--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Batıdan iktidar dilenmek

İbrahim Karataş
İbrahim Karataş
9

Siyasetçiler seçimle iktidara geldikleri için halkı oy için ikna etmek zorundalar. Bu yüzden de Anadolu’yu karış karış gezip miting yaparlar ve oy olmaya çalışırlar. Eğer ki seçimi kazanırlarsa hesap verecekleri muhatap da yine halktır. Ancak CHP ve lideri Kemal Kılıçdaroğlu için sistem böyle işlemiyor gibi. Kemal Bey New York, Boston, Pennsylvania derken soluğu Londra’da aldı. Sırada Berlin var. 

Anlaşılan o ki CHP lideri iktidara gelmek için Batı dünyasının ve onların kullandığı FETÖ gibi aparatların onayını/oyunu daha çok önemsiyor. Muhalefet içinde bile kendisine kazanamayacağı düşüncesiyle direniş var. Öyle ki muhalif medyanın yarısı karşısında duruyor. O da arkasında kimlerin olduğunu göstermek amacıyla bir dizi ziyaret gerçekleştiriyor. 

Siyaset yapış tarzı kendisini ilgilendirir ama bu siyaset devlete de millet de ve hatta kendisine de zarar veriyor. Ayrıca her sakıncalı hamlesi için dikkat dağıtmaya çalışması dikkatten kaçmıyor. Mesela kimyasal silah kullanımı gibi bir yalanın Kılıçdaroğlu’nun ABD seyahatinin yapıldığı bir döneme gelmesi tesadüf olamaz. Devlet ve iktidar bununla meşgul olurken Kılıçdaroğlu da bu vesileyle gizli görüşmeler yaptı. İddialara göre Amerika’da FETÖ mensuplarını ziyaret etti ve kendisinden de bir inkâr gelmedi.

Yaptığı doğru bir hareket olsa zaten gizleme gereği duymazdı. Demek ki kaybolduğu sekiz saatte tepki çekecek görüşmeler yaptı. Eğer ki gerçekten FETÖ mensuplarıyla görüştüyse bunun devlete bir türlü meydan okuma olduğunu bilmesi gerekir. Hiçbir siyasetçi devleti ele geçirmek isteyen bir terör örgütüyle görüşemez. Görüşüyorsa da devlet yönetimine talip olmamalı. Çünkü iktidara gelir gelmez örgüt yine devlete sızacaktır. 

Şu bir gerçek ki Kılıçdaroğlu FETÖ ile mücadele edebilecek kabiliyete sahip değildir. Eğer ki iktidara kendi tabanı artı FETÖ mensuplarından alacağı ve %1’ bile bulmayan bir oyla gelirse tabanına değil FETÖ’ye hesap vermek zorundadır. Sokaktaki vatandaş en fazla iyi yaşam şartları ister ve iktidar bu beklentisini karşılamazsa bir dahaki seçime yeni bir parti dener (Gerçi CHP’liler sorgusuz yine oy verirler).  Ancak FETÖ için ekonominin, sosyal hayatın, refahın vs. önemi yoktur. Onlar devletin anahtarını isterler ve Kılıçdaroğlu’ndan da alırlar. 

Kılıçdaroğlu’nun İngiltere seyahati de sorunludur. Önce uyuşturucu ticareti iftirasıyla devletin parası kirletildi, sonra da İngiltere’ye temiz (!) para temini için gidildiği söylendi. Böylelikle Londra ziyareti meşrulaştırılmaya çalışıldı. Yani bir kez daha dikkatler başka tarafa çekildi. Ancak bu kurnazlık içinde bir kurnazlık daha görünüyor. Bu sefer de temiz para bahanesiyle İngiltere’deki derin gruplarla görüşülüyor gibi. Yoksa İngiliz parasının temiz olmadığını daha önceleri bizzat kendisi söylemişti. 

Hem malumdur ki İngilizlerin Türk ekonomisine destek vermek için bir nedenleri yoktur. En fazla paradan para kazanmak için borç verirler ve bu borcun da faizi yüksek olur. Dolayısıyla İngiliz tefecilerden para dilenmek demek devleti iflasa sürüklemek demektir. Oysa ki devletimizin borca ihtiyacı yoktur. Türk devletinin dış borcunun milli gelire oranı %37’dir. Japonya’nın borcu %264, Yunanistan’ın %178, İtalya’nın %147, Almanya’nın %71’dir. Kılıçdaroğlu’nun borç için gittiği İngiltere’nin borcu ise %87’dir. Yani İngiliz devletinin kendine bile hayrı yok. Ama dediğimiz gibi Kılıçdaroğlu en iyi ihtimalle tefecileri ziyaret etti. Fakat iddiamız odur ki daha derin gruplarla görüştü. 

Kılıçdaroğlu’nun sırtını dış güçlere dayayarak iktidar olma çabası boşa çıkacaktır. Terliğe bile oy verecek bir kitlesi var ama bu memlekette sağduyulu insan sayısı onların bildiğinden daha fazla. Halk görüyor ve öfkeleniyor. Bu çabalar iktidara gelmenin değil kaybetmenin yoludur. Sekiz ay sonra her şey belli olur.

 

İbrahim Karataş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle