--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Diktatör Birilerinin İçinde

İbrahim Karataş
İbrahim Karataş

Tarihi istatistikler gösteriyor ki; en çok diktatör solcu liderlerden çıkmış ve  en çok onlar (Hitler müstesna) insan katletmiştir.  Millet için milleti öldürmek devrimciliktir solcular için. Bunu her kim yaparsa yeryüzünde ondan ala lider yoktur.  Sol kesim kendinden olmayan devlet adamlarını diktatörlükle itham etmede de en az Batının emperyalistleri kadar mahirdirler. Batı dünyası kendisiyle uyuşmayan her devlet adamını “diktatör” propagandalarıyla devirmeye çalışır.  Birine diktatör dedikleri zaman ondan kurtulmanın her yolu legal oluyor.  Eğer kendi halinde, zararsız birine bir de “Hitler” benzetmeleri yapılıyorsa bilin ki işin içinde bir de Yahudi parmağı vardır. 

Türkiye’de diktatör etiketini tab edenler sol kesim ve nefsi okşanmak isteyen, yüksek egolu, kerameti kendinden menkul liberal aydın kesimidir. Malumunuz Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da diktatör çamuruyla saldırılıyor. Erdoğan’a karşı yürütülen “diktatör” propagandasının amacı üst perdeden ithamlar yaparak ona karşı çıkarılmak istenen kin, nefret ve isyanın dozajını arttırarak yerli-yabancı güç merkezlerini harekete geçirmektir. Meşru yollardan kurtulamadıkları meşru bir lideri gayrı meşru faaliyetlerle devirmeyi meşrulaştırmak için yapılıyor her şey. Yoksa diktatörlükle yönetilen bir ülkede devletin başkanına “diktatör” denilemeyeceğini, buna cesaret edenin başına neler geleceğini okudukları devrim kitaplarından öğrenmişlerdir.  Liberallerin durumu ise şark hikayelerinde geçen Sultan yalakası şairlere benzer. Şairin biri gelir, sultanın huzurunda sultanı öven güzel sözler ve şiirler söyler. Sultan da onu bir kese altınla taltif eder. Düşünün ki Sultan kese altınını vermeden şairi huzurdan çıkardı. Şair de bu sefer edebi maharetleriyle Sultanı yerden yere vurdu.  İşte Erdoğan’a diktatör diyenlerin bir kısmı bu beleşçi takımdan oluşur. 

Herkes bilir ki; bir ülkede diktatörlük varsa diktatöre diktatör diyemezsiniz.  Eğer diyebiliyorsanız ya siz diktatörden daha fazla bir güce sahipsiniz, ya da o diktatörün merhameti fazladır.  Merhametli insandan da diktatör olmaz. Ayrıca diktatörler seçimle gelip seçimle gitmezler.  Eğer seçimle gelen birisine hala diktatör deniyorsa hakaret ona oy verenlere yapılıyordur.  Bu durumda memleketin diktatör değil vatandaş sorunu vardır demektir. 

Türkiye’nin vatandaş değil ama aydın sorunu olduğu muhakkaktır. Size bugünlerde Erdoğan’ı diktatörlükle suçlayan Hasan Cemal’in 12 Nisan 2012 tarihli yazısını bulup okumanızı tavsiye ederim.  Numunelik yazının başlığı “Atatürk diktatör değilse nedir?”. Yazıda, Taha Akyol’un son kitabı Atatürk’ün İhtilal Hukuku’nu keyifle okuduğunu, kitaptan Atatürk’ün diktatör olduğuna kanaat ettiğini söylüyor. Bir de o dönemde Atatürk’e diktatör dediği için yargılanan Ahmet Altan’a destek çıkıyor. Yazısının sonunda Güneydoğu’da diktatoryal bir devlet kurmak isteyen KCK/PKK’ya sahip çıkıyor.  Yazıyı yazan da, yazının konusu iki yazar da o günlerde Atatürk’e diktatör demişlerdi. Aynı yazı 12 Nisan 1932’de yazılsaydı adı geçen üç yazar da herhalde kendini darağacında bulurdu.  Fakat o gün de  Erdoğan iktidarda olduğu için başlarına bir şey gelmedi.  Zaten Erdoğan’a o günlerde diktatör de demiyorlardı. Ne zaman ki dışarıdan birileri düğmeye bastı, onlar da saf değiştirip Erdoğan’a diktatör demeye başladılar.  Öve öve bitiremedikleri Erdoğan da birdenbire diktatör oluverdi.  

Bu zatların bazıları şimdilerde diktatör propagandasını yaymak için Amerikalıların finanse ettiği websitelerinde yazılar yazıyorlar. Hem ülkesinin liderinden özgürlük istiyorlar hem de ipini başkalarının eline vererek esareti kabul ediyorlar.   Hayal aleminde bir diktatör oluşturup gerçek hayatta ondan diktatoryal yollarla kurtulmaya çalışıyorlar. Yazının burasında bazı Türk aydınlarının psikiyatrik yıpranmışlık içinde olduğuna inanmaya başladım. Bir psikiyatrist bunları tedavi etse,  acaba “İmkan verilse diktatör olurlar. Diktatör bunların içinde” der miydi?  Sanki derdi gibi. 

İbrahim Karataş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle