Böyle komşular bize güç verir
Etrafımız bizi sevmeyen ülkelerle dolu (İçeride de bizleri sevmeyen ve yüzyılların kinini güden adacıklar şeklinde kesimler var ama onlar bu yazının konusu değil). Yunanistan, İran, Suriye, Ermenistan ve kısmen Irak bitmeyen bir kan davası güdüyor. Bunlardan Yunanistan ve Ermenistan’ı en azılılar olarak ayrı bir kategoriye de koyabiliriz. Bu ülkeler adeta birer “Düşmanistan”a dönüşmüş durumdalar. Ülkemizle baş edecek bir durumları yok ama güvendikleri Batılı ağabeylerinin provokasyonlarına gelerek amansızca rahatsız ediyorlar.
Aslında onlar için en büyük tehlike, azalan nüfusları ama farkında değiller. Yunanistan’ın şu anda 10.5 milyon nüfusu var ve 2050 yılına kadar 5 milyona ineceği tahmin ediliyor. Ermenistan ise sadece 3 milyon nüfusa sahip ve onlar da hızlıca nüfus kaybediyor. Ama tabi ki sadece ülke içinde azalıyor. Yoksa göç ettikleri yerde Yunan ve Ermeni kimliklerini korumaya devam ediyorlar. Diaspora dediğimiz bu gruplar yerli nüfustan bile daha tehlikeliler. Bugün Yunanistan ve Ermenistan ile ilişkilerimiz kötüyse sebebi bu ülkelerin vatandaşlarından çok diasporadaki halklarıdır. Bilhassa Amerika’daki Ermeni ve Yunan lobileri başarılı bir şekilde Amerikan siyasetçilerini etkileyebiliyorlar. Bugün F-16 alamama sorunumuz varsa, Nancy Pelosi Erivan’a gidip yapmacık ağlamalarla Ermenileri destekliyorsa sebebi lobilerdir.
Bizi yoruyorlar, yavaşlatıyorlar, can sıkıyorlar, tahkir ediyorlar ama aynı zamanda tahrik de ediyorlar. Bu sayededir ki tahrik gücü yüksek silahlar yapmaya başladık. Yani, bilinçsizce attıkları adımlar Türkiye’yi zayıflatmak yerine daha da güçlendiriyor. Daha yeni denize denizaltı tespit cihazının (sonobuoy) İHA’lardan da atılacağını öğrendik. İstihbarat için geliştirilen TCG Ufuk gemisi Yunanlıların tatbikatlarını izliyormuş. Tüm bunları Yunan basınından öğreniyoruz. Bunun gibi daha birçok haber var. Böyle giderse Yunan medyasını okuyan Yunanlılar paranoyak olacak.
Ermenistan için de durum farklı değil. Ermeni lobileri bugüne kadar Amerikan kongresinden Türkiye aleyhine kararlar çıkarmak için servet ödediler. Türkiye ise Karabağ savaşında Azerbaycan’a arka çıkarak cevabı vermiş oldu. Savaş boyunca Ermeni lobileri, Amerika ve Fransa gibi ülkelerin müdahil olmasını istedi ama hiçbiri bir şey yapamadı. Çünkü yabancı siyasilerin de yapacağı şeyler bir yere kadardır.
Aslında Ermeni lider Paşinyan barış yanlısı bir tavır izliyor ama Ermeni diasporası müsaade edecek mi, belli değil. O diaspora ki halen 1915’teki olayların intikamını almanın peşinde ve kinlerini diri tutmak için zihinlerindeki cenazeleri bir türlü toprağa gömmüyorlar. Bir kez daha tekrarlamakta fayda var. 1915’te saldırıyı başlatanlar Ermenilerdi. Rusların ve Fransızların desteğiyle çok sayıda vatandaşımızı katlettiler. Devlet de onları halkın öfkesinden korumak için Suriye’ye sürdü. Eğer ki Osmanlı’nın amacı soykırım olsaydı hepsini sürüp yaşatmaya çalışmak yerine evinde katlederdi. Eğer mevzu zulümse bugün Ermenistan’da bir Türk veya Azeri Türkü bulamazsınız. Oysa ki Türkiye’de en az 100 bin Ermeni var.
Konunun özüne dönersek; komşularımızın düşmanlığı bizi öldürmediği gibi güçlendiriyor da. Her hamle yeni bir uyarılmaya sebep olarak başta savunma sanayii olmak üzere birçok alanda uyanışa neden oluyor. Daha ileri gittikleri zaman zor kullanmak gibi çareler de düşünülecektir ama Türkiye şiddetsiz çözümde ısrar ediyor. Ancak tıpkı Ermenistan’ın Karabağ’daki hezimeti misali, Yunanistan da masaya ancak zoru gördükten sonra gelecek gibi.
Barış savaştan külfetsiz, kolay ve faydalı olan seçenektir ama komşularımız külfetsiz bir zaferin hayalini kuruyorlar. Onlar hayal kurmaya devam etsinler. Türkiye bu sayede gerçek dünyada güç kazanmaya devam ediyor.







