--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Cari açık için bir marka yeter

İbrahim Karataş
İbrahim Karataş
4

Dolar son zamanlarda 10 TL’yi zorluyor. Son artışın sebebi, ABD’de enflasyonun %6.2’ye çıkmasıydı. Amerika ki son 10 yılda %0 ile %2.5 arasında enflasyon verileri açıklıyordu. Korona diğer ülkeler gibi Amerika’yı da vurdu ve orada enflasyon görece olarak birkaç kat artmış oldu. Örneğin ABD’de gıda fiyatları son bir yılda %40 arttı. Dünyada ise bu oran %47 civarında. Görüleceği üzere Türkiye gibi tüm dünya da hiper enflasyona maruz kalmış durumda ve bu durum bir süre daha devam edecek.  

Türkiye ayrıyeten Dolarla da mücadele etmek durumunda. Çünkü onyıllardır cari açık veriyoruz. Cari açık için ihracatla ithalat arasındaki farktır diyebiliriz. Eğer ithalatınız ihracatınızı geçiyorsa ve dış ticaretinizi Dolar veya Euro gibi yabancı para birimleriyle yapıyorsanız başınız dertte demektir. Çünkü mal almak için Dolara ihtiyacınız olacak. Bulamadığınız zaman da fiyatı artacaktır. Malum, az bulunan malın fiyatı yükselir.

Aslında Türkiye için zikrettiğimiz karanlık tablo son zamanlarda gri bir hal almaya başladı. Son verilere göre ihracatın ithalatı karşılama oranı %93.4’e kadar çıktı. Yani 100 Dolarlık ithalat yapıyorsak 93.4 Dolarlık da ihracat yapıyoruz. Öte yandan turizm gibi bazı hizmet gelirleri aradaki makası daha da kapatıyor. Eğer ki turizm eski günlerine dönerse ve THY gibi global bir şirket tam kapasite çalışırsa cari açık nerdeyse kapanmış olacak. An itibariyle yıllık cari açık tam olarak 18.4 milyar Dolar. Bu demektir ki yılda 18.4 milyar dolarlık daha fazla ürün satabilirsek Doların artışı lehimize dönecek. Hatta belki birileri Doları düşürmek için spekülasyon yapacak. Çünkü cari fazlanın olduğu bir ekonomide Doların yükselişi daha fazla kâr demektir.

Peki bu 18.4 milyarlık açık nasıl kapanabilir? Doğalgaz çıkarsa kısmen azalma olur ama ona zaman var. Diğer yandan halen petrolü dışarıdan alıyoruz. Dolayısıyla tek çözüm ihracattır. Mezkur rakamı elde edebilmek için ne gerekiyor diye düşününce akla 7-8 yıl önce yerli oto üretimi için aranan babayiğitler geldi. Büyük işadamları ya tecrübesiz oldukları için ya da hali hazırdaki lisanslı üretimlerini bozmamak için yanaşmamışlardı. Hatırlıyorum o günlerde Almanya’da yaşayan bir arkadaşım Ar-Ge mühendisi kayınbiraderiyle birlikte işadamlarını tek tek gezip Opel’in fabrikasının Türkiye’ye taşınmasını teklif etmişlerdi. Bana, sadece Sanko Holding’ten Abdulkadir Konukoğlu’nun ciddi olarak ilgilendiğini söylemişti.

Opel’i sonradan Peugeot ve Citroen’in de sahibi olan PSA Grubu satın aldı. Opel’i örnek vermemin sebebi, bu firmanın yıllık cirosunun 18.7 milyar dolar olmasıydı –ki bu rakam güncel cari açıkla eşdeğer. O gün alınsaydı global bir markamız olacak ve tüm dünyaya satmış olacaktık. Bu fırsat kaçtı ama onun yerini geç de olsa TOGG aldı. TOGG uzun vadede umut veriyor ama hâlâ bazı eksikleri var. 

Bir kere SUV bir modelle başlamaları yanlış olmasa bile eksik oldu. Birkaç gün önce (belki tepkiler üzerine) sedan model üzerinde de çalıştıklarını söylediler. Doğru hamle sedan ve SUV modelleri birlikte çıkarmak olur. Çünkü SUV modelin sadece maliyeti 40 bin Euro. Vergilerle birlikte fiyatı 1 milyon TL’yi geçerse milli olarak lanse edilmesi ters etki bile yapar. Bu yüzden hem ucuz hem de pahalı birer modelle piyasaya girilmeli ve bu araçlar en azından ÖTV’den muaf tutulmalı. 

Eğer bahsedildiği gibi yapılırsa en azından araç ithalatı azaltılarak cari açığa katkıda bulunulur ve daha sonra da ihracat yapılarak döviz de kazanılır. Cari fazla TOGG gibi bir marka kadar uzakta. Yeter ki misyon için doğru bir vizyonla hareket edilsin. 

 

İbrahim Karataş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle