayri safi milli hasılamız 1.5 trilyon doları geçerdi dedi. Bu benim de şahsi iddiam ve defalarca yazdım. 

Bir kere daha yazayım. Gezi olayları sırasında kişi başına düşen gelir 12000 dolar sınırındaydı. Birkaç yüz dolar daha artsa sınır geçilecek ve Türkiye gelişmiş ülkeler kategorisine girecekti. Ama ne olduysa birden Gezi denilen sözde renkli devrimle hükümet devrilmeye çalışıldı. Ekonomi ilk yumruğu orada yedi ve ilk sarsıntıyı yaşadı. Daha sonra FETÖ’nün 17-25 Aralık darbesi geldi ve ekonomi bir yumruk daha yedi. FETÖ daha sonra ortamı gerdi ve hükümet işi gücü bırakıp onunla uğraşmak zorunda kaldı.

Daha sonra 15 Temmuz darbe teşebbüsüyle hükümet devrilemese de ekonomi gerekli darbeyi yemiş oldu. Çünkü darbe yüzünden düşen turist rakamlarından tutun, darbenin faillerinden rahip Brunson yüzünden başlayan Amerikan finansal saldırıları gibi birçok olay ekonomiyi felç etti. Sonunda 2018’deki kriz patlak verdi. Aslında kriz 2019 sonlarında bitmek üzereydi çünkü ekonomik veriler normale dönüyordu. Mesela enflasyon Ekim 2019’da %9.71’e düşmüştü. Ancak 2020’de Corona salgını başladı, 2021’de bekletilen siparişlerin yeniden verilmesiyle fiyatlar patladı derken, 2022’nin mart ayında Rusya Ukrayna’ya saldırdı.

An itibariyle etrafımızda savaşlar oluyor ve bundan derin bir şekilde etkileniyoruz. Komşudaki savaşların etkisini Avrupa’ya bakarak da anlayabiliriz. Şu anda tüm Avrupa Ukrayna savaşı yüzünden diken üstünde. Halk hayat pahalılığı yüzünden sokaklara iniyor ve daha en kötüsü gelmedi. Kışı Türkiye’de geçirmek isteyenlerin sayısı bir hayli fazla. Ekonomik krizde hükümetin de hataları var ama bu hataları başkasının çıkardığı sorunları çözmek isterken yapıyor. Neyse ki terör gibi bir belayı pasifize etmeleri nedeniyle ellerindeki tek büyük sorun olarak ekonomik kriz kaldı. Şu anda ekonomiye bir ameliyat yapılıyor ve başarılı olunursa gerilemekte olan Avrupa ülkelerinin önüne bile geçilir. Ümitvar olmak lazım. Belki de şafaktan önceki karanlığı yaşıyoruz. 

 

İbrahim Karataş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle