--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Darbeye dair bilinmeyenler

İbrahim Karataş
İbrahim Karataş

Bundan iki yıl önce bu vakitlerde devlet içine sızmış FETÖ’cü hainlerin teşebbüs ettiği darbeye engel olmak için milyonlar olarak hep birlikte sokaklardaydık. İnsanların arabalarından inip havaalanına 10 km yürümesini, bazılarının yolda gördükleri tankların egzozlarına ellerinde ne varsa koyarak durdurmasını, evlerin üzerinden uçan jetleri ve onlara “yakıtın bitince bunun hesabını sormaz mıyım?” diye bağıran vatandaşları ve akşamları yeni bir kalkışmaya engel olmak için meydanlarda toplanan insanları unutmadık. 

Darbe öncesine dönersek; Amerika’da neo-con medyada 15 Temmuz öncesinde darbe olacağına dair yazılar çıkmıştı. FETÖ şifrelerle ve imalarla konuşurken, Amerikalı dostları açık açık askerin darbe yapma ihtimalinin yüksek olduğunu yazıyordu. Herkesin bilmediği başka detaylar da var. Darbeden önce FETÖ’nün Ak Parti hükümetini ve Erdoğan’ı sürekli karaladığını ve Amerikalılara Batı yanlısı üst düzey bürokrat ve askerlerin tutuklanacağı yaygaralarını pompaladığını biliyoruz. Ayrıca FETÖ’cü askerlerin NATO’dan tanıdıkları Amerikalı askerlere telefonla ulaşıp yalan yanlış bilgiler verdiklerini, FETÖ’nün darbenin bir gün öncesinde “Erdoğan İslamo-faşist bir rejim getirmek istiyor. Yarın (15 Temmuz) hepimizi yok edecek. Bunun için darbe yapacağız” dediklerini de biliyoruz. Türk yetkililerin amansız mücadelesi sonucu FETÖ ile irtibatlı en az 634 Amerikalı bürokratın işten atıldığından da haberdarız. 

Amerikalı bir ekip bugünlerde Fetullah Gülen’in iadesini konuşmak üzere Türkiye’ye gelecek. Bu tür görüşmeler darbeden hemen sonra yapılsaydı daha makbul olurdu ama geç de olsa iade konusunun gündeme gelmesi iyi bir gelişmedir. Görüşme sonrasında Gülen’in en azından tutuklanması Türkiye’nin takdir edeceği bir gelişme olur. Aslında FETÖ ile ilgili soruşturmaları sürekli takip edecek yerleşik bir ekibin olması daha iyi bir çözüm olurdu. 

ABD (göstermelik ya da cidden de olsa) bir ekip göndererek olumlu bir adım atarken, Avrupa’nın kibirli ülkelerinin hiç oralı olmaması ve bazılarının darbeyi inkara kadar giden demeçleri ne kadar bağnaz ve nefret dolu olduklarını gösteriyor. Örneğin, Alman Deutsche Welle’nin Cuma günkü haberine göre FETÖ’ye Almanya’da siyaset, medya ve kiliseye kadar herkes yardım ediyor. İstihbaratın FETÖ’nün gerçek yüzünü gösteren raporları nedense web sitelerinden kaldırılmış. Almanya’ya 14000 FETÖ’cü kaçmış. FETÖ’cüler Almanya’nın kendilerinin yeni merkezi olduğunu söylüyorlar. Oysa Türkiye hâlâ Avrupa’nın doğu sınırları için bekçilik yapıyor. Mültecilerin iadesi anlaşmasına göre; vizesiz seyahate bugüne kadar izin verilmesi gerekirken, artık bahsi bile yapılmıyor. İnşallah 3 milyar Euro ile kandırmazlar. 

Öte yandan; Türkiye’nin kendi meramını Batılı hükümetlere anlatmak için biraz daha çabalaması gerekiyor. Bilhassa lobi faaliyetlerinde beklenen düzeye gelinmedi. Yahudi, Ermeni, Rum ve FETÖ’cü lobilerin esiri olan Batılı devlet adamlarının ilişkileri daha da bozan çalışmalarına engel olamama gibi bir sorunumuz var. Dışişleri Bakanlığının iyi çalıştığına dair bilgiler geliyor. Fakat sivil inisiyatiflerde eksiklik var. 

Darbeye geri dönersek; Batılı bazı uzmanlar Erdoğan’ın hain kalkışmayı önlemedeki kişisel başarısını kabul ederken, Erdoğan sonrası dönemde ordunun yine eskisi gibi siyasette etkin olacağını iddia ediyorlar. Aslında 15 Temmuzda kendisini tankların önüne atan cesur halkımız ilerisi için gerekli mesajı verdi ama darbe-karşıtlığı kültürünün askere, halka ve (eğitim yoluyla) yeni nesillere aşılanması elzemdir. Halk iradesinin vücut bulmuş hali olan iktidarın küçük bir zümre veya cuntacılar tarafından gasp edilmesinin ahlaksız ve illegal olduğu her dimağa ve kalbe yerleştirilmeli ve 15 Temmuz ruhu canlı tutulmalı. 

Ancak darbelerin, isyanlar ve ekonomik kriz çıkarmak gibi askeri olmayan versiyonları da var. An itibariyle finans piyasalarındaki spekülasyonlar yüzünden ekonomi kan kaybediyor. Sıkıntıların sebebi belli olsa da halka dokunan tarafı sonuçlarıdır ve halk bir yere kadar sabreder ve yönetenlerin bir şeyler yapmasını bekler. Halkın kalbini kazanmanın yanı sıra kazancının erimemesi için de çalışmalı. Unutulmamalı ki ekonomik saldırılar askeri darbelerden daha yıkıcıdırlar. 

 

İbrahim Karataş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle