Devleti siyaset için harcamak
Türk siyasetinde artık devleti siyaset için harcamak gibi bir durum da var ve bu durum son zamanlarda had safhaya gelmiş durumda. HDP’li milletvekillerini izleyin, ne kadar kötü niyetli olduklarını ve tek gayelerinin devlete ve dolayısıyla millete zarar vermek olduğunu görebilirsiniz. Üstelik bunu özgür olmadıklarını iddia ettikleri bir ülkede yapıyorlar.
HDP şu ana kadar Türkiye’nin nerdeyse tüm muarızlarıyla bir araya geldi. Ermenistan’a gittiler Türkiye’yi şikâyet ettiler. Avrupa’ya/Amerika’ya gittiler yine Türkiye’yi şikâyet ettiler. En son bir tanesi Libya’da Bingazi ve çevresini kontrol altında tutan Halife Hafter’i ziyarete gitti. Hafter ki darbe yaparak tüm Libya’yı kontrol etmeye çalışan bir diktatör adayı. Normalde HDP’nin Hafter’le işi olmaz ama devlete öyle bir kin güdüyorlar ki sırf hükümetimiz Libya’da merkezi hükümeti destekledi diye Hafter’i ziyarete gidiyorlar.
Giden vekil boyundan büyük laflar etmeyi de ihmal etmemiş. Mesela “Erdoğan’ın Libya’daki tek taraflı politikasını, özellikle deniz anlaşmasını kabul etmiyoruz” gibi bir cümle kullanmış. Acaba Erdoğan’ın kaç taraflı politikası olacak? Kendisi hangisini beğenir? Erdoğan Libya’da halkın yanında dururken Hafter halkı ezmeye çalıştı. Ama olsun, neticede Hafter de kendileri gibi Erdoğan’dan hazzetmiyor. Ayrıca deniz anlaşmasını kabul etmediğini vurgulamış. Acaba deniz anlaşmasının detayları hakkında bilgisi var mı? Nerede başlayıp nerede bitiyor biliyor mu? Adil bir deniz anlaşması öner deseler önerebilir mi?
İnsanların çıkarları olduğu gibi devletlerin de çıkarları vardır. O çıkarlar sayesinde halkın huzuru, güveni ve refahı yükselir. Eğer ki başka bir ülkenin ve milletin çıkarları haksız olarak gasp ediliyorsa devletin politikalarına karşı gelinebilir ama öyle bir durum da yok. Bazılarının ki katıksız memleket düşmanlığı.
Biraz samimilerse karşı geldikleri devletten maaş almayı da reddetsinler. İnsan niye tanımadığı devletten aldığı parayla geçinir ki? Aslında bu soruya bir cevap var gibi. Muhtemelen bu da bir tür devlete zarar verme yolu olarak görülüyor. Maaş al ki hazineden bir damla da olsa eksilsin. Elektrik ücretini ödeme ki bedelini diğer halk ödesin. Tunceli Belediyesi öyle yapmadı mı? Halkçı diye ortaya çıktı ve fakat kaçak elektrik kullandığı ortaya çıktı. O borcu şimdi tüm halk direk ya da dolaylı olarak ödeyecek. Belli ki halk arasında ayrımcılık yapıyorlar. Kendilerinden değilseniz bir kuruş kıymetiniz yok. Onlardansanız ceplerinden vermeseler de devleti bir şekilde hortumlayarak size destek olurlar. Bazen de sizden zoraki destek alırlar. İsterseniz vermeyin bakalım ne oluyor.
Gariptir ki bunca kötülüğe rağmen özgürlük, demokrasi vs. gibi kavramların arkasına sığınarak siyaset yapmaya devam ediyorlar. Geçtiğimiz günlerde yabancı biri Öcalan’ın yeğeninin mecliste olduğunu öğrenince çok şaşırmış. Bu nasıl olur diyor. Erdoğan’ın yeğeni Suriye Demokratik Konseyinin (YPG’nin ABD tarafından konulmuş yeni adı) bir üyesi olup onların aleyhinde siyaset yapabilir mi diye sormuş. Bırakın Erdoğan’ın yeğenini, HDP ve PYD gibi siyasi uzantılar kendileri gibi düşünmeyen Kürtleri bile arasına almıyor.
Maalesef gariplikler bununla da bitmiyor. Geçen hafta HDP’nin terörle iltisakı kesinleşmiş bir vekilinin milletvekilliğinin düşürülmesiyle ilgili oylamaya CHP hayır oyu verdi. Sırf iktidar olmak için devletin güvenliğini tehlikeye atmaya razılar. Halk bu tehlikeyi mutlaka görmeli. Çünkü hiçbir sorun terörün meşrulaşıp devletin içine sızmasından daha beter değildir. FETÖ devletten zor çıkarıldı. Şimdi PKK girmeye çalışıyor. Bu devlet yolgeçen hanı olmamalı.







