--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Çözüm üreten Türkiye

İbrahim Karataş
İbrahim Karataş
2

Libya’da meşru Ulusal Mutabakat Hükümetine (UMH) karşı savaşan darbeci Hafter’le birlikte hareket eden ve Libya Temsilciler Meclisinin Başkanı olan Akile Salih an itibariyle temsilcisi ve yardımcısı vasıtasıyla Türkiye ile görüşmeler yapıyor. Muhtemelen kendisi de bir gün Ankara’ya gelip görüşmelerde bulunacaktır ve böylelikle Libya’daki iç savaş Libya bölünmeden bitecektir. 

Eğer bir aksilik olmazsa Türkiye’nin müdahil olduğu bir ülkeye daha barış gelecek. Bu gelişmede tarafsız kalabilen veya haktan ve haklıdan yana olabilenler için büyük bir ibret vardır. Çünkü yılladır Türkiye’nin Suriye, Somali, Libya ve Azerbaycan’a müdahale ederek istikrarı bozduğu iddia ediliyordu. Oysa söylenenleri söyleyenler istikrardan yana olmayan, çıkarları için ülkelerin kan gölüne dönmesinden rahatsız olmayan işbirlikçilerden başkaları değil. Eğer siz doğru olandan yana değilseniz her doğru ve meşru olan şey size yanlış gelir. Türkiye karşıtlarının hali tam da budur. 

Yoksa mesela Türkiye Suriye’de işgalci değil. Suriye 4 milyon insanıyla Türkiye’de olduğu için Türkiye müdahale etmek durumunda kalıyor. Ayrıca Suriye’de PKK ve DEAŞ terörü var. Çekilse meydan terör örgütlerine kalacak. Bu argümanları kabul etmeyenler isterlerse gelip Türkiye’nin kontrol ettiği yerlerde Türk ordusunun yerini (teröre destek vermemek kaydıyla) alabilirler. Aslında hükümet böyle bir öneride bulunmalı. Bakalım kabul edecek bir ülke var mı? Hasılı kelam, Türkiye Suriye’de olduğu için daha az insan ölüyor ve daha az göç var. 

Türk devleti Azerbaycan’da da aynısını yapıp Ermenilerin katliam yaparak ele geçirdiği Karabağ’ı geri almasına yardımcı olurken, Fransa ve ABD gibi birçok ülke Azerbaycan’ı ve Türkiye’yi suçlu ilan ettiler. Oysa Karabağ’ın Azerbaycan’a ait olduğunu bizzat kendileri BM Güvenlik Konseyinde ilan ettiler. Bir an için düşünün ki Türkiye Azerbaycan’a destek olmadı. O zaman belki de Karabağ hâlâ işgal altında olacaktı ve birileri işgali bölgede istikrar olarak pazarlayacaktı. 

Ayrıca, eğer diğer ülkeler sırf Yunanistan ve Rum Kesimi birer AB ülkesi diye desteklemeseler Doğu Akdeniz’de de sorun çözülecektir. Ancak hepsi de mevcut haksız statükoyu devam ettirme taraftarı ve peşinen Türkiye’yi suçluyorlar. Neyse ki hükümet kuru gürültüyü dinlemedi ve yoluna devam ediyor. Zannımca Yunanistan ile de barışçıl bir yolla Ege ve Akdeniz’deki sorunlar çözülecektir. 

Bu durumda, birileri her ne kadar kabul etmese de Türkiye sorunun bir parçası değil sorunun çözümüdür. Çünkü dokunduğu yere barış geliyor. İkincisi, Türkiye işgalcinin, darbecinin ya da çıkarcının tarafında değil, uluslararası hukukça haklı olan tarafı desteklemiştir. Türk dış politikası çıkar değil, hukuk, dostluk ve insan hakları üzerine bina edilmiştir. Çünkü Suriye ve Somali gibi harap olmuş ülkelerden hiçbir çıkar elde edilemez. Libya ve Azerbaycan’dan bir şey geleceği ise meçhuldür.

Tüm bu yapılanlar aslında bir süper güçten veya devlet üstü bir yapıdan beklenen politikalardır. Ancak süper güçlerin dünyaya jandarmalık yapmak yerine çeteler gibi bölüştüğüne hepimiz şahidiz. Geçenlerde Joe Biden dünya siyasetine geri döneceğiz demişti ya. Döneceğiz derken kaybettiği parsayı yeniden almayı kastediyor. Yoksa İsrail’e Filistin’den çık diyecek değil. Ermenilere işgal için ambargo koyacak değil. Ortadoğu’ya demokrasi getirecek değil.

Biden gelip Türkiye’nin karşısına dikilip kendi gücüne dayalı hukuku uygulamaya çalışacaktır. Maalesef sömürge imparatorluklarına karşı koyacak gücümüz yok. Ama ufacık bir Yeni-Osmanlıcılıkla neler yapılabildiğini herkes görmüş oldu. Daha güçlü bir Türkiye daha çok adalet demek. Bu yolda ecnebiler gibi düşünmeyip ecnebileşmemiş ve vatanını sevenlerin katkısı lazım. 

 

İbrahim Karataş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle