Başarının hazımsızlığı ve dolaylı engellenmesi
Cumhuriyet döneminde Nuri Demirağ’dan Vecihi Hürkuş’a kadar nice girişimcinin rejim baskısı nedeniyle silah üretemedikleri, bu yüzden silah sanayisindeki atılımlar için bir yüzyıl beklememiz gerektiği herkesin malumudur. O dönemin kudretli yöneticileri yüzünden dışa bağımlı olmak bir yana, bir piyade tüfeğini bile ancak 10 yıl önce üretebildik. Geçmişteki engellemeler direktti. Üretici direndi mi ya tutuklanırdı ya da fabrikasında tesadüfen(!) yangın çıkardı.
100 yıl sonra epey bir mesafe kat edilse de bu ülkede halen ideolojik üstünlüğe sahip olan o dönemin istemezükçülerinin torunları dolaylı olarak da olsa engeller çıkarmaya devam ediyorlar. Belki silah üretimine engel olamıyorlar ama süreci yavaşlattıkları ve hevesli girişimcilerin moralini bozdukları apaçık ortada. Bu kanaati en son Baykar şirketinin Genel Müdürü Haluk Bayraktar beyin bir twiti kavileştirdi.
Haluk bey yeni Merkez Bankasını tebrik için attığı twitte “Bugüne kadar hem şahsi hem de yöneticisi olduğum firmamızdan bir kuruş dahi kredi kullanmamış bir vatandaş olarak…” gibi bir cümle de kullandı. Twit aslında bir tebrik mesajı ama Haluk bey yine de kredi kullanmamasına atıf yapmış. Çünkü bugüne kadar devamlı olarak devletten destek alıyor iftirasına maruz kaldı ve belli ki tesirinde kalmış. Kardeşiyle birlikte büyük bir başarı hikâyesi yazmış böyle bir girişimcinin krediden bahsetmesi ne kadar acı…
Baykar ki dünyanın en iyi, en çok satan ve en bilinen SİHA’larını üreterek bu ülkenin gurur kaynağı oldu. Sadece Türkiye’nin mi? Libya’da, Karabağ’da, Ukrayna’da, Suriye’de ve birkaç ülkede daha baskıcı diktatörlere ve işgalcilere karşı haklı tarafın en büyük silahı oldu. Bayraktarlar sayesinde nice masumların hayatı kurtuldu ve işgal edilen topraklar geri alındı. Türkiye ile Suriye’deki rejim ordusu beş yıl önce karşı karşıya geldiğinde eğer ordumuz başarılı olmazsa bölgede düşmanlık besleyen tüm ülkelerin bundan cesaret alacağı endişesini taşıdığımı hatırlıyorum. Fakat Bayraktarlar sayesinde kutlu bir zafer nasip oldu ve düşmanın kalbine korku girdi.
Ne var ki bugün mezkûr zaferin mimarlarından olan Baykar’ın sahipleri muhalefetin saldırısı altında. Öz kaynaklarıyla ürettikleri SİHA’lar için devlet desteği alıyorlar dediler. Damat olmasaydı başaramazdı dediler. Bayraktar kardeşler de işlerini güçlerini bırakıp iftiracılara karşı kendilerini savunmakla vakit kaybediyorlar. Oysaki en çok kredi ve desteği de Baykar şirketi hak ediyor. Bugün beş inek aldığınızda veyahut beş dönüm arazi ektiğinizde bile devlet size destek verir. Mesela bir ton buğday ektiğinizde 1000 TL destek alırsınız.
Ama söz konusu ürün SİHA olunca, kredi almak suçmuş gibi davranılıyor. Kredi alınmasa bile aynı iftiraya devam edilerek moraller bozuluyor. Sonuçta sanatını görmek ve göstermek isteyen girişimciler frenlenmiş oluyor. Kim ne derse desin bu bir devlet düşmanlığıdır. Hedefe ne kadar erken ulaşılırsa o kadar çok fayda elde edilir. Ama geç varılırsa maddi ve manevi zararlara neden olur. İşte iftiracılar an itibariyle karalamalarda bulunarak hedefi uzaklaştırıyorlar ve ülkeye zarar veriyorlar.
Maalesef dolaylı engellemeler devam edecek. Çünkü Bayraktar, TUSAŞ, Aselsan, Roketsan, BMC ve diğer savunma şirketlerinin başarısı iftiracıları hem (1) muhalefette kalmaya mahkûm ediyor, (2) hem savundukları terör örgütlerinin kayıplarını arttırıyor, hem de (3) ilericiliklerinin sözde olduğunu ele veriyor. Çünkü kendileri hâlâ heykel yaparken gerici dedikleri SİHA yapıyor.
Haluk bey ve diğer girişimciler iftiraları takmamalılar. Onlar biraz da hasetlerini örtbas etmek için laf atıyorlar. Bırakın hasetlerinde kavrulsunlar. Hem buna da şükür. İktidar olsalardı tarih 100 yıl sonra tekerrür edecekti.







