Büyük İşletmeler Borsası
Dünyanın her yerinde zengin kesim sermaye gücünü kullanarak büyük yatırımlar yapmışlar veya büyük ihalelere katılarak büyük işletmelerin sahibi ya da işleticisi olmuşlardır. Bu sayede daha da zenginleşmişler ve binlerce insanın bir bütün olarak kazandığı parayı tek başına kazanmışlardır. Başkasının hakkını yemedikleri sürece kazanmalarında bir beis yok. Hatta kazanmaları iyidir çünkü bu sayede onbinlerce kişiye iş imkânı veriyorlar.
Diğer yandan; geçinmekte zorlananlar yatırımın hayalini bile kuramazken, durumu bir nebze daha iyi olanlar birikimlerini dolar, faiz, altın gibi finansal araçlara yatırıyorlar. Ancak mezkûr araçlara, paranın değerinin korunması veya kâr etme amaçlı olarak yatırım yapıldığında fiyatları yükselmekte ve tüm ülke bu durumun oluşturduğu olumsuz yanlardan etkilenmektedir. Bu durum için halkı suçlamak doğru olmaz. Halk zar zor kenara koyduğu birikimlerini korumak için böyle bir yola başvuruyor.
Şu anda öyle bir noktaya gelindi ki; Dolar bir milli güvenlik sorunu oldu. Mücadele edilmezse ekonomi daha da kötüleşecek, ürünler daha da zamlanacak ve bu da halkta memnuniyetsizliğe neden olup sandıkta iktidar değişikliğine neden olacaktır. Eğer hükümet, Dolar yüzünden kaybetmek istemiyorsa bir şekilde onun cazip bir yatırım aracı olmasının önüne geçmelidir. Faizin bir sorun olduğu doğrudur ama Dolardaki hızlı yükselişler faizden daha az zarar vermiyor.
Bir çözüm olarak şöyle bir öneride bulunmak isteriz; Bu ülkede yollar, köprüler, havalimanları ve hastaneler gibi çok büyük yatırımlar yapıldı. Nerdeyse tamamı yap-işlet-devret modeliyle yapıldığı için inşaatçı firmalar ilgili işletmeyi 25-30 yıl işletip hem masraflarını çıkaracaklar hem de kâr edecekler. Ancak sözleşmelerin döviz cinsinden yapılması nedeniyle işlem başı ödenen ücret de pahalılaşmış durumda. Halk da bu yüzden faydası çok olan işletmeleri takdir edeceğine cebinden fazladan çıkan para yüzünden eleştiride bulunuyor.
Oysaki halk bir şekilde bahsi geçen işletmelere ortak olabilse şikâyetler teşekküre dönüşecek. Şöyle ki; büyük bir işletme ya da işletmeler topluluğu (mesela şehir hastaneleri) için devletin ortak olduğu ya da kontrol ettiği bir şirket kurulur. Halk bu şirkete/şirketlere hissedar olur ve işletmeleri ellerinde bulunduran müteahhitlerin borcunu ödeyerek projenin yeni sahibi olur. Devlet de ya ortak olarak ya da yönetimde yolsuzluk olmasın diye bir üye bulundurur.
Bu sayede birikimler Dolar ve Euro gibi yabancı para birimlerine yatırılacağına yerli kurumlara yatırılmış olur (tabi hisseleri dolarla satan bir akıllı (!) çıkmazsa). Ayrıca projeler özelleştirilerek yabancı veya sermaye sahipleri yerine halka satılmış olur. Halk artık doların fiyatını merak edeceğine sene sonu elde edeceği kârı düşünmeye başlar.
Bahsettiğimiz yap-işlet-devret borsası eğer uygulanabilirse, şu anda halka satılabilecek en az 2 havalimanı, 20 hastane, 4 köprü, 1 tünel ve çok sayıda yol var. Müteahhitlerle yapılan anlaşmalardan kaynaklı sorunlar çıkar mı bilmiyoruz ama mesela 15 Temmuz ve FSM köprüleri için deneme amaçlı olarak bir şirket kurulup hisseler halka satılır ve işlerliğine bakılır. Eğer başarılı olunursa diğer işletmelere de geçilir. Aksi takdirde Dolar arttıkça köprülere yollara verilen ücretler artacak, TL olarak toplanan ücretler tekrar Dolara çevrilip müteahhite verilecek, o da (eğer yabancıysa) parayı alıp memleketine götürecek. Böylelikle kendi elimizle kendimizi batırmış olacağız.
Bu durum sürdürülebilir değil. Devlet zenginleri daha da zengin etmemek, halkı zenginleştirmek ve birikimleri fiziken var olan gelir kaynaklara yatırtmak için yollar bulmak zorunda. Yukarıda bahsettiğimiz örnek belki de uygulanabilir değildir. Ama halkı yatırımlara ortak edecek bir yol mutlaka vardır.







