--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Değerli yalnızlığın değeri artıyor

İbrahim Karataş
İbrahim Karataş

Ve sonunda Şii Haşdi Şabi örgütü, ırkçı/halkçı/komünist/kapitalist PKK ve türevleriyle savaş aşamasına geldi. Haşdi Şabi militanları Irak üzerinden Suriye’ye geçerek Suriyeli PKK, ya da nam-ı diğer PYD’nin kontrolündeki topraklara girdi. Çünkü ABD aylar önce Kandil’de PKK’yı ikna ederek İran’la savaşmasını istedi. PKK da bir kez daha vuku bulması imkânsız hangi hayale kapıldıysa Amerikalıların teklifini kabul etti. İran da doğal olarak hem ordusuyla hem de kendisi adına vekaleten savaşan, DAEŞ’in Şii versiyonu Haşdi Şabi’yi sahaya sürdü. 

Bunun anlamı PKK’nın Türkiye, Irak ve Suriye’den sonra İran’da da yeni bir cephe açtığıdır. Star gazetesinden İlhami IŞIK, günler öncesinden DAEŞ’ten sonra sıranın İran’a geleceğini yazmıştı. Sıra numarasını verenin Amerika olduğuna inanmıyorsanız Batı medyasının kimin için güzellemeler yaptığına bakmanız yeterlidir. İlk propaganda haberini Zağros dağlarına çıkıp PJAK militanlarıyla röportaj yapan Middle East Eye isimli İngiltere merkezli ne idüğü belirsiz haber sitesi yaptı.

Röportajdan anlaşıldığına göre militanlar PKK ağzıyla konuşup bağımsız bir devlet yerine demokratik özerklik istiyorlar. Haklarının verilmesini ve Kürtlerin idam edilmemesini talep ediyorlar. Ama haklarını korumak için neden ABD’nin talimatını beklediklerini söylemiyorlar. Trump’tan silah beklemediklerini söylüyorlar. Herhalde Amerikan silahlarını nasıl olsa PKK üzerinden alacaklarını bildikleri içindir.

Paralel olarak Amerikalı emekli bir yarbay da Trump’a destek veren Fox News kanalına çıkarak “Iraklı ve Suriyeli Kürtler devlet kurmak istiyorlar. Neden kurmasınlar ki?” şeklinde yorumda bulundu. Yarbayın Kürt devletini taktığı sanılmasın. “Ortadoğu’yu karıştırmak için Kürtleri kullanmak istiyoruz” diyemediği için “Kürt devletini” kılıf olarak kullanıyor. 

Doğrusu Türkiye’ye düşmanlık besleyen terör örgütlerinin ve ülkelerin birbiriyle savaşması kadar güzel bir şey olamaz. Daha düne kadar işbirliği yapıp Türkiye’ye karşı düşük yoğunluklu bir savaşa girmişlerdi. Birbirlerini ne kadar çok yok ederlerse o kadar zayıflarlar. Bu da Türkiye’nin işini kolaylaştırır.

Doğuda cehalet temelli savaşlar başlarken Batıdan da ABD ile AB ve özelde Almanya’nın birbirine girdiği haberleri artarak devam ediyor. Trump’ın NATO’yu modası geçmiş bir örgüt olarak görmesi Avrupa ülkelerini korkuya soktu. Trump açık açık birkaç NATO ülkesinin Rusya tarafından işgal edilmesi halinde savaşa girmeyeceğini belirtiyor. Bugüne kadar ABD’ye güvenerek savunma sanayisini güçlendirmeyen zengin ülkeler Trump’tan duydukları hayal kırıklığının şokundan çıkabilmiş değiller. 

Ancak DAEŞ’le savaşa girilmesine de askerleri ölür diye yanaşmıyorlar. Birbirlerini korumak için kurulan NATO, kendi vatandaşlarını öldüren DAEŞ’le bile çatışmaya girmekten korkuyor.  Fakat bu rezil hallerine rağmen Türkiye ile uğraşmayı da ihmal etmeyip 2018’te İstanbul’da yapılacak olan NATO zirvesini Brüksel’de düzenlemek için imza topluyorlar. Sebebi ise manidar; İnsan hakları ihlali kılıfı altında destek verdikleri darbeyi yapamayan FETÖ’cülerle PKK yandaşlarının hapse atılması.

Diğer yandan Ruslar, Batının Türkiye’yi dışlamak için gösterdikleri tüm çabalardan daha fazla çaba göstererek Türkiye’yi kazanmak için uğraşıyor. S-400 füzelerinin satışı bu minvalde görülmeli. Bu saatten sonra Türkiye Rus blokuna geçmeyeceği gibi yüz kızartıcı şartları kabul ederek Batı blokunda da durmaz. Sürdürülen inatçı politikalar değerli yalnızlığın değerini daha da artırarak Türkiye’yi sadece kilit bir noktaya getirir. 

Gölge CIA denilen Stratfor’un kurucusu 15 Temmuz darbesinden hemen sonra Türkiye’nin bölgesel bir güç olacağını söylüyordu. Zaten 15 Temmuz akşamında Erdoğan’ın uçağının yerini Twitter hesaplarından yayınlamalarının sebebi de bölgesel güç sürecini baltalamaktı. Şimdi baltayı birbirlerine vuruyorlar. Dikkatlerinin dağılması Türkiye’nin işine yarıyor. Hazır şartlar lehte iken son ayak bağlarından da kurtulmaya çalışılmalı. Böyle fırsatlar hep gelmez.  

 

İbrahim Karataş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle