Dünya yeniden nükleer silaha sarılıyor
Atom bombasına sahip ülkeler yine ve yeniden nükleer silah stoklarını artırmaya başladı. Bu dünya için iyi değil. Rusya’nın zaten 4489, Amerika’nın 3708, Çin’in 410, Fransa’nın 290, İngiltere’nin 225, Pakistan’ın 170, Hindistan’ın 164, İsrail’in 90 ve Kuzey Kore’nin 30 atom bombasının olduğu tahmin ediliyor. Öte yandan sadece geçen yıl Çin 60, Rusya 12, Pakistan 5, Kuzey Kore 5 ve Hindistan 4 yeni atom bombası üretti. İngiltere stoklarını 45 adet artırıp 260’a çıkarmayı planlarken, Çin 2035 yılına kadar 1000 yeni atom bombası üretmek için üretime başladı bile.
Şüphesiz ki bu hareketlilik ABD, Fransa ve İsrail gibi diğer nükleer güçleri de tetikleyecektir. Ayrıca İran gibi atom bombası üretmeye çalışan ülkelerle bunun hayalini kuran bazı ülkelerin planlarını pratiğe koyması için tahrik edici bir neden olacaktır. Nükleer silahların varlığının nükleer savaşı önlediğine dair bir teori var. Teoriye göre ülkeler nükleer bir savaşta hep birlikte yok olacaklarını bildikleri için birbirleriyle savaşmamayı yeğlerler. Belki makul olan da budur ama ülkelerden biri diğerini gaflette yakalarsa veyahut birisinin başında akılsız yöneticiler varsa savaş çıkmasının önüne kimse geçemez. Ayrıca bu teori nükleer silahı olan ülkeler için geçerli. Nükleer bir güç atom bombası olmayan bir ülkeden korkmaz ve gerekirse bombayı patlamaktan çekinmez. Dolayısıyla teori her ülke için geçerli değil. Ayrıca teori her ülkenin atom bombasına sahip olmadan kendi güvenliğini sağlayamayacağını kabul etmiş oluyor.
Tek çözüm nükleer güçlerin atom bombalarını etkisiz hale getirmesi ama bunun artık mümkünatı yok. Hatta söz konusu ülkeler rahat durmayıp ortamı germekten çekinmiyorlar. Bilhassa Amerika ve İngiltere, son dönemde Rusya gibi en çok nükleer silah stoku olan bir ülkeyi tahrik etmekten çekinmediler (Ruslar da masum değil tabi). Yine aynı iki ülke Çin’i de Tayvan üzerinden köşeye sıkıştırıyor. Çin ve Rusya gibi ülkeler de hem Batıya güvenmedikleri hem de kendi çıkarları için nükleer stoklarını artırmaya karar vermiş görünüyorlar.
Yukarıda da bahsettiğim gibi bu ataklar nükleer silahı olmayan ülkeler için iyi bir haber değil. Atom bombası olan ülkeler en fazla birbirlerini başka ülkeler aracılığıyla döverler. Tıpkı Batı dünyasının Rusya’yı Ukrayna üzerinden hırpalaması gibi. Ama karşılarındaki ülke atom bombasına sahip değilse acımazlar. Türkiye’nin de atom bombası olmadığına göre üzerine gelinecek ülkelerden biri de Türkiye’dir.
Türkiye’nin şu anda bilindiği kadarıyla atom bombası yok. Olmasa bile nasıl üretileceği biliniyor. En büyük sorun tesisin maliyetli olması ve inşa edilirse de gizlenemeyeceğidir. Ancak ciddi bir tehditle karşı karşıya kalındığında kimin ne dediğine bakılmaksızın atom bombasına sahip olunacağı muhakkaktır. Devlet aklının, ülkenin bir nükleer saldırıyla harap edilmemesi için tedbir alacağına güvenimiz tam. Fakat imzasını attığı anlaşmalar nedeniyle bomba üretmeyecek olan devletimizin, üretimin elzem olması halinde bir iki yıl yerine birkaç ay içinde üretebilecek bir seviyeye gelmesi gerekir. Bugün mesela Almanya ve Japonya’nın da atom bombası yok ama lazım olduğunda birkaç saat içinde üretebilirler. Benzer bir seviyeye devletimizin de gelmesi lazım.
Biz diğer ülkelere benzemeyiz. Gerçek dostlarımız zayıf ve bize muhtaçlar. İttifak kurduğumuz devletler de dost oldukları için değil çıkarları gereği müttefik gibi davranıyorlar. Son zamanlarda görüldüğü üzere tehdit azaldığı zaman başıboş sokak köpeklerini sahiplenmek misali hemen gidip ülkemizle savaşan terör örgütleriyle dost oluyorlar. Her şey bir yana, dünyada güvenlik bağlamında trend neyse ona uymak ve o trendi yakalamak lazım. Geç kalan geride kalmayacak. Belki de yok olacak.







