--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Depreme kirli siyaset bulaşınca

İbrahim Karataş
İbrahim Karataş
17

 

Bir hafta önce 7.7 ve 7.6 büyüklüğünde iki depremle artçıları, benim de doğduğum il olan Gaziantep dahil 10 ilde onbinlerce insanımızın vefatına neden oldu. Geçtiğimiz Pazartesi günü öyle bir gündü ki son 80 yılda olan tüm depremler 8 saatte oldu. Can ve mal kaybı da maalesef büyük oldu. Artık belli ki biz bir deprem ülkesiyiz. Deprem artık Japonya ile değil Türkiye ile özdeşleşmiş durumda. Bu gerçeği kabul ederek geleceğe dair tedbirler almamız gerekiyor.

Ne tür tedbirler alınabileceğini yazmak isterdik ama konunun uzmanı değiliz. Uzmanı olsak da herhalde yazamazdık çünkü ne zaman medya ve sosyal medyaya baksak birilerinin konunun özünden çıkıp depremi siyasi alana çektiğini görüyoruz ve onunla meşgul olmak durumunda kalıyoruz. İnsan hem üzülüyor hem de kızıyor bu duruma. Depremin üzerinden üç gün geçmeden muhalefet lideri hükümetle yan yana gelmeyeceğini söyleyerek siyasette ilk fay hattını kırarak iktidarı deprem enkazının altında bırakmak için harekete geçti.

Muhalefet savaş açtığında hükümetin tüm birimleri kurtarma çalışmalarıyla meşguldü. Böyle bir durumda hükümetin yanında değil de karşısındaysanız ona iş yaptırmak istemiyorsunuz demektir. Yetkili mercilerin zihnini meşgul etmek bile çalışmaları sekteye uğratır. Nitekim öyle de oluyor. Bu ülkenin afetlerden sorumlu kurumu AFAD öyle bir tu kaka edildi ki insanların yardım etmelerinin önüne geçmeye çalışıldı. Onun yerine kendilerine yakın buldukları dernekler parlatılarak yardımların oralara kayması için uğraşıldı. O dernekler ki son 4 yıldır hiçbir denetimden geçmemişler ama olsun. Bunları tartışmanın zamanı değil. Ancak söz konusu dernekler AFAD ve Kızılay gibi devlet kurumlarını karalama amacı için de kullanıldığı için insan rahatsız oluyor. Maalesef vicdansız ve kötü niyetli muhaliflere çabucak inananlar var. Evinden twit atıp video çeken internet fenomenlerine inanıp 140 bin kişiyle çalışan AFAD ve Kızılay gibi kurumlara itibar etmiyorlar. Her söylenene sorgusuz sualsiz inanıyorlar.

Mesela dini grupların sahada olmadığı yalanını ortaya attılar. Oysaki yalancılar sıcacık evlerinde ona buna hakaret edip yalanlarla halkı galeyana getirirken, o gruplar ilk günden bu yana depremin yaralarını sarmak için uğraşıyor. Hatta birini enkazdan çıkarınca “Allahu Ekber” demeleri iftiracıların zoruna gitti. Buna cinayet diyen saygısızlar bile oldu. Kurtarma ekiplerini eğitimsiz, empati yapmamak, sessiz kalmakla suçlayanlar oldu. Allahu Ekber’den rahatsız olmaları bir yana, kimse çıkıp “dini gruplar yoksa Allahu Ekber diyenler kimlerdi?” diye sormadı. Ya da “peki sizin ekipler nerede?” diye bir soru sormadı. Sahi her mesele için sokaklara inen o mor, kızıl, gökkuşağı renkli dernek ve platformlar nerede? 

Diğer yandan, vergilerim nerede diyenlerin niyetinden yine şüphe eder olduk. Hep verdikleri vergileri hatırlatıyorlar (onu da kendi evleri için veriyorlar) ama son 10 yılda vuku bulan depremlerden zarar görenler için yapılan masrafların bahsini yapmıyorlar. Mesela İzmir, Van ve Elazığ’daki depremzedelerin evleri ne ile yapıldı? Öyle geliyor ki; 10 TL bağış yapmamak için kuru gürültü çıkararak ve hükümeti suçlayarak üste çıkmaya çalışıyorlar. 

Keşke herkes son bir haftadır bulunduğu yerin konumunu veyahut hangi kuruma ne kadar yardım ettiğinin dekontunu paylaşsa. O zaman anlaşılır ki çok konuşanlar ve eleştirenler en az yardımda bulunanlar veya hiç bulunmayanlardır. İlk taşı en günahsız olan atmalı. Deprem meselesinde ise sadece en çok yardımcı olanlar konuşmalı ve eleştirmelidir. Zerre kadar katkısı olmayanın konuşmaya hakkı yoktur. 

 

İbrahim Karataş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle